ŞEHİR SAVAŞINDA TOPLUMSAL ÖRGÜTLENME MODELİ OLARAK MECLİS ve KOMÜNLERİN ÖNEMİ - 2

12 Mart 2018 Pazartesi

Komün ve meclis tarzında kendi adına söz sahibi olan toplum siyasal düzlemde öznel bir davranış içinde bulunur. Bu süreç tarihsel ve ...











Demokratik Konfederalizm toplumun kendi kendini yönettiği, kendi yaşamı hakkında kendisinin kararlar alarak uyguladığı demokratik sistemin adıdır. Toplumu demokratik ulus kimliği altında tutma rolüyle ahlaki bir sistemdir. Toplumu kendini yönetmesine imkan sunması itibariyle politik bir sistemdir. Bunlardan dolayı da arkasında koca bir demokratik zihniyet ve sistem gerçeği yatmaktadır. Konfederal sistem demokratik yapısını önce komünal zihniyetine sonra da örgütlenme tarzına borçludur. Ahlaki " politik toplum zihniyeti oluşturan demokratik komünal değerler ocak, komün ve meclis tarzı örgütlenmeyle birleşince ortaya Demokratik Konfederal sistem çıkmaktadır.

Demokratik Konfederalizm köylerde köy komünleriyle, şehirlerde ise, sokaklarda ocak tarzı, mahalle, ilçe ve şehirlerde meclis tarzı örgütlenmeyi esas alır. Yine bölge, eyalet ve ulusal çapta da meclis, kongre tarzı bir örgütsel yapılanmaya sahiptir. Kısacası çoklu ocak, komün ve meclis yapısı söz konusudur. Neden yüzlerce, binlerce komün " meclis vardır" Bu kadar çok birimin olması tek kelimeyle örgütlü topluma işaret eder. Toplumun politika yapar hale gelmesi ancak bu kadar çok komün ve meclisle olabilir. Toplum her mekânda örgütlenmelidir. Bu sistem içinde toplumun örgütlenmediği mekân kalmamalıdır. Toplum bu komün ve meclislere gelerek kendi yaşadığı köy, mahalle, ilçe, şehir ve ülke hakkından kararlar alarak uygulamalıdır. Demokratik toplum da ancak böyle bir kurumsallıkla olabilir.

Böyle bir kurumsallığı öz savunma konusuyla birleştirdiğimiz de ortaya Savaşan Halk Gerçeği çıkar. Ancak böyle örgütlenen bir toplum kapitalist moderniteye karşı ve gerici ulus " devletlere karşı toplumsal varoluş ve savunma savaşı verebilir. Toplumsal değerlerini, kültürünü, ülkesini ancak böyle bir örgütlenmeyle koruyarak yaşatabilir. İsrail devletine karşı Filistin toplumunun intifada " serhildan hareketi böyle bir öz savunma deneyimidir. Tüm toplum bir olarak İsrail devletinin işgalciliğine karşı durmaktadır. Kürt halkının Türk devletinin Kürdistan"ı işgaline ve sömürüsüne karşı 40 yılı aşkın bir zamandır yürüttüğü mücadele de böyle bir savunma mücadelesidir. Rojava devrimiyle özgürleşen Kürdistan parçasına karşı Daiş destekli Türk devletinin saldırısına karşı Kürt halkının ve dostlarının mücadelesi de yine böyle bir savunmadır. Tüm bu savunma savaşlarının başarısının altında yatan en temel faktör kendisini iyi örgütlemiş bir halk gerçeğidir. Savaşmak sadece eldeki silahla değil büyük bir toplumsal ruhla, ahlakla, zihniyetle olmaktadır. Toplum olma bilinci, bunu savunma gereği, ahlak, vicdan, komünal değerlerin gücü, direniş tarihinin toplumsal genleri gibi faktörler bu toplumsal örgütlenmenin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. Kendisini komün, meclis olarak örgütleyen halk devasa devlet gücüne karşı kendi toplumsal varlığını savunabilmekte ve yaşatabilmektedir. Örgütlenmiş halk örgütlenmiş öz savunma gücü olarak kendini, ülkesini, şehrini en iyi savunan yegâne güçtür.

Zaten öz savunma kavramı sosyolojik düzlemde tarihsel gelişimi irdelendiği zaman toplumsal varoluşun kendisi olduğu rahatlıkla görülecektir. Toplumun kendi adına söz sahibi olmasını sağlayacak şey en küçük yerleşim alanında tutalım en kalabalık yerleşim alanına kadar kendini örgütselliğe kavuşturması ile mümkündür. Bu örgütsellik düzeyi doğası gereği varlığını koruma temeli üzerinde şekillenir. Bu gerçeklikten yola çıkarak yukarda ortaya koyulan çerçeveyi biraz daha ayrıntılandırabiliriz.

  Tarihsel-Toplum diyalektiği bağlamında ortaya konulan savaş-toplum ve öz savunma olgusunu Kürdistan düzleminde şehir savaşları ekseninde irdeleyebiliriz. Önder APO Kürt halkının özgürlük mücadelesinde yeni aşamayı VARLIĞINI KORUMA ve ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAĞLAMA şeklinde formüle etti. Bu yaklaşım Kürdistan Özgürlük Mücadelesi açısında yeni söylem ve yeni araçların yaratıcı bir şekilde ortaya konulmasını gerekli kılıyor. Bu bağlamda şehir savaşları bütünlük içinde başarıya ulaşmasında öncelikle toplumsal tüm kesimlerin savaşın-direnişin öznesi haline gelecek şekilde örgütlülüğe kavuşturulması elzemdir. Dünya devrim deneyimleri ve kırk yıllık Kürdistan Özgürlük Mücadele deneyimlerini bu temelde yorumlamak dersler çıkarmak önemli bir avantaj sağlayacaktır. Bu noktada halk örgütlenme modeli olarak meclis ve komünler rolü gelişmelerin seyrini belirlemede kritik rol oynar. Sömürgeci devlet sistemin yaşamın her alanında ihtiyaç olmaktan çıkarılmasını sağlayacak boyutta toplumun örgütlülüğe kavuşturulması esas olandır. Toplum sağlıktan tutalım, sosyal, kültürel ve ekonomik boyuta kadar örgütselliğe kavuşturulması toplumun aidiyet olgusunu güçlü bir düzeye çeker. Bu tarz bir örgütlenme doğallığı gereği toplumun bu aşamada savunma refleksini etkin hale getirir, bu savunma refleksin örgütsel bir karakter kazanması kurumsallaşan toplumsal örgütlenmenin güvencesi anlamına gelir. Komün ve meclis tarzı örgütlenmeyi sağlayan toplumun; yaşamın her alanında söz sahibi olması, kaçınılmaz bir şekilde savunma refleksini aktif ve köklü kılar. Aidiyet olgusu bu aşamada zihni-ruhi aşamadan maddi düzlemdeki aşamaya geçiş kurumsal bir kimlik kazanması anlamına gelir. Komün ve meclis tarzında kendi adına söz sahibi olan toplum siyasal düzlemde öznel bir davranış içinde bulunur. Bu süreç tarihsel ve güncel olarak Kürdistan gerçekliğinin toplum nezdinde meclis ve komün içinde tartışılıp bilince kavuşturulması toplumun savaşan halk gerçekliği esprisi temelinde zinde bir halde kalmasını beraberinde getirir. Bu durumda sömürgeci devlet yapısına karşın yürütülecek savaşta toplum destek sağlayacak pozisyondan çıkıp savaşın öznesi yürütücü gücü haline gelir. Çünkü toplum komün ve meclis tarzı örgütlenmeyle yaşamın tüm aşamalarında etkin olarak söz sahibi olmuş ve bu duruma yönelik herhangi bir tehlike toplum açısında topyekûn bir direnişi kaçınılmaz kılıyor.

 Komün ve meclis tarzı örgütlenmeyle şehir savaşı halkın VARLIĞINI KORUMA temelinde bir öz savunma ve ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAĞLAMA çerçevesinde demokratik yaşam kurumsallığını inşa etme perspektifi ışığında bütünsellik kazanacaktır. Şehir savaşında komün ve meclis örgütlenme tarzı düşman askeri gücünü istihbarat ve moral açısında etkisiz kılar, neden denirse sömürgeci devlet aygıtı toplumdan yalıtılmış olur. Toplumun kendi inşa ettiği ve söz sahibi olduğu bu tarz örgütlenme direnişin büyük bir iradi kararlıkla zafer kazanmasına vesile olacaktır. Artık savaşan bir halk gerçekliği söz konusu ve tüm toplumsal dinamikler varlılarını ve özgür yaşamlarını koruma inşa etmeyi varoluşsal olarak idrak edecekler ve bu idrak temelinde ev-ev- sokak-sokak- mahalle-mahalle bir bir savaş verilecek. Komün ve meclis tarzı örgütlenme toplumsal tüm gözeneklerinde bir kenetlenmeyi açığa çıkaracak, bu kenetlenme ortak bir bilinç, yaşam ve refleksi zorunlu hale getirecektir. Tabanda başlayıp yaşamın her alanında birbiriyle karşılıklı bağımlılık ilişki temelinde örülen bu örgütsel model sömürgeci devlet aygıtını toplumsal düzlemde gerekli bir olgu olmaktan çıkarıp dıştalayacak, bu aşamada toplum için devlet aygıtı anlamsızlık evresine indirgenmiş olur. Bu zemin üzerinde yürütülecek şehir savaşı kapsam ve içerik olarak ihtiyaç olmaktan çıkarılan sömürgeci devlet olgusunu yenilgisi sonucuna beraberinde getirecektir. Toplumun en küçük birimine kadar örgütlü kılınması öngören komün-meclis modeli olarak demokratik ulus kuramının bağrında gasp ve zor salgılayan devlet aygıtına toplumun yetkin ve özgür varoluşunu ifade eder. Bu temelde Önder APO" genel olarak öz savunma ve demokratik toplum örgütlenmesinin önemini belirten tespitiyle sonuçlandıralım yazımızı;

"Biz buna güvenlik boyutu da diyebiliriz. Yani burada soykırımı ele alıyoruz. Kürtler soykırımdan nasıl kurtulabilir bunu somutlaştırmalıdırlar.

Burada soykırım tüm soykırım çeşitlerini kapsar. Sadece fiziki değil kültürel ve her çeşit soykırımdan bahsediyorum. Yani Kürtlerin bir öz savunma durumuna kavuşması sağlanır. Toplum burada kendi öz savunmasını kurar. Bununla sadece elde silah bir durumu kastetmiyorum. Öz savunma KCK, PKK tarzı silahlı yapıyı değil halkın kendi güvenliğini sağlamasıdır. Demokratik toplumun her alanda örgütlenmesini, kurumsallaşmasını kendi güvenlik sistemine kavuşmasını ifade ediyorum

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.