KÜRDİSTAN DEVRİMİ ORTADOĞU VE İNSANLIK DEVRİMİDİR_1

03 Haziran 2019 Pazartesi

Kürt toplumunun köklerinde, Kürt toplumunun varlığında kadının eli ve etkisi fazlasıyla vardır. Kürt?ün kendi gerçeğini tanıması demek, kendi kökleri üzerinde mücadele vermesi demek, özü itibariyle kadın zihniyetiyle, kadın duruşunda ve toplumsallığında bu mücadelenin şekillenmesi demektir...

PKK'nin öncülük ettiği Kürdistan özgürlük mücadelesi Kürdistan'da büyük bir demokratik devrim gerçekleştirdi. PKK çıkışından itibaren sadece bir siyasal devrim olarak ya da silahlı ulusal kurtuluş mücadelesi olarak gelişmedi. Siyasal mücadele ve silahlı ulusal kurtuluş mücadelesi aynı zamanda bir toplumsal devrim, kültürel devrim ve demokratik devrim biçiminde gerçekleşti. Bu devrimlerle önemli bir zihniyet değişimi yaşandı. Bu yönüyle Kürdistan özgürlük mücadelesi dünyanın diğer yerlerindeki ulusal kurtuluş mücadelelerinden farklı düzeyde gelişti. Daha doğrusu Önder Apo başından itibaren Kürt toplumunun zihniyeti ve kültürü değişmeden, yaşamında değişiklikler yaratılmadan özgürlük ve demokrasi mücadelesine giremeyeceğini vurguladı. Kürt toplumunda özgürlük mücadelesini yürütecek demokratik devrimi gerçekleştirmeden, Kürt toplumu bir altüst oluş yaşamadan özgürlük mücadelesinin gelişemeyeceğini söyledi. Bu açıdan Kürt halkının özgürlük mücadelesi tarih sahnesine çıktığı andan itibaren en başta da Kürt toplumunu, Kürt insanını değiştirerek, eski geri yanlarını ortadan kaldırarak; kendisi için değil düşman için yaşayan, kendisini ölüme yatırmış Kürt gerçekliğinden çıkarıp özgür ve demokratik yaşamı için mücadele edecek bir Kürt gerçekliği yaratma mücadelesinin içine girmiştir. Bu temelde de Kürt halkını değişime uğratacak ve özgürlük mücadelesini verecek militanlarda, kadrolarda değişim yaratmak temel hedef olmuştur. Çünkü kendi gerçekliğine ihanet etmemiş tek bir Kürt kalmamıştır, tespiti vardı. Tespit böyle olunca o zaman en başta da toplumun duygusunda, düşüncesinde, tutumunda değişiklik yaratmak gerekiyordu. Çünkü özgürlük mücadelesi ancak kendi gerçekliğinden kopmuş Kürt toplumu kendisi için yaşar, kendisi için mücadele eder bir zihniyete, bir düşünceye, bir tutuma getirildiği takdirde yürütülebilirdi. Böyle bir halk gerçekliği yaratmadan, halkta yeni duygular yaratmadan özgürlük mücadelesi geliştirilemezdi. Bu açıdan Önder Apo'nun çalışmaları, PKK'nin yürüttüğü mücadele daha baştan diğer ulusal kurtuluş hareketlerinden farklı bir mücadele olarak yürütülmüştür.

Dünyanın başka yerlerindeki mücadelelerde genel olarak her topluluk kendi kimliğinin ve kültürünün farkında; kendisini farklı bir toplum olarak görüyor. Ama Kürdistan'da durum farklıdır. Çünkü Kürdistan üzerinde uygulanan sömürgecilik farklıdır. Kürdistan'da uygulanan sömürgecilik soykırımcıdır. Kürt?ü gerçekliğinden koparan, Kürt?ü inkâr ettiren, Kürt olmaktan çıkartan, Türkleştiren, Araplaştıran, Farslaştıran bir sömürgecilik var. Bu yönüyle Kürt halkının özgürlük mücadelesi tümden ölmemiş, ortadan kalkmamış, ama kendini ölüme yatırmış bir halkı ölüm döşeğinden çıkarıp kendi gerçeğinin farkına vardırmak, kendi gerçeğinin farkına varması temelinde de özgürlük ve demokrasi mücadelesi içine sokmak biçiminde başlatılmıştır.

Önder Apo Kürt toplumunu kendi kökleri üzerinden yeniden ayağa kaldırma mücadelesi vererek, köklü bir biçimde sorunu ele alarak sadece Kürtlük açısından değil, Ortadoğu halkları ve insanlık açısından da çok büyük bir hizmet vermiştir, çok önemli bir gelişme ortaya çıkarmıştır. Kürtler, Ortadoğu'nun en eski topluluklarına dayanan halktır. Ortadoğu'nun en eski halkı olduğu gibi neolitik toplumun da ortaya çıktığı coğrafyanın halkıdır. İnsanlık ilk toplumsallığı, ilk kültürü buralarda yaratmıştır. İnsanlığın var oluş gerekçesi, var oluş değerleri bu coğrafyada ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle Kürt?ü kendi gerçekliğinin farkına vardırmak sadece Kürt özgürlük mücadelesi açısından değil, Ortadoğu'nun tarihini ve kültürünü ortaya çıkarmak, insanlığın kök değerlerini ortaya çıkarmak açısından da önemlidir. İlk toplumsallığın ortaya çıktığı coğrafya aynı zamanda insanlığın kültürünün ilk ortaya çıktığı coğrafyadır. Bu açıdan Kürt kültürü insanlığın kök hücresini, kök kültürünü ifade etmektedir. Kürdistan, insanlığın en temel değerlerinin yaratıldığı coğrafya, Kürtler de ilk değerleri yaratan insanlığın varisidirler. Kürt halkının ataları toplumsallığı, yani ilk insanlığı yaratmıştır.

Yine bu ilk insanlığın ve ilk toplumsallığın yaratılmasında kadının rolü belirleyicidir. Bu açıdan Kürt?ün kendini tanıması, kendi köklerine dönmesi, kendi varlık gerçeğini ortaya koyması aynı zamanda kadın gerçeğinin, kadın elinin bu toplumsallıkta, bu halk gerçekliğinde yarattıklarının açığa çıkarılması anlamına gelmektedir. Kadının tarih ve toplum içindeki en temel değerleri bu coğrafyada yatmaktadır. Bu halk gerçekliğinin ataları, anaları kadın değerleriyle yoğrulmuştur. Bu yönüyle Kürt toplumunun köklerinde, Kürt toplumunun varlığında kadının eli ve etkisi fazlasıyla vardır. Kürt?ün kendi gerçeğini tanıması demek, kendi kökleri üzerinde mücadele vermesi demek, özü itibariyle kadın zihniyetiyle, kadın duruşunda ve toplumsallığında bu mücadelenin şekillenmesi demektir. Bu mücadelenin kadının ruhuyla ve toplumsallıkla ayağa kalkması, gelişmesi anlamına gelmektedir. Önder Apo kendi gerçeğinden kopmuş, başkalarının gerçeğini yaşayan Kürt?ün ancak kendi tarihine, kendi kültürüne, kendi köklerine dayanarak bu mücadeleyi yürütebileceğini söyleyerek o gün bu kadar değerlendirilemeyen düzeyde Ortadoğu ve insanlık açısından büyük gelişmeleri yaratacak, büyük hizmet olacak bir konuya el atmıştır. Böylece Önder Apo tüm Ortadoğu halkları ve insanlık açısından önemli sonuçlar doğuran bir mücadelenin Önderliğini yapma onuruna kavuşmuştur.

Önder Apo bu yaklaşımla ilk günden itibaren toplumla iç içe olan PKK'de yeni zihniyet oluşturma temelinde çok farklı bir hareket haline getirerek büyük bir toplumsal değişimi başlatmıştır. PKK Kürt toplum ve tarih gerçeğini anlamaya çalışırken, PKK şahsında yeni Kürt gerçeği temsil edilirken, militanlar, kadrolar bu temelde değişime uğrarken, bu değişim toplumla birlikte yapılmaktadır, toplum da değişmektedir. Bu açıdan Kürdistan özgürlük devrimi toplumla iç içe gelişen, kendisiyle birlikte toplumu değiştiren bir devrimci hareket olarak tarihteki yerini almıştır. PKK sadece bir program etrafında halkın desteğini alan bir siyasal hareket olmamıştır. Bizzat halkın özgürlük, demokrasi ve yeni yaşam anlayışı değiştirilmiştir. Halk bu yaşam anlayışını anlayarak, tanıyarak, belli düzeyde yaşayarak bu mücadelenin içinde yer almıştır. Kürt halkının mücadelesi, PKK'ye bağlılığı ve PKK ile ilişkileri sadece bir siyasal partiyi ya da mücadeleyi destekleme ekseninde gelişmemiştir. PKK ile zihniyet, yaşam ve duygu düzeyinde ortaklaşan, PKK?yi kendi parçası gören bir yaklaşımla mücadeleyi sadece siyasal olarak değil, kültürel ve duygu bağı içinde de yürüterek Kürt halkının özgürlük mücadelesini farklı bir karaktere kavuşturmuştur.

Kürt toplumunun kendi kökleri üzerinden ayağa kaldırılması, insanlığın ilk kültürel değerlerinin de ayağa kaldırılması anlamına gelmiştir. Kürtler tarihsel toplum olarak insanlığın kök hücresi ve kültürel değerlerini Kürt kültüründe yaşatmışlardır. Kürt kültürünün bugüne kadar varlığını sürdürmesi, bir yönüyle de bu kök hücrenin, kök kültürün varlığını sürdürmesidir. Kürt Özgürlük Hareketi bu halk gerçeği ve kültürü tam da yok olacakken bu kültürün ayağa kalkması açısından büyük mücadele vermiştir. Sosyalist düşünceyle bu toplumsallığın çok güçlü biçimde ayağa kaldırılması sağlanmıştır.

 PKK'nin 1970?lerde yükselen yıldız olan sosyalizm çizgisini benimsemesi, esas olarak da Kürt ve Ortadoğu toplumsal gerçekliğiyle doğru buluşması anlamına gelmektedir. Sosyalizmin en iyi biçimde ortaya çıkacağı, gelişeceği, şekilleneceği coğrafya Ortadoğu?dur. Ortadoğu, tarih boyu toplumsallığın güçlü yaşandığı, toplumsallık değerlerinin güçlü ortaya çıktığı, toplumsallıkla insanlığın, toplumsallıkla yaşamın, toplumsallıkla varlığın, toplumsallıkla her türlü ahlaki, vicdani değerin iç içe olduğu bir coğrafya olmuştur. Bu yönüyle toplumsal yaşam tek yaşam biçimi olarak benimsenmiştir. Toplumsallık dışında bir yaşam düşünülmemiştir. İnsan yaşamıyla toplumsallık özdeşleşmiştir. Bu yönüyle de PKK'nin sosyalist ideolojiyle özgürlük mücadelesini vermesi, aslında sosyalizmin doğru temellere oturması, en doğru biçimde anlaşılması ve bu tarihsel köklere dayalı olarak güçlü biçimde tarih sahnesine çıkması açısından da çok önemli bir duruşu ve tercihi ifade etmektedir.

PKK'de sosyalizmin bir kültür ve yaşam haline gelmesinde Kürt toplumsal gerçekliğinde toplumcu damarın güçlü olmasının bağı da bulunmaktadır. Sosyalizm PKK'de sadece ulaşılması gereken bir hedef değil, ilk günden yaşanılması gereken insanlık değeri haline gelmiştir. Bu açıdan PKK çıkışından itibaren Kürt gerçeğindeki, dolayısıyla Ortadoğu gerçeğindeki toplumsal değerleri açığa çıkaran, onunla bütünleşen, o toplumsal değerleri bütünleştiren, kapsamlılaştıran, derinleştiren bir mücadele ve çaba içinde olmuştur. Kürt toplumsal değerleri ve Ortadoğu'nun tarihsel toplumcu karakteriyle PKK'nin sosyalizm anlayışı bütünleşmiş, birbirinden beslenerek, birbirinden güç alarak Ortadoğu'nun tarihsel toplumsal gerçekliğine oturan bir sosyalist anlayış PKK'nin hem yaşamında hem de mücadelesinde kendini ortaya koymuştur. Bu yönüyle de PKK toplumla bütünleşerek, tarihsel toplum değerlerinin daha güçlü ve yeni değerlerle bezenmiş bir biçimde ortaya çıkmasını sağlamıştır.

PKK Kürt?ün tarihsel-toplumsal gerçekliğine dayanarak mücadeleyi yürütürken, Önder Apo çizgisi temelinde şematik, dogmatik olmayan, evrensel değerleri içeren ve Ortadoğu gerçekliğine bağlı karakteriyle özgün bir hareket olmuştur. Ne Kürt ve Ortadoğu gerçekliğinden kopmuştur, ne de evrensel değerlerden kopmuştur. Oryantalist, Ortadoğu değerlerinden ve Kürt gerçeğinden kopuk, Kürt toplumu ve Ortadoğu gerçeğini karşılamayan, eklektik, batı eksenli değerlendirme ve düşünce biçimlerinden de uzak durmuştur. Bu yönüyle de insanlığın tarihsel köklerine önem veren, uygarlığın ortaya çıktığı Ortadoğu coğrafyasındaki tüm gerçeklikleri, yaratılan tüm değerleri içselleştiren ve bu çerçevede de hem Kürtlerin, hem de Ortadoğu halklarının sorunlarına çare olacak bir düşünce biçimi, çözümleyici yaklaşım ortaya çıkarmıştır. Önder Apo'nun Ortadoğu ve Kürt tarihsel- toplumsal değerlerine bağlı olması çok önemlidir. Zaten Kürdistan tarihsel ve toplumsal yapısına, Ortadoğu'nun tarihsel ve toplumsal yapısına bağlı olmadan, bunları anlamadan Avrupa?da ya da dünyanın başka bir yerinde yaratılan evrensel değerleri anlamak da mümkün değildir. Çünkü insanlığın tarihsel toplumsal olarak ilk çıkışı bu alanlardadır. Bu alanları anlamadan, tarih akışını görmeden sanki Avrupa?daki ya da dünyanın başka yerindeki kültürel gelişimleri kendi başına çıkmış, şuradan buradan etkilenmemiş gibi bir yaklaşımla ele almak yüzeysellik olur. Kuşkusuz her coğrafyanın özgünlüğü vardır, kendi değerleri vardır; her coğrafya kendi özgünlüğünde tarihsel toplumsal değerlere, kültürel değerlere önemli katkılarda bulunmuştur. Hiçbir şey sadece dışarıdan ithal edilerek var olmamış ve üretilmemiştir. Ama insanlığın ilk toplumsallaştığı, ilk kök kültürün ortaya çıktığı, ilk değerlerin ortaya çıktığı coğrafyayı anlamak, onun dünyadaki kültürel ve toplumsal değerler üzerindeki etkisini görmek de çok önemlidir. Bunlar görülmeden hiçbir gerçeklik doğru ele alınamaz.

Bu temelde gelişen Kürt halkının mücadelesi, Kürdistan'da çok büyük değişimler yaratmıştır. Kürt halkı onlarca yıldır ayaktadır; özgürlük ve demokrasi mücadelesinde çok ağır bedeller ödemiştir. En zor koşullarda özgürlük mücadelesini sürdürmüştür. Kuşkusuz Ortadoğu'da diğer halkların da ulusal demokratik mücadeleleri olmuştur. Ancak bunların hiçbirisi Kürt devrimi gibi uzun süreli bütün toplumu sarsan, bütün toplumun yaşamını değiştiren karakterde olmamıştır. Filistin devrimi olmuştur, düşünsel ve duygusal düzeyde Arap toplumunu etkilemiştir, ama bütün toplumun katıldığı bir devrim olmamıştır. Filistin Kurtuluş Örgütleri silahlı mücadele vermişlerdir, ama bunu yaparken de esas olarak dış güçlerin, zengin Arap devletlerinin desteğini almışlardır. Çok büyük dış destekle mücadeleyi yürütmüşlerdir. İntifada denilen serhıldanlar olmuştur; Filistin?de önemli halk hareketleri de gelişmiştir; ağır bedeller de ödenmiştir. Ama bunlar sadece belirli bir siyasal amaca kilitlenen, dış güçler tarafından desteklenen, zaman zaman da çeşitli nedenlerle yükselişe geçen hareketlenmeler olmuştur. Ama zihniyet değişimi, toplumsal değişim açısından sonuçları çok fazla olmamıştır. Özellikle dış desteğe dayalı askeri mücadele ya da serhıldanlarla mücadelelerini sonuca götürmek istediklerinden toplumsal yaşamın kapsamlı ve derinliğine değişimi görülmemiştir. 1979?da gerçekleşen İran devrimi de büyük bir halk devrimidir. Toplumun Şah rejimine karşı büyük bir ayağa kalkışı olmuş, göğüslerini silahlara siper etmişlerdir. Ancak bu büyük devrimin halkçı karakteri, toplumcu karakteri, devrimci karakteri kısa süre sonra ortaya çıkan İran-Irak savaşının gelişmesi ortamında kadükleşmiştir.

 

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.