ÊZİDİ TOPLUMUN YENİDEN DİRİLİŞİ VE DİRENEN KÜLTÜRÜ_1

14 Nisan 2019 Pazar

Coğrafik olarak dört parçaya bölünen Kürdistan, kendi içinde de dinsel, dilsel, kültürel parçalanmayı yaşamaktadır.

Köken olarak Êzîd; Zerdüştiliğin kutsal kitabı olan Avesta?daki Yazata, Yazdan, Yezdan (tanrı, melek, tapınılan şey) kelimesindeki anlamla aynıdır ve Kürtler günümüzde de bu kelimeyi yaygınca kullanmaktadır.

Êzîdîler, Ezda (Ez-da) yani beni verdi, beni yarattı anlamında kullanmaktadır. Aynı anlama gelen Xwedêda kelimesini de kullanmaktadırlar ki, Xwedêda günümüzde yaygınca Êzîdîler arasında erkek ismi olarak da kullanılmaktadır. Ezda?nın tanrının binbir adından biri olduğu Êzîdîler tarafından kabul görmektedir.

Zazaca?da Mazda (Maz-da)= bizi veren=Allah verdi, Kurmanci de Xweda (Xwe-da)=Allah verdi, Ezda = Bizi veren= tanrının Êzîdîlikteki diğer adı.

Êzî, Ezda, Êzd, Xweda, Yezdan, Padşa, Meda Allah?ın binbir isminden birkaçıdır. Bu anlamda şunu söylemek mümkündür; Êzîdîliğin kökeni çok eskilere dayanmaktadır. Tüm tanrılar toplamıdır diyebiliriz. Çok tanrılı dinden tek tanrılı dine geçişin nüvelerini içinde taşımaktadır. Hurri ve Hitit kültüründeki binbir tanrı olgusu Êzîdîlikte giderek tek tanrıya dönüşmekte ama bu tek tanrı her şeyi yaratan olduğu ve bir şirikinin yani ortağının olmadığı için de diğer tüm isimleri kendisinde somutlaştırmaktadır. Çok tanrılı dönemleri yaşayan doğal toplumdaki mitoslar, değişime uğrayarak ve güncellenerek günümüze kadar da süregelmiştir.

Bu mitosları değişik biçimlerde Êzîdilikte ve Alevilikte görmek mümkündür. Alevilik ve Êzîdîlikte bazı benzer mitosların ve figürlerin ortak kullanılmasının temelinde; etnik kökenlerinin aynı olması ve İslamiyet?in zorla kabul ettirilmesi nedeniyle eski inanışlarını gizli bir biçimde yaşatılması yatmaktadır. Örneğin; Alevilerin evlerinin ve cem evlerinin başköşelerindeki Hz. Ali posterlerinin başının arkasında bulunan güneş sembolü, hayat ağacı (Êzîdîlikte Dara Herherê), ağaca konmuş Anka kuşu (Êzîdîlikte Tawusî Melek), yine Hz. Ali?nin Aslan donunda görünmesi ve Allah?ın aslanı olarak anılması (Êzîdîlikte Şêxadi döneminde keramet sahibi olanların at yerine aslana binmeleri ve kırbaç yerine yılan kullanmaları mitosu), benzerlik arzetmektedir. Alevilikte fazla olmamakla birlikte, Êzîdîlikte mitolojik anlatımlar günümüzde de oldukça yaygındır ve toplumda etkilidir. Bu anlamda Êzîdîlik, çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçiş aşamasını yaşayan bir dönemin Mezopotamya?sındaki Kürtlerin dinidir diyebiliriz. 4200 yıl öncesine dayandırılan Êzîdîliğin,İbrahim?i dinlerden de önce Mezopotamya?nın ilk tek tanrılı dinidir iddiasında bulunmak doğru bir tespit olacaktır. Êzîdîlik tek tanrılı bir din olmanın yanısıra 7 adet de yardımcı mahiyette melek bulunmaktadır ki, Tawusi Melek (Azazil) bu meleklerin başıdır.

Êzîdîliği bazı araştırmacılar Şêxadi ile başlatmaktadır ama bu yanlış bir tespittir; çünkü Êzîdîliğin kökeni binlerce yıl öncesine gitmektedir. Şêxadi İslamiyet karşısında Êzîdîlik'te bazı reformlara gitmiştir ama Êzîdîliğin kökenini teşkil etmemektedir, Êzîdîlik çok daha eskilere gitmektedir. Elbette bu reformlar öyle Êzîdîler tarafından hemen kabul görmemiş, bazı düşünce ayrılıklarından dolayı çatışmaları ve karşı duruşları da beraberinde getirmiştir. Düşünce ayrılıkları ve karşı duruşlar en çok da Şemsani Pirleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu anlamda Şêxadi?nin yeğeni Şêx Hesen bazı köklü reformlar yapmak istemişse de büyük bir direnişle karşılaşmıştır ve Addanilerle Şemsani pirleri arasında özellikle Şêxan?a yakın bulunan dağlarda ve vadilerde -ki bu vadilerin en ünlüsü Geliye Kıyametê?dir-büyük çatışmalar yaşanmış, binlerce Êzîdî bu çatışmalarda ölmüştür. Êzîdîliğin kökeni bu anlamda çok daha eskilere Zerdüştlüğe kadar uzanmaktadır.

Mezopotamya kültür mozaiğinin en renkli temel taşlarından birini oluşturan ve varoluşundan beri kendi özünü korumayı başaran Êzîdîlerin dinsel kimliklerinin yanı sıra, ulusal kimlikleri üzerinde de sistemli bir dejenere etme ve çarpıtma politikaları yürütülmüştür ve hala da yürütülmektedir. Êzîdîlik zaman zaman Êzîdîler dışındakiler tarafından Yêzîdîlik olarak telaffuz edilmekte ve bazı kesimlerce de Êzîdîlik, Halife Yezid?le ilişkilendirilmeye çalışılmaktadır. Böylece Êzîdîlerin tarih bilinci çarpıtılıp Arap siyasal kültürüyle karıştırılmak istenmektedir. Kamuoyunda ?Güneşe ve Ateşe tapanlar? olarak tanınan Êzîdîler hakkında doğru bilgiye ulaşmak oldukça zor olmaktadır. Var olan bilgilerin çoğu yanlış, asılsız, eklektik ve çarpıtılmış bilgilerdir. Êzîdîler güneşe, ateşe ya da çok yaygınca çarpıtılan ş?a tapanlar değildirler. Êzîdîler tek tanrılı İbrahim?i dinlerden de önce tek tanrıya inananlardır. Nasıl ki Müslümanların kıblesi Kâbe ise, Êzîdîlerin kıblesi de güneştir. Güneşe dönerek dua etmelerinin temelinde bu vardır. Êzîdîler üzerine çıkarılan birçok kitap ve yazılar, makaleler genelde yabancı kaynaklıdır ve o yazarlar bulundukları devletin politik çıkarlarını gözeterek yazmaktadırlar. Pozitivist bilimin yöntemiyle araştırma yapanların çok ince bir tarzda ve ısrarla Êzîdîleri Kürt kimliğinden ayrı ele aldıklarına tanık olmaktayız. Aynen Türk tarihçilerinin geliştirdikleri Güneş-Dil Teorisine göre, Kürtlerin aslında ?Dağlı Türkler? oldukları biçimindeki teoriler gibi.

Egemen sistemin parçalayan ve içini boşaltan, köksüzleştiren ve kendine yabancılaştıran politikaları, Kürdistan Alevileri üzerinde de uzun yıllar uygulanmıştır ve hala da uygulanmaya devam edilmektedir. Kürdistan Aleviliği ısrarla Kürt kimliğinden ayrı ele alınarak Türklüğe bağlanmaya, Türklerin bir boyu olduğu yayılmaya, yoğun bir ?uydurma ulus yaratma? propagandasıyla kamuoyuna lanse edilmeye çalışılmaktadır. Günümüzde bu teori büyük oranda boşa çıkartılarak çürütülmüştür, ama azımsanmayacak nicelikte Alevi Kürt üzerinde de olumsuz etki bırakmıştır. Günümüzde aynı durum Êzîdîlik için de söz konusu olmaktadır. Bazı Êzîdî işbirlikçilerin de aralarında bulunduğu bir kesim, Arap partileriyle birlikte Êzîdîlerin Kürt olmadığı, Êzîdîlerin dinlerinin de kavimlerinin de Êzîdî olduğu yönünde propaganda yapmaktadır. Bununla Şengal ve Şêxan bölgelerinde ağırlıklı olarak yaşayan Êzîdîlerin nüfus sayımı esnasında Kürt olmadıklarını belgelemek ve bu belgeye dayanarak Şengal?i Kürdistan coğrafyasından kopararak Irak Merkezine bağlamak amaçlanmaktadır. Bu temelde de günümüzde (Eylül 2010) bu amaçla yoğun bir çarpıtma propagandası yapılmaktadır.

Coğrafik olarak dört parçaya bölünen Kürdistan, kendi içinde de dinsel, dilsel, kültürel parçalanmayı yaşamaktadır. Bir kültürel ve siyasal zenginlik olan dinsel, dilsel, mezhepsel farklılıklar egemen devlet yöneticilerince karşıtlıklara dönüştürülerek böl-parçala-yönet ve asimile et politikasına uyarlanmakta ve Kürdistan coğrafyasını parçaladıkları gibi Kürdistan halkını ve dimağını da parçalamayı hedeflemektedirler.

Êzîdîlerin Kürt olmadıkları yönündeki propagandalar; başta Kafkasya Êzîdîleri olmak üzere, Şengal yöresindeki Êzîdîler üzerinde de etki yapmıştır. Bunda, tarihte Êzîdîler üzerinde birçok katliam gerçekleştiren Arap ve Osmanlı devletlerinin yanında yer alan bazı Kürt işbirlikçi aile ya da aşiretlerinin de önemli rolü olmuştur. Oysa Êzîdîler Kürt kültürünü ve geleneğini bin yıllardır yaşatarak günümüze kadar getirmişlerdir. Kürtçenin Kurmanci lehçesiyle konuşan Êzîdîler, Kürt gelenek ve göreneklerini yaşayan, dinsel ibadetleri ve duaları Kürtçe olan, hatta kutsal kitapları Mıshefa Reş ile Celwa da (şifreli yazılmasına rağmen) ağırlıklı olarak Kürtçe yazılmış olan bir halktır, Kürt halkıdır. Êzîdîlerin Kürt kültürünü en güçlü taşıyan dinsel ve kültürel olarak en köklü kesimlerden biri olduğunu belirtmek sanırım abartılı olmayacaktır. Kürtlerin ulusal kimliğinin oluşumunda bir etken olan inanç ve felsefeyi Êzîdîler hala yaşatmaktadırlar. Kürt giyiminden tutalım, sözlü edebiyata, mitolojik anlatımlara kadar hala en çok yaşatanlardır.

Êzîdîlik, İslamiyet öncesi Kürt dininin, İslamiyet karşısında yok olmamak için kendisini değişime uğratarak günümüze gelme noktasıdır. Arap orduları, İslamiyet?i kılıç zoruyla yaymak için çevredeki ülkelerle birlikte Kürdistan?a da akınlar düzenlemişler ve bu dönemde büyük çoğunluğu Êzîdî, Zerdüşti ve Mitraist olan Kürtler, uzun bir süre İslamiyet?e karşı büyük bir direniş sergilemişlerdir. İslamiyet?i ve Araplaşmayı reddeden Kürtler, büyük bir katliamla karşı karşıya kalmışlardır. İslamiyet?i kabul etmeyen Kürtlerin Arap ordularınca Harran?dan Siirt?e kadar yol boyunca asıldıkları bilinmektedir. Kürtleri Zerdüştlükten vazgeçirmek ve İslamiyet?i kabul ettirmek için kutsal yerler yakılmış, insanlar topluca öldürülmüş, kadınlar cariye olarak götürülmüştür. Katliam, diaspora, zoraki Müslümanlaştırma politikaları nedeniyle günümüzde tüm dünyada ancak 1,5 milyon Êzîdî kaldığı tahmin edilmektedir. Bu Êzîdîlerin büyük bir bölümü ise kendi yurtlarından sürgün edilmiş, göçertilmiş, dağıtılmışlardır. Günümüzde Êzîdîler; Güney Kürdistan?da, Batı Kürdistan?da, Kuzey Kürdistan?da, Ermenistan?da, Gürcistan?da, Ukrayna ve Rusya?da yaşamaktadırlar. Büyük bir bölümü ise Avrupa?da özellikle de Almanya?da yaşamaktadır.

Kürtlerin büyük bir bölümü bu şartlar altında Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Etkinliği giderek zayıflayan Mitraizm, Zerdüştlük ve Êzîdîliğin bu vahşet ve katliam karşısında yeni formlarda kendilerini ifade etmesi kaçınılmaz olmuştur. Her şeye rağmen Êzîdîler 72 katliamdan çıkarak günümüze kadar gelmeyi başaracaklardır.

 

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.