HAKİKAT VE ÖZGÜRLÜK SORUNU - 4

19 Kasım 2017 Pazar

Önderliksel oluş yarattığı insanı karar sahibi kılıp kendisine katarak, kendisini tamamlamak...








Özgür yaşam arayışı, insanın en temel hakikat arayışıdır. Evrensel oluş içinde özgün bir yaratım olan insan toplumu, kendine layık gördüğü yaşamı özgürlük olarak tanımlamıştır. Oluş?unun ilk anından günümüze kadar da özgürlük için hakikat arayışını sürdürmüştür. Önder APO, "Âdeta ?özgürlük evrenin amacıdır' diyesim geliyor. Kendi kendime sıkça evren gerçekten özgürlük peşinde midir diye sormuşumdur."(8)  derken özgürlüğün evrensel ' bütüncül karakterine dikkati çekmektedir. Bundan dolayı insanın özgür yaşam arayışı sadece kendi varlık tekiyle veya toplumuyla ilişki içinde değil, bütünsellik içinde olduğu evrensel birlikle ilişki içinde varlık bulur. İnsan hem kendi toplumuyla hem de evrensel varlıkla kurduğu ilişki oranında özgürlük veya tersi olarak kölelik düzeyini belirler. İnsan ne salt kendi ne de salt evrendir. Evren olduğu kadar özgün bir kimlik olarak insan, insan olduğu kadar da bütün olarak evrendir. Bir yanıyla evrensel bütüne bağımlıdır, onsuz olamaz diğer yanıyla onu aşmak isteyen,  kendine özgü bir kimlik olarak bağımsızdır. Fakat ne tam bağımlılık ne de tam bağımsızlık söz konusudur. İkisinin eşzamanlı biraradalığı insan ve evren bütünlüğünü tamamlar. Bu yanıyla insan ne kadar kendisini bilirse evreni de o kadar bilir, evreni ne kadar bilirse kendisini de o kadar bilebilir. Bundan dolayı insan için kendini bilen doğa ve evren, kendini anlayan, anlamak isteyen evren tanımları yapılmaktadır. Yine insan için yapılan mikro kozmos tanımı da oldukça izah edicidir. Evrenler insanda dile gelmektedir. Evren, doğa insanda kendini tanımak, bilmek ve anlamak istemektedir. İnsanda dile gelen anlam, evrensel oluşun bilgisidir, evrensel oluşun farkına varıştır. Bu, insan için kimi zaman insanın tanrılaşması ya da tersinden tanrının insanlaşması olarak kendini bularak yeryüzüne inişi ya da birinci doğanın insanda dile gelişi olarak anlama kavuşturulmak istenir. Bu yönüyle özgürlük ve yaşam kendini bilen insanın toplum, doğa ve evren bütünselliği içinde varoluşun farkındalığı ve buna verdiği anlamla ölçülür.

Böylece özgürlük bir tamamlanma olayıdır. Varlığın kendini, özgün kimliğini de koruyarak, evrensel bütün içinde tamamlama mücadelesidir. İnsan için özgürlük, kendini toplumuyla tamamlama eylemidir. İnsan için özgürlük, kendini evrensel oluş'la tamamlama eylemidir. Özgürlük eylemi bir kopma, parçalanma, yok etme değil, bunların aksine bütünleme, birbirini besleme, yaşatma ve var etme eylemidir. Bundan dolayı özgürlüğün kaynağında büyük tanrısal "Sır" yatar. Bu "Sır" da, tanrı gibi, insanın ve evrenin tam olmama halidir. Bilme anında oluşmak yarım bilmek ve yarım oluşmaktır. Bundan dolayı insan her zaman yarım bilmeye ve yarım oluşmaya mahkûmdur. Bu yarım olma halinden kurtulmak ise, insanın önce toplumuyla ve oradan evrenle kendini tamamlama, bütünlemesiyle olabilir. Anlamın ve hissin yaşattığı çağdaş müminin de dediği gibi "özgürlüğün kaynağında tam olmama bilinci, yetersiz olma bilinci yatar". Kendisini tam olarak gören insan ve toplumun özgürlük problemi de yoktur. Fakat kendini tam olarak görmemek büyük özgürlük yürüyüşlerine zemin olabilir. Kuantum biliminin belirsizlik ilkesi, dalga ? parçacık tamamlama ilişkisi, evrensel varlığın "Bir"liği olarak dolanıklık ilkesi, potansiyeller denizi olarak Vakumdan yapılan özgür tercih ilkesi insan ve evren için özgürlüğün bir tamamlanma, "Bir"leşme, tercih yapma olduğunu ifade eder.

Özgür yaşam arayışı ise, işte varlığın kendini böyle bir tamamlama eylemiyle inşa etmesidir. Bunu büyük bir aşkla, uçurumun kenarından kanatlanırcasına yapmasıdır. Varlığın özgür yaşam adını verdiği oluşla "Bir" olma halidir. İnsan için özgür yaşam insanın özgür olmasıdır. Bu da temelinde büyük bir hakikat aşkını, yanma, yakılma gerçeğini barındırır. Önder APO bu arayışın ana cümlesini şöyle kurmaktadır: "Özdeyişimiz şudur: HAKİKAT AŞKTIR, AŞK ÖZGÜR YAŞAMDIR!"(9) 

Hallac-ı Mansur eseri Tavasin ?de "Kavrayış Üzerine" yazarken pervaneden bahseder; 

"Yaratılmış olanların kavrayışı gerçeklikle ilişkili değildir. Gerçeklik de yaratılmış olanla ilişkili değildir. Düşünceler kişiye özgüdür. Yaratılmışların bu özellikleri gerçeklerle ilişkili değildir. Gerçeğin algılanması bu denli güçtür. Ama gerçekliğin gerçekliğinin algılanması bundan kat, kat güçtür. Üstelik tanrı gerçekliğin ötesindedir ve gerçeklik tanrıyı kapsamaz.

Pervane sabaha kadar alevin çevresinde döner. Arkadaşlarının yanına gelir ve onlara, görkemli bir anlatımla, bu tanrısal ilişkiden söz eder. Sonra tam bir birleşmeyi özleyerek kendini alevin cilvelerine kaptırır.

Alevin ışığı gerçekliğin bilgisidir, sıcaklığı gerçekliğin gerçekliğidir; onunla birleşme (tek oluş) ise gerçekliğin doğrusudur.

Ona alevin ne ışığı yetiyordu ne de sıcağı, kendisini alevin içine fırlatıverdi. Bu sırada onun söylentilerle kanmadığını bilen arkadaşları son iç görüsünü anlatması için gelmesini bekliyorlardı. Ama o anda pervane yanmış kül olmuş, dağılmıştı, ne bir biçimi kalmıştı ne bedeni ne de ayırt edici bir belirtisi. Şimdiki duyarlılığıyla dönebilir miydi arkadaşlarının yanına? Şimdiki ruhsal durumuyla dönebilir miydi? O, iç görü aşamasına varınca sözlerden uzaklaşmayı başarmıştı. İç görüsündeki varlığa ulaşınca da iç görüyle bir ilişkisi kalmamıştı."(10)

Buna göre özgürlük Tanrısallığın bilgisine ulaşan insan gerçeğidir. Pervanenin ateşle bir oluşu özgürlükle bir oluşudur. Kendini hakikat olarak ateşle "Bir"leştiren insanın ulaştığı durum özgür olma halidir. Özgürleşen insanın ulaştığı mertebe kendini bilmek, anlamak böylece evrensel varlıkla "Bir" olmaktır. Ateş hakikat aşkıdır, hakikate ulaşma tutkusudur. Onunla Bir?leşme tek olma eylemidir. Böylece insanlığın temel hakikati özgür yaşam aşkı olmaktadır. Bu hakikate ulaşmak ise kendini tamamlama eylemiyle anlam bulmaktadır. İnsanın kendini toplumla ve evrenle tamamlama eylemi temel hakikat olarak özgür yaşam ve bunun inşa gücü olarak aşk gerçeğini de açığa çıkaracaktır. "Özgürlüğü bu anlamda toplumsal inşa gücü olarak da tanımlamak yerindedir."(11)  

Özgürlük de tıpkı hakikat kavramı gibi Ahlaki ve Politik Toplumun zemininde kimlik kazanabilir. Özgürlük ve hakikat olarak oluşmak, farklılaşarak gelişmek, çoğullaşmak, zenginleşmek ancak böyle bir toplum zemininde ve tarihsel kökende varlık bulabilir. En güçlü tercihler böyle bir toplumsal zeminde yapılabilir. 

Hakikat ve özgürlüğü kendinde yaratan ve kendinden evrene açan insan gerçeğini en iyi Önderlikler temsil etmektedir. İnsan ve toplumunun tarihselliği ve toplumsallığı olarak Önderliklere katılmak, Önderliklerle Bir olmak hakikat ve özgürlüğün de temel oluş zeminini tanımlamaktadır. Hakikatli ve Özgürlüklü olmak Önderlikle olmaktır. Bu ise kutsal gelenekte AHD "SÖZ gerçeğiyle anlama kavuşur. 

"Rabbin Âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini alıp onları kendilerine şahit tutarak ?Ben sizin Rabbiniz değil miyim?? demiş. Onlar da, ?Evet buna şahitlik ederiz!? demişlerdi. Bunu kıyamet gününde ?Bizim bundan haberimiz yoktu? dememeniz için yaptık."(12)

Müminliğin çağdaş ve soylu sesi bu konuyu "Cevap Bekleyen Soru" olarak anlama kavuşturur. Sosyolojik olarak yorumlarsak, Var edici kaynak olarak Önderlik kimliği yarattığı insana sorulmuş bir sorudur.

"Ben Sizin Önderiniz Değil miyim?"

Bu soru Önderliksel kimliğin inşa ettiği insanla kuracağı Ahd?in sorusudur. Sorulan soruya verilecek cevap ulaşılan hakikat ve özgürlük düzeyini de belirlemektedir. 

Önderliksel oluş yarattığı insanı karar sahibi kılıp kendisine katarak, kendisini tamamlamak, "Bir" olmak istemektedir. Önderliksel oluş?un eksik yanı olmaktan çıkarak, oluşturan, var kılan ana kaynağa katılarak tamamlanmada rol oynamak, insan olmanın hem ahlakı, hem vicdanı hem de erdemi olacaktır. 

Bunun da yolu Ali gibi yücelme, Haydar gibi aslan olarak; yani Allah?ın aslanı olarak anlam ve his yüceliğini en iyi var edebilen ve koruyabilen insan olmaktan, çağdaş mümin olmaktan geçmektedir. 

Böylece sorulmuş soru cevabını bularak; evrensel olan kendini tikel olanda anlaşılır kılacak, tikel olan da kendini evrensel olanda bulacaktır. Ve Özgürlük bir Hakikat olarak inşa edilecektir:  

EVET, SEN BİZİM ÖNDERİMİZSİN, HAKİKATİMİZ VE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZSÜN


Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.