Değişen Ortadoğu’da Diplomasinin önemi

03 Nisan 2015 Cuma

Kürtlerin kendi aralarındaki ilişkileri ve ortaklaşmaları demokratik ulusa dayanan diplomasi çalışmaları için önemlidir. Ancak…








Deniz GÜL

Diplomasi denildiğinde genelde devletlerarası ilişkiler anlaşılıyor. Devletlerin birbirleriyle olan ilişkileri kapsamındaki faaliyetlere diplomasi deniliyor. Oysa, diplomasi sadece devletler arası ilişkileri ifade etmiyor. Diplomasi, devrimci örgütler tarafından da yürütülmektedir. Hem diğer devrimci örgütlerle ve kamuya yönelik hem de devletlerle yürütülen bir faaliyet olmaktadır. Devletler açısından yürütülen diplomasi, genelde devletlerin savaşlar öncesi ve sonrası en fazla yaptığı faaliyetlerdir. Bu faaliyetlere göre taktikler belirlenip, ittifaklar geliştirilir. Devletler, hayati önemde olan diplomasiyi gereğine göre yürütemezlerse cephede kazandıkları savaşı, masada her an kaybedebilirler. Tarihte bunun trajik örnekleri çoktur.

 Dünya siyasetinde Ortadoğu önemli bir yere sahiptir. Dolayısıyla stratejik olarak diplomasi faaliyetleri en fazla bu bölge devletleriyle yürütülmektedir.  Küreselleşmenin hızla gelişmesiyle birlikte toplumlar ve devletler de birbirini en fazla bu bölgede etkilemektedir. Merkezi uygarlık, yüz yıl önce Ortadoğu’yu dizayn edip sistemini inşa ederken, ulus-devletler ve işbirlikçi rejimleriyle kendisini garantiye aldığını tasavvur etmişti. Ancak son yıllarda durumun kalıcı olmadığı açığa çıktı. Ortadoğu’nun ulus devletleri ile halklar arasında gelişen çatışmalar ve yaşanan ayaklanmalarla bu devletler giderek meşruiyetlerini kaybettiler.

Bölgeye dönük gerçekleşen son siyasi ve askeri müdahaleler, küresel hegemonyanın yeniden tesisi ve meşruiyetini sağlamak içindir. Küresel proje ve bu kapsamda gelişen müdahale halkların yaşadığı ağır sorunlara çözüm oluşturmadığı gibi daha fazla derinleştirerek yeni çatışmalara yol açtı. Tunus’la başlayan ve diğer devletlere sıçrayan ayaklanmalar kontrolün dışına çıkınca bölge devletlerini ve küresel güçleri bir hayli endişelendirdi. Arap baharı olarak dilendirilen bu süreç en az Ortadoğu devletleri kadar küresel güçleri de ilgilendiriyordu. Buda küresel güçlerin bölgeye müdahalesini beraberinde getirdi. Bu müdahaleyle birlikte Irak’la başlayan ve Suriye’yle devam eden süreçte bölgemizde ciddi bir otorite boşluğu doğdu. Ortadoğu’nun iki önemli bölge gücü olan Türkiye ve İran bu durumdan faydalanmak için erkenden harekete geçip tüm imkânlarını değerlendirdiler. Lakin ne bu iki ülkenin ne de küresel güçlerin ortaya çıkardığı herhangi bir çözüm biçimi gelişmedi. Çözümsüzlük, çözüm biçimi olarak bölgede sürdürülmek istenmektedir.

Yaklaşık son üç yılda Ortadoğu politikaları Suriye üzerinden sürdürülmeye çalışıldı. Suriye toprakları hem jeo-stratejik konumu itibarıyla hem de toplumsal farklılığı kendi içinde barındırdığından Ortadoğu’nun en önemli ülkelerinden biridir. Bölgenin yeniden dizayn edilmesi isteniyorsa, Suriye üzerinden başlaması herkesçe kabul gören görüşlerdendir. Esad rejimi, bölge denkleminde kilit bir role sahiptir. Rejimi ayakta tutan bölgede yaşanan denge ve statüko durumudur. Denge ve statükonun yeniden oluşturulması Suriye’ye müdahaleyi zayıflattığı gibi bölgeyi kontrolsüz bir çatışma ve kaos sürecine de sürükledi. DAİŞ saldırıları bunun bariz örneğidir ve bu nedenle Esad rejimi varlığını sürdürme imkânı buldu. DAİŞ saldırıları, başta Türkiye olmak üzere bölge devletlerinin ulus-devletçi anlayışa dayalı mezhepçi politika ve diplomatik ilişkiler geliştirmeleri sonucudur. Bu çatışmalı ortamda Beşar Esad giderek güç kazandı. “Suriye ’siz barış, Mısır’sız savaş olmaz!” tespiti bir kez daha pratik karşılığını bulmuş oldu. Suriye’nin nihai olarak kendisini bekleyen akıbetten kurtarması zor, ama mevcut durumda ömrünü uzattığı da tartışmasız bir gerçekliktir.

İşte böylesi bir süreçte hareketimiz öz gücüne dayanarak Suriye politikalarına müdahale edince Ortadoğu halkları, halklara dayanan demokrasiyle, demokratik yönetimle, öz savunma gücüyle tanıştı. Halklar, kendisine olan güveni yeniden kazanmaya başladı. Ortadoğu’daki ve özellikle de Suriye ve Şengal’deki gelişmeleri iyi okuyan; buna göre politika belirleyen, konumlanan, tüm tahriklere rağmen bölge halkının değerlerini koruyan, gözeten hareketimiz Rojava’da, “Kantonal sistemi/ Demokratik Suriye özerk kantonları”  ilan etti.

 Kapitalist modernite’ye alternatif bir sistem olan halklara dayalı Kantonal sistem birçok güç tarafından kaygıyla izlendi. Demokratik ulus perspektifine sahip olan diplomasi çalışmalarımız gelişince Suriye’de ve kısmen Ortadoğu’da meşruiyet sağladı. Bu kazanımlar ideolojik, politik ve askeri duruşla elde edildi; öyle gelişti.  Mevcut gelişmeleri daha fazla bölge halklarının çıkarları doğrultusunda etkili kılmak için diplomasi faaliyetlerini daha fazla geliştirmek gerekiyor. Gelinen aşamada bunun olanakları fazlasıyla açığa çıkmıştır.

 Siyasetin en önemli sahası meşruiyettir. Yani yerel, bölgesel ve evrensel tanınma ve kabul görme tüm diplomatik faaliyetlerin esasını oluşturmaktadır. Kürtlerin kendi aralarındaki ilişkileri ve ortaklaşmaları demokratik ulusa dayanan diplomasi çalışmaları için önemlidir. Ancak bu şekilde halkların çıkarlarını esas alan etkili bir diplomasi çalışması yürütebiliriz. Hem bölgede hem de uluslararası alanda etkili bir diplomasi çalışması açısından Kürtler arası birlik önemlidir. Ortadoğu’nun uluslararası güçler açısından önemi de göz önüne getirildiğinde bu bölgede etkili olacak diplomasi çalışmalarımız uluslararası alanda yürütülecek diplomasi faaliyetleri açısından da önemli avantajlar ortaya çıkaracaktır. Bizi daha fazla meşrulaştırıp kabul görür hale getirecektir.

Tanınmayla birlikte gelişecek olan ilişkiler ve ittifaklar bir diğer önemli diplomatik çalışmalardandır. Halkların ortak değerlerini kapsayan Demokratik ulus anlayışı anlaşıldıkça ittifaklar meselesi stratejik anlayışa dayalı olarak kendisini pratikleştirecektir. Buna dayalı stratejik ve taktik ittifaklar gelişecektir. Bu konuda kimin bize nasıl baktığı değil de, bizim kendimizi ne kadar doğru tanıttığımız önemli olmaktadır.

Diplomasi çalışmalarını üç koldan; yerel, bölgesel ve evrensel olarak yetkince geliştirmedikçe sonuç almanın kolay olmadığı anlaşılmaktadır. Bu faaliyetlerin derinlikli ve kapsamlı ele alınması sonuç almak açısından önemli olmaktadır. Kürdistan’da Kürt sorununun çözümü, bölgede demokrasinin gelişmesi ve barış ortamının oluşması açısından diplomasi faaliyetleri önemli olmaktadır.

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.