ÊZİDİLİK_1. BÖLÜM

06 Nisan 2015 Pazartesi

Êzidilik; kadim bir Mezopotamya dinidir. Mitraizm, Mazdaizm ve Zerdüştlüğü de kendi içinde barındıran, sentezleyen ve tek tanrılı dinlerden de etkilenen bir dindir diyebiliriz. Ama…









Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi

Êzidilik ve Tek Tanrılık

Êzidiliğin kökeni ve tarihi hakkında net ve somut bilgilere sahip değiliz. Dinlerinin çok eski olduğunu, kuruluşu üzerine tarihi bilgilerin zaman içinde unutulduğunu, yazılı kaynaklarının çalındığını ya da kaybolduğunu söyleyen Êzidilerin tarihi üzerine objektif yorum yapmak zor olmaktadır. Bazı kesimlerce köksüz kılınmaya, Kürt olmadıklarına ikna edilmeye, Araplaştırılmaya çalışılan Êzidiler hakkında doğruya yakın tanımlar ve yorumlar yapmak önemli olmaktadır.

Köken olarak Êzid; Zerdüştliğin kutsal kitabı olan Avesta’daki Yazata, Yazdan, Yezdan (tanrı, melek, tapınılan şey) kelimesindeki anlamla aynıdır ve Kürtler günümüzde de bu kelimeyi yaygınca kullanmaktadır.

Êzidiler, Ezda (Ez-da) yani beni verdi, beni yarattı anlamında kullanmaktadır. Aynı anlama gelen Xwedêda kelimesini de kullanmaktadırlar ki, Xwedêda günümüzde yaygınca Êzidiler arasında erkek ismi olarak da kullanılmaktadır. Ezda’nın tanrının binbir adından biri olduğu Êzidiler tarafından kabul görmektedir.

Zazaca’da Mazda (Maz-da)=bizi veren=Allah verdi

Kurmanci de Xweda (Xwe-da)=Allah verdi

Ezda= Bizi veren=tanrının Êzidilikteki diğer adı

Êzidilikte binbir ismi olan Allahın isimlerinin en büyüğünün Xweda olduğuna dair bir qewl’de şöyle denmektedir;

Êzî bi xwe Padşa ye

Hezar û yek nav li xwe danaye

Navê herî mezin her Xweda ye

Şiir’in Türkçesi şöyledir;

Êzî kendisi padişahtır

Binbir isim vermiş kendisine

İsmin en büyüğü Xweda elbette

Êzî, Ezda, Êzd, Xweda, Padşa, Meda Allahın binbir isimlerinden birkaçıdır. Êzidiliğin kökeni çok eskilere dayanmaktadır. Binbir isminin olmasına rağmen tek tanrıdır. Êzidilik tek tanrılı bir din olmasının yanı sıra yardımcı mahiyette 7 melek bulunmaktadır ki, Tawusi Melek (Azazil) bu meleklerin başıdır. Êzidiliğin tek tanrılı bir din olduğu aşağıdaki dörtlükte daha iyi anlaşılmaktadır:

Xweda dizane li bahra çend keşkûl av e

Ev dinya li ba wi seat û gawe

Xwedê yek e

Bê şîrike û bê heval e

Her ewe her ewe

Şiirin Türkçesi şöyledir:

Allah denizde ne kadar su olduğunu bilir

Bu dünya O’nun yanında bir saat ve bir adımdır

Tanrı birdir

Ortaksız ve arkadaşsızdır

Hep O’dur, hep O’dur

Yukarıdaki son dörtlükte de anlaşıldığı gibi Êzidilik tek tanrılı bir dindir ve tanrının bir benzeri ve ortağı yoktur. Bu tanrı her şeyi bilir ve her şeye kadirdir. Ama diğer tek tanrılı dinlerden farkı Êzidilikte  7 meleğin dünyayı yaratma işini üstlenmiş olmasıdır.

Êzidilik; kadim bir Mezopotamya dinidir. Mitraizm, Mazdaizm ve Zerdüştlüğü de kendi içinde barındıran, sentezleyen ve tek tanrılı dinlerden de etkilenen bir dindir diyebiliriz. Ama Êzidilik, Yahudilik gibi sadece bir ulusa mal olan bir dindir. Yani Êzidilik, Kürtlerin kadim dinidir ve Kürtler dışında başka bir halkın dini olmamıştır.

Êzidiliği bazı araştırmacılar Şêxadi ile başlatmakta ama bu yanlış bir tespittir. Şêxadi, İslamiyet karşısında Êzidilik’te bazı reformasyonlara gitmiştir ama Êzidiliğin kökenini teşkil etmemektedir. Daha önceleri Şêx makamı Êzidilikte yoktur ama Şêxadi ile birlikte şêxlik de bir kast olarak Êzidilik içinde benimsenmiştir.

Êzidilik başlangıçtan günümüze kadar birçok değişime uğramıştır. Êzidilikte tenasühe yani ruh göçüne (reenkarnasyon) inanıldığı için, Êzidilik inancına göre; zor günlerde değerli ve ulu bir insan, Tawisi Melek’in kerametiyle Êzidilerin imdadına yetişecek, böylece Êzidiliği yok olmaktan ve kaybolmaktan kurtaracak ve koruyacaktır. Şêxadi ve ardıllarını da böyle anlamak, yani ruh göçü ve yeniden vücut bulma şeklinde anlamak en doğrusu olacaktır. Birçok inançta, dinde, mezhepte, tarikatta böyle bir inanış biçimi vardır. Alevilikteki don değiştirme gibi.

Mezopotamya kültür mozaiğinin en renkli temel taşlarından birini oluşturan ve varoluşundan beri kendi özünü korumayı başaran Êzidilerin dinsel kimliklerinin yanı sıra, ulusal kimlikleri üzerinde de sistemli bir dejenere etme ve çarpıtma politikaları yürütülmüştür ve hala da yürütülmektedir. Êzidilik zaman zaman Êzidiler dışındakiler tarafından Yezidilik olarak telafuz edilmekte ve bazı kesimlerce de Êzidilik, Halife Yezid’le ilişkilendirilmeye çalışılmaktadır. Böylece Êzidilerin tarih bilinci çarpıtılıp Arap siyasal kültürüyle karıştırılmak istenmektedir. Kamuoyunda ‘’Güneşe ve Ateşe tapanlar’’ olarak tanınan Êzidiler hakkında doğru bilgiye ulaşmak oldukça zor olmaktadır. Varolan bilgilerin çoğu yanlış, asılsız, eklektik ve çarpıtılmış bilgilerdir. Êzidiler güneşe, ateşe ya da çok yaygınca çarpıtılan ş…a tapanlar değildirler. Nasıl ki Müslümanların kıblesi Kâbe ise, Êzidilerin kıblesi ise Güneştir. Güneşe dönerek dua etmelerinin temelinde bu vardır.

Coğrafi olarak dört parçaya bölünen Kürdistan, kendi içinde de dinsel, dilsel, kültürel parçalanmayı yaşamaktadır. Bir kültürel zenginlik olan dilsel, dinsel, mezhepsel, inançsal farklılıklar egemen devlet yöneticilerince karşıtlıklara dönüştürülerek böl-parçala-çatıştır-yönet ve asimile et politikasına uyarlanmakta ve Kürdistan coğrafyası gibi halkını da parçalamayı hedeflemektedirler.

Êzidilerin Kürt olmadıkları yönündeki propagandalar başta Kafkasya Êzidileri olmak üzere, Şengal yöresindeki Êzidiler üzerinde de etki yapmıştır. Bunda, tarihte Êzidiler üzerinde birçok katliam gerçekleştiren Arap ve Osmanlı devletinin yanında yer alan bazı Kürt işbirlikçi aile ya da aşiretlerin de önemli payı olmuştur. Oysa Êzidiler Kürt kültürünü ve geleneğini bin yıllardır yaşatarak günümüze kadar getirmişlerdir. Kürtçenin kurmanci lehçesiyle konuşan Êzidiler, Kürt gelenek ve göreneklerini yaşayan, ibadetleri ve duaları Kürtçe olan bir halktır. Kutsal kitapları olan Mıshefa Reş ile El Celwe de Kürtçe yazılmıştır. Hatta bazı kesimler ‘’Êzidilerin Tanrıları dahi Kürtçe konuşuyor.’’ demektedirler. Oysa asıl aşınma ve yabancılaşma İslamlaşan Kürtler’de yaşanmıştır. Bu anlamda Êzidilerin Kürt kültürünü en güçlü taşıyan, dinsel ve kültürel olarak en köklü kesim olduğunu belirtmek abartılı olmayacaktır. Kürtlerin ulusal kimliğinin oluşumunda bir etken olan inanç ve felsefeyi Êzidiler hala yaşatmaktadırlar. Kürt giyim kuşamından tutalım sözlü edebiyata, mitolojik anlatımlara kadar hala en çok yaşatanlardır.

Êzidilik, İslamiyet öncesi Kürt dininin, İslamiyet karşısında yok olmamak için kendisini değişime uğratarak günümüze gelmesidir. Arap orduları, İslamiyeti kılıç zoruyla yaymak için Kürdistan’a akınlar düzenlemişler ve bu dönemde büyük çoğunluğu Êzidi, Zerdüşti ve Mithraist olan Kürtler, uzun bir süre İslamiyete karşı büyük bir direniş sergilemişlerdir. İslamiyeti ve Araplaşmayı reddeden Kürtler, büyük bir katliamla karşı karşıya kalmışlardır. Kürtlerin büyük bir bölümü bu şartlar altında Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Daha sonra Zerdüşti ve Êzidi Kürtlerle İslamiyeti kabul eden Kürtler arasında da çatışmalar yaşanacak ve günümüze kadar gelecekti. Bu şartlar altında Êzidilik yeniden şekillenmeye başlayacaktı. Tam da bu çatışmalı dönemde Şêxadi, Êzidilğe belli kurallar getirerek bir reformasyona tabii tutacaktı. Ama bu reformlar Êzidilerin katliamdan kurtulmasına yetmeyecekti. En son DAİŞ’in vahşi saldırılarıyla 73. kez katliama uğramış oldular.

Katliam, diaspora, zoraki Müslümanlaştırma politikaları nedeniyle günümüzde dünyada ancak 1,5 milyona yakın Êzidi kaldığı tahmin edilmektedir. Bu Êzidilerin büyük bir bölümü ise kendi yurtlarından sürgün edilmiş, göçertilmiş, dağıtılmışlardır. Günümüzde Êzidiler Kürdistan’ın Başur’unda, Rojava’sında, Bakur’unda, Ermenistan’da, Gürcistan’da, Ukrayna ve Rusya’da yaşamaktadırlar. Büyük bir bölümü ise Avrupa’da özellikle de Almanya’da yaşamaktadır.

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.