DEMOKRATİK ÖZERKLİĞİN İNŞA SORUNLARI ve DEVRİMCİ HALK SAVAŞI - 2

08 Mart 2018 Perşembe

Toplum destek vermeseydi gerilla olabilir miydi' Toplumun verdiği destek inkar edilemez. Hiçbir toplum Cizre ve Sur halkının verdiğini ...

















Halkın kendi yurtseverlik iş ve görevlerini kendi örgütlülüğü temelinde yapar hale getirmeliyiz. Tüm yurtseverleri, herkesi örgütlülük içine almalı ve mutlaka pratik işlere katmalıyız. Bu çalışmalarımız, sadece kadroların peşinden koştuğu dar pratikçi çalışma değil, tüm halkın planlı ve örgütlü bir biçimde katılım sağlayarak yürüttüğü bir yurtsever çalışma olmalıdır. Bu özgürlük çalışmasıyla toplumumuzu örgütlü halk duruşuna ve yaşamına sahip hale getirmeliyiz. Bu, üçüncü dönem partileşmemizin halk çalışmasının temelini oluşturmaktadır. Demokratik Özerklik devriminin de bu şekilde zafere taşıyacağı unutulmamalı ve iyi bilinmelidir. Bunun dışında demokratik ulus inşasını başarmanın şansı ve imkanı olmayacaktır. Her bir yoldaşımız, her bir komite ve temsilciliğimiz kendini, halkı eğiten ve örgütleyen bir okula dönüştürmelidir. Pratik kararları ve uygulamayı ise halka bırakmalıdır. Tabi bu kadro, komite ve temsilciliklerimiz açısından bir edilgenliği ifade etmez. Tersine halkın etkin ve yaygın katılımıyla, Önderlik çizgisi temelinde alınan kararları ve oluşturulan planları başarma hedefiyle pratikleşmesini ifade etmektedir. Eğer böyle bir pratikleşmede zayıflık olursa işte o zaman kadronun eğiticiliği ve yönlendiriciliğinin devreye girmesi, zayıflıkları, eksiklikleri, varsa hataları düzelterek doğruya çekmesi gerekmektedir.

Toplumsal alan çalışmalarımızın diğer önemli bir boyut olarak da demokratik eylemliliğin ele alınması gerekmektedir. Önder Apo "demokrasinin dili eylemdir, demokratik eylem demokratik toplumun dilidir" belirlemesini yapmıştır. Eylem, toplumun kendini ifade etme tarzıdır. Eylemsiz demokratik toplum olmaz. Eylemsiz demokratik ulus inşa edilmez. Bu durum her alan ve her dönem için geçerlidir. Dört parça Kürdistan"da, Ortadoğu"da ve yurtdışında siyasi ve toplumsal gelişmelerle günün 24 saatinde ilgili ve ilişkili olunmalıdır.

Her alandaki halk kendini eğitmek, öncüsünü yaratmak, kendini kurtarmak ve özgürleştirmekle görevlidir. Her alandaki gelişme orada yaşayan toplumun ve ona öncülük eden kadroların görevidir. Ama bir de birbirine destek olma, yardımcı olma, bir alandaki gelişmeyi diğer alanlara aktarma görev ve sorumluğu diye de bir gerçeklik vardır. Devrimci gelişme düz ilerlememekte, her yerde eş zamanlı ve aynı düzeyde gerçekleşmemektedir. Bu gelişme inişli ve çıkışlıdır. Gelişme bazı alanlarda çok ilerleyip öne çıkarken, bazı alanlarda ise geriye düşmektedir. Dolayısıyla öne çıkan ve gelişen alanların ortaya çıkardığı değer birikimini ve tecrübeyi diğer alanlara aktarma, onları da eğitip örgütleyerek mücadeleye çekme, bu temelde öncülük etme görev ve sorumluluğu bulunmaktadır.

İnşada Kadın ve Gençlik Öncülüğü

Toplumsal alan çalışmalarıyla bağlı ele almamız gereken diğer önemli iki çalışma da kadın ve gençlik çalışmasıdır. Kadın ve gençlik hareketi toplumsal alan çalışmasının öncüsüdür. Toplumun eğitiminin, örgütlenmesinin ve mücadeleye çekilmesinin öncü gücüdürler. Demokratik ulus inşasını gerçekleştirebilmek için kendi içinde güçlü, örgütlü, bilinçli ve bütünlüklü çalışan bir kadın ve gençlik hareketine ihtiyaç vardır. Bu gerçeğe karşın kadın ve gençlik hareketimizin yaşadığı zayıflık, hata ve eksiklikler vardır. Bu durumdan kadın ve gençlik çalışması yürüten kadrolar kadar, tüm yönetimlerimiz ve tüm parti kadroları da kendilerini sorumlu görmek zorundadır.

Hiçbir kadro "kadın ve gençlik hareketinin durumu beni ilgilendirmez ve bu çalışmalar benim dışımdadır" diyemez. Böyle diyen zaten çizgi dışına çıkmış demektir. Öncülük ideolojiktir, öncülük eylemseldir, öncülük eğitseldir ve öncülük örgütseldir. Demokratik toplum eğitimi ve örgütlenmesinde kadın ve gençlik öncülüğü esastır. Parti öncülüğümüz kendini kadın ve gençlik örgütlülüğü olarak ortaya koymaktadır. O halde parti kadroları ya da parti örgütleri kadın ve gençlik örgütlerinin gelişip güçlenmesi için yeterli çaba harcamazlarsa demokratik toplum eğitimi ve örgütlenmesinde parti öncülüğünü gerçekleştiremezler. Bu durumda "öncülük" iddiasını ortada bırakır. Bu açıdan gençlik ve kadın çalışmalarını 24 saat planlı, programlı, örgütlü çalışır kılmak önemlidir. Daha önemlisi ise gençlik ve kadın hareketlerinin, demokratik konfederalizm temelinde, birlik ve bütünlük içerisinde genel çalışmalara öncü düzeyinde aktif katılımlarını da mutlaka sağlamak gerekir.

Kadın ve gençlik içerisinde parti çalışmalarını, parti öncülüğünü ve parti komiteleşmelerini önemsemeliyiz. Kadro ölçülerini komünal yaşam ve kolektif çalışma temelinde çok yüksek düzeye çıkarmalıyız. Kadrolar, parti komite ve temsilcilikleri gençlere örnek oluşturabilmeli, çekim merkezi haline gelebilmeli, etkileyici olmalı, öncülük edebilmelidir. Kadroların yaşam ve çalışma tarzları, duruşları etkili ve yeterli bir parti öncülüğünü temsil etmemektedir. Tam tersine ölçüler düşürülmüştür. Profesyonel devrimcilikte, örnek duruşta zayıflık vardır. Parti kadroluğu adına genel yurtseverlik ve demokratlık duruşunu aşamayan, yerelden kopamayan, kendini amaçla bütünleştiremeyen zayıf duruşlar söz konusudur. Hem kadroların ölçüleri zayıf hem de kadrolaşma çalışması azdır. Bu iki yetersizliği de mutlaka gidermek gerekir. Bu temelde gençliğin ideolojik ölçülerini, saf ve temiz duruşunu ve dinamizmini alan çalışmalarına mutlaka katmak gerekir.

Yine kadın özgürlük çizgisinde sadece kadın hareketi geliştirme değil, genel hareketimizin sınıf ve cins mücadelesini yürütmede, kadın özgürlüğüne dayalı bir ideolojik duruş kazanmasını sağlamada yeterli ve güçlü bir kadın çalışması ve hareketi geliştirmek kesinlikle şarttır. Bunun da birinci şartı, gençlik ve kadın içerisindeki PKK ve PAJK örgütlülüğünü bireysel ve örgütsel düzeyde en ileri seviyeye çekmektir. Parti öncülüğünü profesyonel devrimci militanlıkta en yüksek ölçülere ulaştırarak bir çekim merkezi haline getirmek, böylece gençlik ve kadın içindeki parti çalışmalarını yeterli kılmak gerekir.

Diğer yandan ise kadın ve gençlik kesiminin özelliklerine uygun bir çalışma tarzıyla kitleleri etkileyen, mücadeleye katan, eğitip seferber eden bir tarzı ve üslubu da geliştirmek gerekir. Her iki alan üzerinde de genel bir yaklaşım değil, özgün bir duruş kesinlikle gereklidir. Özgün örgütlülükler bu nedenle gündeme getirilmiş ve gerçekleştirilmiştir. Mutlaka özgün örgütlülükler yetkince kendi çizgisinde geliştirilmelidir. Ama özgünlük, demokratik birlikten kopmamalı, genele öncülük etmekten uzak durmamalıdır. Yani kendi başına kalan, daralan, parçalayan bir çizgide kesinlikle olmamalıdır. Tam tersine kendini geliştirdiği oranda geneli geliştirmeye, halka öncülük etmeye, demokratik toplum birliğini öncülük düzeyinde yaratan bir konumda bulunmalıdır.

Savaşı halk yapar, halkın desteği yapar. Cizre ve Sur halkı kapılarını savaşa açmasaydı savaş yürütülemezdi. Toplum destek vermeseydi gerilla olabilir miydi" Toplumun verdiği destek inkar edilemez. Hiçbir toplum Cizre ve Sur halkının verdiğini hiçbir güce vermemiştir. Öncü olarak ortaya çıkanın halktan kendini kurtarmasını beklemesi anlaşılmazdır. Öyle olsaydı devrimcilikte en kolay iş olurdu. Halkın bu kış boyu çektikleri iyi anlaşılmalıdır. Hepsine şükranla yaklaşılmalıdır. Bir yurtseverlik tutumu bu kadar olabilirdi. Halk için "çatışma içinde kalmadı, topun önünde durmadı!" denilemez. Her şeyi halk yaparsa öncüye, militana ihtiyaç kalmaz.


 

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.