EKONOMİDE PLANLAMA

31 Ocak 2015 Cumartesi

Toplumun bütünlüklü yapısı planlamanın bütünlüklü olmasını zorunlu kılmaktadır.

                                                           

Serhat CAN

Ekonomide planlama tartışmaları geçen yüzyılın başından beri sürmektedir. İlk planlı ekonomi Sovyetler Birliği tarafından geliştirilmiştir. Liberal kapitalist iktisat teorisinin ve onun ekonomi politikaları 1929’da büyük bir kriz yaşadı. Planlı Sovyet ekonomisi bundan etkilenmediği gibi bu yıllar da daha da gelişti ve güçlendi. Sosyalist ekonomik modelin kapitalist liberal ekonomi karşısında başarısının yaşanan bu pratikle kendini göstermesi planlı ekonominin kapitalist batı devletlerin de dikkatini çekmiştir. Sovyet ekonomisinin devletçi karakterine rağmen, sosyalist ekonominin ilkelerine göre inşası devrim sonrasında bir başarı olarak kaydedilmesi gereken bir durumdur.

Planlı ekonominin liberal iktisat kuramına aykırılığına rağmen, kapitalist sistemin küresel düzeyde yaşadığı derin kriz ve bunalımdan kurtuluşun yolu planlama oldu. Liberalizm; serbest piyasanın kendi kendini düzenleyeceğini ileri sürerek, hiçbir piyasanın uzun süre düzensiz kalamayacağı, bunun ‘görünmez bir el’ tarafından düzenleneceği kehanetinde bulunmuştu. Fakat bu kehanet tutmamıştı.

Kapitalizmin geliştirdiği planlama Sovyet planlamasından farklıydı. Planlama kavramı konusundaki tartışmalar da, farklı yorum ve yöntemlerin geliştirilmesi de bundan sonra başladı. Her şeyden önce planlama kapitalizme ve onun serbest piyasacı ekonomisine hizmet etmek durumundaydı. Fakat planlamanın müdahaleci yönü ile serbest piyasanın ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ sloganı birbiriyle çelişmekteydi. Bundan ötürü kapitalizm kendi sistemine hizmet eden bir planlama anlayışı geliştirdi.

Kapitalizmin serbest pazarcı ya da devlet kapitalizmi biçiminde yaşanan her iki çeşidi de böylece ekonomilerini planla ihtiyacı duydular. Planlı ekonomi dönemi bu şekilde başladı. Ekonomide planlama tartışma dışında kaldı. Planlama ile ilgili olarak daha çok planlamanın nasıl olması gerektiği öne çıktı. Bu durum beraberinden birbirinden farklı yöntem ve amaçlar taşıyan planlama yaklaşımlarının gelişmesine neden oldu.

Planlama gelecek bir zamanda yapılacak çalışmanın tasarlanmasıdır. Hangi adımın ne zaman ve nasıl atılacağının kararlaştırılmasıdır.  Planlamanın amacı işin ya çalışmanın daha verimli ama aynı zamanda düşük maliyetle yapılmasını sağlamaktır. Bu amaçla,  emek ve zamanın tasarrufu, değerlendirilmesidir. Genel olarak insanlar kendi faaliyetlerini planlayarak yerine getirirler. Ekonomik faaliyet gibi toplumsal faaliyetlerin esasını oluşturan bir durum için planlama olgusunun etraflıca ele alınması gerekmektedir. Ekonomik faaliyet ve onun planlaması, dar anlamda üretim ve tüketimin planlaması olmayıp, onu da kapsayan, fakat daha geniş, toplumsal yaşamın tüm alanlarını etkileyen bir durumdur.  Toplumun bütünlüklü yapısı planlamanın bütünlüklü olmasını zorunlu kılmaktadır.

Kapitalizm, planlamayı liberal ideolojisine ve iktisat teorisine tezat görse de yaşadığı ekonomik krizleri aşmak, liberal ekonomik politikaların toplumda yarattığı derin uçurumları ve sosyal sorunları belli oranda gidermek için bölüşümün yeniden düzenlenmesi çerçevesinde ve yine bazı sosyal politikalar gereği olarak yapmaktadır. Bununla kendisi için sürdürülebilir bir sistem yaratmayı amaçlamaktadır.

Sovyetler Birliği, serbest piyasaya karşı sosyalist ekonomiyi geliştirme çabasında olmuşsa da devlet kapitalizmi sınırlarını aşmayan bir düzeyde kalmıştır. Kapitalizm özel sektör ya da bireyler eliyle değil, devlet ve onun bürokrasisi eliyle gerçekleşmiştir. Planlama da bu eksende olmuştur. Toplumun kendi ekonomisini örgütlemesinin ortamını oluşturma yerine, toplum adına devlet ekonomiyi planlamış ve yürütmüştür.

Toplumcu bir ekonomi için planlamanın gerekliliği ve nasılı geniş bir şekilde tartışmaya muhtaç bir konu olmaktadır. Ekonominin toplum için taşıdığı anlam ve önem düşünüldüğünde plansız bir ekonomi olamayacağı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu durumda planlamadan ne anlaşılması gerektiği, planlı ekonominin hangi süreçlerde ve nasıl geliştirileceğinin iyi belirlenmesi gerekir.

Komünal ekonomi, ekonominin temel konusu olan toplumsal ihtiyaçların üretim sürecinden, tüketime, bölüşüme ve yeniden üretime kadar ki döngüyü genel teorik izah kadar, genel planlamalara da kavuşturması gerekiyor. Neyi, nerede, nasıl, kimler için ve ne kadar üreteceğini bilmeyen bir ekonomi düşünülemez. Amacını, yöntemini zaman ve mekânın koşullarına göre etkin bir şekilde planlamak toplumcu ekonominin temel sorunlarından biridir.

Burada üzerinde önemle durulması gereken durum, planlama olgusunun kendisidir. Ne topluma rağmen toplum adına karar veren devlet kapitalizminin merkeziyetçi tarzı ne de sistemini sürdürülebilir kılma amacını taşıyan liberal iktisat teorilerinin kar amacını eksene alan tarzı toplumcu, komünal ekonominin planlama tarzı olamaz.

Komünal ekonominin planlama anlayışı ekonomik özyönetimin bir gereği olarak toplumsal katılımın ve demokratik yönetimin bir tezahürü şeklinde gerçekleşmesi gerekir. Ekonomik üretim birimleri olan kooperatifler, üyelerinin doğrudan ve aktif katılımı ile baştan sona tüm ekonomik sürecin planlamasına katılırlar. Toplumsal yaşamın düzenlenmesinde nasıl ki meclisler etkin kurumlaşmalar olarak öne çıkıyorsa, ekonomik alanın düzenlenmesinde, planlanmasında kooperatifler, kooperatif birlikleri, ekonomi akademileri, bu amaçla araştırma yapan kurumlar, komün ve meclisler ile tüm toplumun katılımına açık bir sürecin işlemesi gerekir.

Ekonomik yaşamın dinamik olduğu düşünüldüğünde, planlamaların esnek, anlaşılır, gerçekleştirilebilir ve tutarlı olması gerekir. Her bir ekonomik birim, toplumun genel durumunu ve ekonomini içinde bulunduğu koşulları gözönüne getirerek planlamalarını yerinde geliştirirken, sektörel ve genel düzeyde bu planlamalar genel ekonominin hedef ve kapasitesini ortaya çıkaracaktır.

 

 

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.