NEWROZ ÖZGÜRLÜK BİLİNCİDİR

19 Mart 2015 Perşembe

Newroz’un tarihsel olarak oluşmuş anlamı, toplumsal tarihten ayrı düşünülemez








                                                     

Serhat CAN

Toplumlar için bayramlar, toplumsallıklarını ve dolayısıyla özgürlüğünü, varlığını sürdürme mücadelesinde ortaya çıkarılmış anlamın kutsanması, kutlanmasıdır.  Toplumsal doğa bu ‘anlam’ üzerinde gelişmiştir. Kendi emeği ve yaratımlarıyla kendini yaratan toplumsallık, oluşturduğu maddi ve manevi normlar ve yapılar ile varlık ve özgürlük gibi temel yaşamsal konuları toplum hafızasında derin bir şekilde kalmasını sağlamıştır. Toplumun kültürel yapısına yakından bakıldığında bunun sayısız örnekleriyle karşılaşmak mümkündür. Sadece genelleşmiş, hatta günümüzde yaygın dinler yoluyla tüm kültürleri etkileyen bayramların dışında kalanları daha zengin ve derin anlamlar içermektedir. Kapitalist modernitenin ve onun ulus devlet biçiminin toplumu tek tipleştirici kalıplarının zengin toplumsal doğa için kültürel bir katliam olduğunun belki de en açık şeklini burada görmek mümkündür. Özellikle tarım ve köy devrimi ile yarı göçebe toplulukların doğa ile bütünleşik yaşamlarının inanç şeklinde gelişen anlam dünyası, en özgür ve olgunlaşmış toplumsallık olarak günümüze kadar etkisini sürdürmüştür. Yaşımın her alanına ilişkin geliştirilen normlar, ahlak kuralları ve kutsallıklar bunun ifadesidir. Her toplumda bunun örneklerine bolca rastlamak mümkündür.

Tarım ve köy devrimin ilk geliştiği coğrafya ve toplumsallık olarak Kürdistan ve Kürt toplumsallığında böylesi günlerin hem ilk biçimlerine hem de en kapsamlı ve derin anlam ifade eden günleri oldukça fazladır. Toplumun kendi yaratımlarını ve emeğini kutsaması anlamında bayramlar hem doğanın bereket ve bolluk dönemlerine, hem de ikinci doğa olarak gelişen toplumsal doğanın normlarını göstermektedir.

İnsan ve toplumu birinci doğanın içinde, ondan öğrenmenin yanında,  onu dönüştürerek kendi doğasını oluşturmuştur. Newroz, doğa olaylarının toplumsal yaşama ilişkin bu anlamsal dönüşümünü gösteren bir doğal toplum bayramıdır. Doğa’nın bahar ekinoksu ile birlikte canlanması, kış mevsiminin ağır ve tek düzeliğine karşılık baharın renkli ve çeşitlilik gösteren zengin dünyası, toplumsal yaşam için de benzer anlamlar taşımaktadır. Bahar, aynı zamanda toplum için de doğanın sınırlayıcı etkisinden kurtulup hareket imkânlarına kavuştuğu, tarım ve hayvancılık için, hatta toplayıcılık için uygun şartlar oluşturmaktaydı. İnsan, hem hareket özgürlüğüne hem de besin temin etme imkânlarına daha fazla kavuşmaktaydı. Bunda da doğa olaylarını belirleyici etkisinin erken fark edilmiş olması ilk mitolojilerin ve inançların doğa ve gök cisimlerinin hareketiyle açıklanmaya çalışılması insan ve doğa, ya da daha genel bir söylemle toplum ve doğa ilişkilerinde bir ölçü niteliğindedir. Doğal toplumların kutsallarının doğa ile birebir ilişkili olmasında, toplum için doğanın öneminin anlaşılmasıyla aynı anlamı taşımaktadır. Her doğa kuvvetinin ya da olayının bir mitolojik ve dinsel izaha ve kutsal sembollere dönüşmesi de bu şekilde gelişmiştir. Kendi farkına varan insan ve toplumu için sembol niteliğinde olan günlerin gelişmesi aynı zamanda özgürlüğün gelişimidir.

Newroz bayramının toplumsal doğa için anlamı özgürlüktür. Ne zaman ve nasıl başladığı kesin olarak bilinmemektedir. Bu yönüyle belki de insanlığın eski bayramıdır. Toplumsallaşmanın, dolayısıyla kültürel gelişmenin olgunlaştığı doğal toplum kültürünün tüm özelliklerini ve anlamını taşıyan bir bayramdır. Yukarı Mezopotamya’nın ova ve platolarında, Zagros dağları ve derin vadilerinde yaşayan Aryen kültür şekillenmesini yaşayan kabile ve aşiretlerin yaşadığı kültürel gelişme düzeyini yansıtmaktadır. Toplumun yaşadığı döneme göre anlamı genişlemekte ve derinleşmektedir. İktidar ve devletin gelişmesi Newroz’ un anlamını toplumsal özgürlükler için daha da anlamlı hale getirmiştir. Devletlerin emperyal politikalarına, sömürgeci amaçlarına karşı, varlıklarını ve özgürlüklerini korumak için  ‘dağlı’ kabile ve aşiretler yüzyılları bulan bir mücadele içinde oldu. Newroz Bayramı mücadele içinde olan bu kabile ve aşiretlerin özgürlüklerini sağladıkları gündür. Destan dili ile ve mitolojik bir şekilde anlatılanın doğal toplumun yabancı işgal ve köleleşmeye karşı direniş ve mücadele olduğu, bu mücadelenin sonucunda ise zaferin bayram şeklinde kutlanmasıdır. Demirci Kawa, bu mücadelenin ortaya çıkardığı bir toplum önderidir. Dehaq ise zaten bir kraldır. İktidar ve devlettir.  Daha çok da bir dış gücü, yabancı bir iktidarı temsil etmektedir. Yabancı iktidarın toplumsal yapı üzerindeki tahribatları hem amaçları hem de yol açtığı sonuçlar bakımından daha tahripkâr olmaktadır. Dehaq, yaşamak için gençlerin beyinlerin ihtiyaç duyuyor. Gençlik, toplumun geleceğidir. Hastalığını tedavi etmek için gençlerin beyinlerini almak, fiziki katliamdan daha çok bir kültürel katliam, zihniyet ve gelecek katliamıdır. Toplumu geleceksiz bırakmak, kendisi için düşünemez hale getirmektir. Emperyalist sömürgeci bir devletin tam da yapmak istediğidir. Demirci Kawa’nın başta gençleri, giderek toplumu örgütlemesi ve önderlik etmesiyle kazanılan özgürlüğün dağ başlarında yakılan ateşlerle kutlanması. ‘Dağlarda’ ateşin yakılması yine proto Kürt kabile ve aşiretlerin yerleşim yerlerini, Zagros dağlarının, Newroz söylencesinde yer bulmasının, bu kabile ve aşiretlerin kültüründe ‘dağ’ın anlamının o günlerden bilindiğinin göstergesi olmaktadır.  Newroz, mitoloji diliyle toplumsal tarihi bilince dönüştürür. Toplumun zihniyetini ve hafızasını oluşturmuştur ve bugün de o anlamı temsil etmektedir, korumaktadır.

Newroz’un mitolojik anlatımı ve bunun toplumsal tarih açısından taşıdığı anlam, toplumsal varlığın yaşam ve mücadele tarihidir. Yani Kürt toplumunun, Kürdistan toplumunun insanlık kültürüne, evrensel tarihe kendisinden kattığı bir değerdir. Nitekim Newroz sadece aryenik toplumların kutladığı bir bayram olmaktan çoktan çıkmış, geniş topluluklara yayılmış, değişik kültürler tarafından kutlanan bir bayram olmuştur. İnsanlığın ortak bir mirası ve kültürel değeri haline gelmiştir. Bunda Newroz’un özgürlük, eşitlik gibi temel değerlerin ifadesi olmasının belirleyici payı vardır.

Newroz’un tarihsel olarak oluşmuş anlamı, toplumsal tarihten ayrı düşünülemez. Newroz bu anlamda toplumsal sorunların mücadele ile kazanılan özgürlükleri ifade etmektedir. Kürdistan, ülke ve halk olarak özellikle de kapitalist modernite döneminde fiziki ve kültürel soykırım kıskacına alındı. Bir yandan kapitalist modernitenin toplumu dağıtan, parçalayan politikaları diğer yanda ise bunu tamamlayan şekilde kurgulanmış sömürgeci bölge devletleri Kürt toplumunu ve ülkesini en faşist ve katliamcı politikalarıyla yok etme kararlılığı içindeydi. Kürdistan, çağın tüm gelişmelerinden koparılıp zifiri karanlıklara gömülürken, buna karşı direniş gösteren en sıradan bir çabayı katliamla ortadan kaldırmaktaydı. Kürdistan’da toplumu ve onun zihniyetini dağıtma, asimile ederek kendisi olmaktan çıkarmak ve hâkim ulusların varlığı içinde eritmek esas strateji olarak uygulandı. Yeni Dehaq’lar yine tiranlıklarını kurmuş, toplumu nefes alamayacak duruma getirmişti. Kürdistan’ın her yanı zindana dönüştürülmüştü. Kürdistan’da mücadele ancak Newroz mitolojisinin yaşam bulmasıyla mümkündü. Toplumların mitolojileri, hafızaları ve tarih bilinçleridir. Tarih bilinci ve hafıza yenilenmedikçe kölelikten kurtulmak mümkün olmamaktaydı.

Önder APO’nun tarihsel eylemi, tanrılardan ateşi çalan Prometheus gibi, her türden görünen ve görünmeyen engelleri aşarak Kürt toplumuna bu bilinci Newroz ateşi aydınlığında ve sıcaklığında taşıması oldu.  Amed zindanında Mazlum Doğan,  “Teslimiyet İhanete, Direniş Zafere Götürür” sloganı ile yaşamsal hale getirdiği Newroz mitolojisi,  çağdaş Dehaq’ların karşısında çağdaş Demirci Kawa olarak eylemiyle ortaya çıktı. 12 Eylül cuntasının zindanları Nemrutların zulmünden geri kalmadığı gibi, Kürdistan toplumunun yaşadığı kültürel soykırım Newroz efsanesindeki toplumun yaşadığı katliam tehlikesinden daha büyük ve somut bir durumdaydı. Mazlum Doğan’a Çağdaş Kawa denilmesinin nedeni de bu tarihsel bilinç kıvılcımını eylemiyle canlı tutması ve büyütmesidir. Kürdistan toplumuna Newroz ateşinin aydınlığında direniş, mücadele ve özgürlük yolunu göstermesidir. Sömürgeciliğin kendini en güçlü hissettiği bir dönemde ve mekânda onu yenmesidir. Özgür yaşama kararının ve onun iradesinin zaferidir.

Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’nın Özgür yaşam kararı olarak Nevroz’u göstermesi Kürdistan’da ve Kürdistan Halkının yaşadığı her alanda karşılığını buldu. Zekiye Alkan; Amed Surlarında, Ronahi ve Berivan Avrupa’da, Rahşan; İzmir Kalesinde şahadetleriyle Newroz ateşinin aydınlığını ve sıcaklığını Kürdistan halkına ve tüm insanlığa taşıdılar. Kürdistan, Türkiye ve Avrupa metropollerindeki şahadetler; sömürgeciliğin Kürdistan’dan, Kürt toplumundan ve kültüründen koparılmaya karşı topluma mücadele çağrısı ve manifestosu niteliğindedir.  Mazlum Doğan’ın büyük eyleminin farklı mekân ve toplumsal ortamlara taşırılması ve yaşatılmasıdır. Bu da Newroz’un özgürlük bilincidir.

Bölge gericiliği, dini maske ile sömürgeci ve emperyalist niyetlerle Kürdistan’a bugün de saldırmaktadır. Eşine ender rastlanır bir vahşilikte katliamlar yapmaktalar. Tıpkı başlangıçta olduğu gibi, tarih adeta kendini tekrar ediyor. Mekân bile aynı mekân. Aynı yöntemlerle köleleştirmek, yok etme istiyorlar. Dehaq, adeta bu faşist zihniyetin ruhunda yaşamakta ve ona yön vermektedir. Buna karşı Çağdaş Kawa da  Kobani’den Şengal’e, Kerkük’ten Germiyan’a kadar halkımızın görkemli direnişinde yaşamakta ve ona ışık tutmaktadır. Mazlum Doğan’ın Amed zindanında yaktığı ateş, Newroz’un yaratıldığı Zağros dağlarında, asıl kaynağında tüm görkemliliği ile özgür bir şekilde yanmaktadır.   

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.