BİLİM İKTİDAR İLİŞKİSİNDE SORUNLAR ve ÇÖZÜM

09 Temmuz 2015 Perşembe

…Dolayısıyla topluma hizmet edebilmesi için bilimin özgürleşmesi zorunludur.

 











Şiyar Koçgiri

 

Bilim ve iktidar tarih boyunca ilişki içinde olmuştur. Olumlu ve olumsuz yanlarıyla kimi zaman bilim iktidarın kimi zaman da iktidar bilimin etkisi altında kalmıştır.

Her çağda ilerleyen insan, aklını kullanmayı öğrenmiş ve kendinden başlattığı aydınlanmayı geleceğe taşımıştır. İnsanın aklını kullanması bilimin sistemli olarak ilerlemesine büyük katkıda bulunmuş, bunun yanında bilim çeşitli dallara ayrılmış, bilimde uzmanlaşmaya gidilmiş ve modernleşme ile günümüzde hemen her alanda kullanılan teknoloji bilime hız kazandırmıştır. Günümüzde bilimin temeli deney ve gözleme dayanmaktadır.

Elbette bilim, günümüzdeki düzeyine rahat bir şekilde gelmemiştir. Ezberleri bozarak toplumsal yaşama yön vermeye başladığı andan itibaren engellenmeye çalışılmış, yok sayılmış, doğasıyla oynanmış, saptırılmıştır. Fakat her seferinde toplum lehine gelişimini sürdürmüş, büyümüş ve toplumsal bunalımlara çıkış sunabilecek bir düzeye ulaşmıştır. Bir zamanlar bilime karşı çıkanlar, onun önünde boyun eğmek zorunda kalmış, hatta ondan faydalanmaya giderek denetim altına almaya çalışmışlardır.

İktidar, toplumsal değerlere el koyan güçlerin buna dayanarak toplumsal yaşamı düzenleme, denetleme ve yönetme erki olarak tanımlanabilir.

Bu gücü eline geçiren kesimler ne adına olursa olsun öncelikle kendi çıkarlarını esas almışlardır. Bunu yaparken zor ve ikna başvurdukları temel yöntemlerdir. İktidar sahipleri, ellerindeki bu gücü sadece zor ile koruyamayacaklarını tarihlerinden bilmektedir. Korku tek başına iktidar tesis etmeye yetmez. Kontrole alınmış ve hizmete koşturulmuş bilim ve zihniyet çalışmaları olmaksızın, bunun sağlayacağı toplumsal rıza ve ikna sağlanmaksızın iktidarların ayakta kalması düşünülemez.

İktidar güçlerinin geçmişte dini kullanarak sağladıkları ikna, günümüzde kontrole alınmış bilim eliyle sağlanmaktadır. İktidarlar ancak bilimin sağladığı zihniyet dünyası ve araçları denetimlerine aldıkları ölçüde var olabilir, savaşabilir ve kendilerini sürdürebilirler. Toplumun olduğu gibi bilimin gelişmesinin önünde de en büyük engel yine bu kontrole alınmış bilim olmaktadır.

Günümüzde tarihin tüm dönemlerine göre gerçek bilim insanlarına ve bilim dünyasına karşı iktidarcı güçlerin müdahalesi çok çeşitli ve son derece pervasızdır. Özellikle sosyal bilimler alanında bu gözle görülür niteliktedir. Katledilen, hapsedilen, sürgün edilen, çalışma koşulları daraltılan bilim insanlarının hikayeleri adeta günlük olaylardandır. Oysa bilim özgür düşüncenin var olduğu yerde gelişebilir. Bilimin ve bilim insanlarının iktidar güçlerinin kontrolü, denetimi ve korkusunun olmadığı yerlere ihtiyacı içinde bulunduğumuz çağda tüm çağlardan daha fazladır.

Kapitalist modernist toplumda bilgi ve bilim hayati bir rol oynamaktadır. Artık bilgi toplumsal gelişmenin günlük vazgeçilmezidir. Bu yüzden günümüz toplumuna bilgi toplumu da denilmektedir. Ancak günümüz toplumu yalnızca bilgi toplumu olarak tanımlanamaz. Bunun yanında birçok özelliğiyle tanımlanmaktadır.

Bilim insanı günümüzde ağırlıkla bağımsız değildir. İktidara yakın bir konumda olma ve araştırmalarını yürütebilmek için ihtiyaç duyduğu maddi araçlara sahip olma karşılığında özerkliğinden vazgeçmiştir. Bilim insanı sistemin temel bir dişlisi durumuna getirilmiştir. Dönüşmek ve değişmek zorunda olan toplumun sorunlarına yanıt verememektedir. Aynı oranda sistemin giderek erezyona uğrayan meşruiyetini tesis etmede zorlanmakta ve bu da bilim-bilim insanı-bilimsel faaliyet nedir sorularının daha yüksek sesle sorulmasına yol açmaktadır.

Geleneksel bilim ölçüleri iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla ve sistemin sorgulanmasına paralel zayıflamaktadır. Sistemin meşruiyet kaynağı olarak pozitivist bilim artık iflası yaşamaktadır. Meşruiyet sağlama gücünü kaybetmekte, ciddi sorgulamalara ve eleştirilere maruz kalmaktadır. Sistem için temel kaygı artık şudur, pozitivist bilim çöktükten sonra meşruluk için kime başvurulacak? Bilimin rolünü yüklenecek yeni araç ne olabilir, nerede bulunabilir? Toplum köleliği aşmayacak yeni bir statüye neyle ikna edilebilir?

Yenilik denenmiş sınanmış ve kanıtlanmış bilgiye dayanmak durumundadır. Üstelik yenilik çok istisnai durumlarda tek bir olağanüstü birey tarafından yaratılabilir ve örgütlenebilir. 

Yenilik ve bilimsel alanda bütünlüklü bir yaklaşıma, tutarlılığa, sürekliliğe, teori-pratik uyumuna bağlıdır. Yeni toplum yalnızca yeni bir yaşam tarzı ile tanımlanamaz; yeni bir bilim ve bilme yaklaşımına yani yeni bir zihniyet dünyasına yaslandığı için yenidir. Ahlak, politika başta olmak üzere toplumsal yaşamın her alanında devletçi uygarlığın dogmalarının aşıldığı, yerini özgür bilim ve zihniyet değerleri aldığı için yenidir. Bundan dolayı yeni ve özgür toplumu niteleyecek temel güçlerden biri özgür bilim olacaktır

Bilim, toplumsal yaşamı barajlayan zihniyet yapılarının aşılması süreci içinde gelişir. Eski bilim ve zihniyet yapıları çözemedikleri ve yol açtıkları toplumsal sorunlar temelinde yeni bilim ve zihniyet yapıları tarafından sorgulanırlar. Yeni zihniyet yapıları bilim tarafından bu temelde ortaya konulur ve eski zihniyet yapılarının çözemediği sorunları çözdüğü sürece kabul görür.

Toplumsal yaşamda ortaya çıkan ve yığılan sorunlar yeni bir zihniyet yapılanmasını gerektirir. Bu durumda eski zihniyet yapısı aşılmayla karşı karşıya kalır. Toplumsal gelişmeyi bu şekilde ele alabiliriz.

Kapitalist modernite güçleri geniş halk yığınlarının uysal köleler gibi davranmalarını sağlamak ve buna ikna etmek için geçmişte dinin oynadığı rolü oynayan bir otorite olarak Bilimciliği inşa etmişlerdir. Kapitalist modernitenin teslim aldığı bilim geçmişte dinin gördüğü işlevi görmektedir. Örneğin liberal- neoliberal kalkınma teorileri toplumsal sorunlara tek bilimsel çözüm olarak sunulmaktadır. Genetiği değiştirilmiş yiyecekler artan dünya nüfusunun doyurulması için tek çözüm olarak dayatılmaktadır. Eşitlik ve adalet için güvenlik politikaları ve önlemleri tek çıkar yol gösterilmektedir. Ekolojik sorunların çözümü için tekel karına dayalı sömürü sisteminin değiştirilmesi değil, teknik kimi düzenlemeler önerilmektedir. Bin bir bağla kar ve iktidar tekellerine bağımlı olan üniversiteler ve diğer bilimsel kuruluşlar ister istemez bu amaçlara hizmet etmektedir.

Dolayısıyla topluma hizmet edebilmesi için bilimin özgürleşmesi zorunludur. Bu da bilimin kar ve iktidarın etkilerinden çıkıp toplumun özgür zihniyet alanını büyütmesiyle mümkündür. Egemen güçler, izledikleri politikaların alternatifsiz olduğunu kanıtlamak için bilimi kullandıkları sürece bu özgürleşme mümkün olmayacaktır. Kapitalist moderniteyi her yönden aşmak durumunda olan demokratik modernite güçleri, işe bilimi özgürleştirerek başlamak zorundadır.

 

 

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.