DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK SORUNU YAŞAM DERYASINI ÖZGÜRLÜKLE TAÇLANDIRAN SİSTEM OLARAK DEMOKRASİ - 3

10 Kasım 2017 Cuma

Birey toplumu olmadan yaşam şansının olmadığını, toplumda özgürlükten yoksun bir bireyin özgür bir toplumu geliştiremeyeceği konusunda içine ...








21. yılda kurtuluşun yolu olarak "Demokratik Ekolojik Kadın Özgürlükçü Toplum Paradigması"

Devletin binlerce yıllık köleleştirme saldırılarına karşı çözüm demokrasi olmuştur.  Bugünde devleti özelde ulus devleti hizaya getirecek olan demokratik sistemlerin geliştirilmesidir. Çünkü toplumun devlet dışı örgütlenmesi olan demokrasi tarihi şunu gösterdi ki toplum devletsiz de yaşayabilir. İnsanlığın on binlerce, milyonlarca yıllık toplumsal tarihi devletin olmadığı zamandır. Ve bu süre içerisinde toplum demokratik komünaliteye dayalı olarak özgür, eşit ve barışçıl, sınıfsız, sömürüsüz yaşamıştır. Bugün "zararın neresinden dönersek kardır" noktasındayız.  Tüm bu sorunlara çözüm gücü olabilme ancak kaybedilen değerleri tekrardan kazanarak telafisi mümkün olabilir. Dünyanın eko sistemi alt üst olmuş, toplum kırımı, halklar üzerindeki soykırım, birey üzerindeki kırım büyük bir hızla derinleşerek devam etmektedir. Çözüm bekleyen nice toplumsal sorunlar söz konusudur.  Tüm bunlar insan eliyle inşa edilmiş sorunlardır. O nedenle doğru bir mücadele ile tekrardan özü üzerinden inşa edilerek çözülebilecektir. Bu konuda Önderliğimizin toplum ve sistem krizine yönelik geliştirdiği demokratik ulus paradigması tüm insanlık açısından hayati olmaktadır.

Önder APO 'nun Demokratik ulusun bedenleşen hali olan Demokratik konfederal sistemin geliştirilmesi ile tüm özgürlük sorunlarını çözülebileceğini ön görmüştür. Bunun kuramsal çerçevede zihniyetini, sistemini oluşturmuştur. Pratik anlamda gerçekleşen Rojava devrimiyle birlikte bölgede demokratik ulus sisteminin inşası geliştirilmiştir. Bölgenin zengin kültürel, inanç ve etniste yapısını koruyacak ve kendi özgünlüklerinde geliştirecek bir sistem olduğu her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır. Bölgede yaşayan tüm kesimlerin kendini demokratik ulus zihniyetinin çatısı altında toplama yaklaşımı yeni bir sistem oluşumunu kolaylaştırmıştır. Bölge güçlerinin fili gelişen faşist DAİŞ çete saldırılarına karşı ortak savunma gücünün oluşturulması ve bu temelde mücadele etmesi bunu göstermektedir.   Demokratik sistemlerin en temel karakteri, başta kadın olmak üzere, tüm toplumsal kesimlere, kültürlere, etnisitelere ve doğaya özgürleşme imkânı sağlayacaktır. Önder APO, demokrasi ve özgürlük arasındaki bağı ifade ederken  "Demokrasi özgürlüklerin yeşerdiği vahadır" dediÇünkü tarihsel topluma baktığımızda insanlık tarihi bu konuda sayısız örnekleri yaşayarak izlerini günümüze kadar getirmiştir. Ortadoğu tarihi bu konuda büyük bir zenginliği taşıma özelliğine sahiptir.

Toplumun yaşadığı sorunların karakterine baktığımızda en temel nedenin varlık-özgürlük problemi ve buna bağlı olarak gelişen ekonomik, sosyal, siyasal, inançsal, kimlik, kültürel, sanatsal vb. olduğunu görüyoruz. Toplum ve birey arasında büyük bir kopukluk yaşanmaktadır. Toplumsal doğayı özgürleştirecek bireysel ve kollektif özgürlük arasında bir uyum-denge sağlanmamıştır. Bunun nedeni sınıflı uygarlığın özelde de kapitalist uygarlığın toplumda açtığı yarılmalardır. Sistem, toplum ve bireyden her şeyi almıştır. Toplumu ile var olabilen bireyi, egoizmin içinde çürümeye bırakmıştır. Toplum ise ahlaki ve politik değerlerini yitirerek ciddi varlık sorunları ile karşı karşıya kalmıştır. Çünkü kendini var edebileceği tüm toplumsal değerleri elinden alınmıştır. Sistemin çılgınca tekel kârları için her gün gerçekleştirdikleri toplum kırımına daha ne kadar dayanabilecektir. Bakure Kürdistan?a baktığımızda faşist iktidar terör adı, ulusal güvenlik adı altında bir şehri, tankları- uçakları ve faşist ordusu ile yerle bir etmekten, insanlarını canlı canlı evleri ile birlikte yakmaktan çekinmemektedir. AKP -Erdoğan Faşist hükümetinin, 2015-16 Bakur Kürdistan pratiği, Alman faşizminin Yahudileri yakan fırınlarından zamansal anlamda hiçbir farkı kalmamaktadır.  Sur, Silop, Cizre, Nusaybin de yaşanan o dönemin faşist zihniyetin güncellenmesi olmuştur. Aradaki fark Yahudilere uygulanan soykırımı dünya kamuoyundan gizli yaptılar, Kürtlere uygulanan soykırımı ise tüm dünyanın gözü önünde yakarak yaptılar  ve kimsenin de buna ciddi anlamda ses çıkarmayarak ortak olmasıdır. 

Dünyada toplum-kırımın sayısız örnekleri sergilenmektedir. Kapitalist tekeller, toplumu her bakımdan kendine bağımlı hale getirmiştir. Ya fiziki yok etmekte ya da zihinsel sömürü ile kendine kul-köle yapmakta, ya da sisteme boyun eğme dışında hiçbir seçenek yokmuş gibi bir algı ile toplum esir alınmaktadır. Birey ise kendi toplumunu inkâr ettiği, sisteme entegre olduğu sürece var olabileceği yanılgısına inandırılmaktadır. Oysa hakikat tersidir. Geliştirilecek demokratik sistemlerle etnisitelerin, kültürlerin, inançların, doğanın, kadının üzerine her gün geliştirilen kıyım ve katliamlar durdurulabilecektir. Demokratik toplumlar da bireysel ve kolektif özgürlüğün uyumu geliştirilerek;  birey ne köleci sistemlerin onu hiçleştiren küçüklüğünde biter ne de bireysel özgürlük adı altında toplumsallığın kökü kazınır. Birey-toplum özgürlüğü arasında bir denge sağlanır. Birey toplumu olmadan yaşam şansının olmadığını, toplumda özgürlükten yoksun bir bireyin özgür bir toplumu geliştiremeyeceği konusunda içine girdiği derin bir bilinç çarpıtılmasını aşabilir. Yaşadığı bireyci-sanal özgürlük yanılsamaların farkına varabilir. Bunun çözümü, doğayı ve toplumu tüm tarih boyunca koruyan demokratik komünal toplumun ahlaki ve politik yapısını güçlendirmesinden geçmektedir. Bu konuda faşist devletçi sistemlere karşı güçlü bir mücadele içerisine girmektir. Çünkü geliştirilecek demokratik sistemle devletin, despot kralların, otoriter faşist rejimlerin toplumdan gasp ettiği tüm değerler elinden alınacaktır. Başta toplumun en temel özgürlük alanı olan siyaset yapma hakkı tekrardan topluma verilir. Böylece toplum kendi doğasına doğru evirilerek kendi kendini yönetecektir. "Özgürlüğün gerçek anlamı, biz-öteki ayrımını aşan ve herkesçe paylaşılabilen karakterde olmasıdır." biçiminde değerlendiren Önder APO bu anlamı yakalayan ve geliştiren, sürdüren sistemin demokratik sistem olduğunu göstermiştir. Demokrasi tüm özgürlüklerin zeminidir.  Bize düşen ise yaşamın her alanında demokrasi zihniyetini, anlayışını ve sistemini inşa etmektir. Bununla özgürlükte anlama kavuşan eylemlerimizi çoğaltmaktır.  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.