KÜRDİSTAN DEVRİMİ ORTADOĞU VE İNSANLIK DEVRİMİDİR_2

03 Haziran 2019 Pazartesi

Şu anda Önder Apo çizgisinde Kürdistan'da yaşanan devrim sadece Kürtlerle sınırlı bir devrim olarak görülemez. Bu devrimin çapı ve derinliği bölgeseldir, evrenseldir. Önder Apo ?Kürdistani olan her şey evrenseldir? derken bunu da anlamak gerekiyor.


Türkiye'de de onlarca yıla dayalı önemli bir demokratik devrim süreci vardır. Devrimciler, sosyalistler çok önemli mücadele vermişlerdir, bedeller ödemişlerdir. 1970?lerde emekçilerin, işçilerin önemli düzeyde ayağa kalkışı da olmuştur. Ama bunlar da siyasal hareket olma sınırlarını aşamamışlardır. Toplumsal değişimi, kültürel değişimi çok fazla gerçekleştirememişlerdir. Bırakalım toplumu, örgütler bile devrimci bir siyasal yaşam içine girmemişlerdir; yaşamlarını siyasallaştıramamışlardır, anlarını siyasallaştıramamışlardır. İdeoloji ve politik amaçlar doğrultusunda belli bir mücadele yürütmüşlerdir. Fakat bu mücadelenin örgütten başlayarak toplumsallaşması, yaşamsallaşması, yaşamın tüm anının böyle bir mücadeleye verilmesi ya da böyle bir mücadele tarafından şekillenmesi sağlanamamıştır. Bu yönüyle de örgütte, kadroda böyle bir siyasallaşma ve yaşamın her anının ideolojik- politik doğrultuda şekillenmesi sağlanmadığı için de örgütten başlayarak topluma kadar devrimin derinleşmesi, kültürel ve sosyal olgu haline gelmesi, dolayısıyla da kökleşmesi gerçekleşememiştir. 2011?de Arap Baharı olmuştur, halk gerçekten de baskıya, zulme, beş bin yıllık devletçi sistemin toplum üzerine yarattığı etkilere karşı ayağa kalkmıştır. Ancak bu ayağa kalkış da kısa süre sürmüş, öncülük sağlanamamış, yeni bir yaşam, yeni bir toplum anlayışı ortaya konulamamış; dolayısıyla da tepkisel hareket olarak kalmışlardır. Sonradan da başka güçler tarafından yönlendirilerek, saptırılarak çığırından çıkarılmışlardır.

Kuşkusuz bu halk hareketlerinin hepsi Ortadoğu'daki siyasal yaşama, toplumsal yaşama, toplumdaki duygu ve düşünce değişimine, kültürel olarak dönüşümüne etkide bulunmuşlardır. Bunları inkâr etmek mümkün değildir. Ama hiç birisi Önder Apo'nun öncülük ettiği, PKK'nin yürüttüğü mücadele kadar toplumu değiştiren, toplumun derinliklerine sinen mücadeleler, devrimler olmamıştır. Bu yönüyle Kürt devriminin demokratik, özgürlükçü, toplumcu, kültürel karakteri çok büyük değişimler yaratmıştır. Kürdistan'da önemli düzeyde demokratik devrim, sosyal devrim, kültürel devrim, ulusal devrim, demokratik siyasal devrim gerçekleşmiştir. 1990?lı yılların başından başlayarak kadın devriminin Kürdistan'da boyutlanması ve bu kadın devriminin örgütlü ve bilinçli olarak sürdürülmesi, sadece kadının ayağa kalkışı değil, kadının bütünüyle toplumu değiştirmesi, bütün toplumun kadın özgürlük çizgisinde yeniden mayalanması gerçeği Kürt devrimini yeni bir aşamaya taşımıştır. Bu çerçevede Kürt toplumu yeni yaşamı yaratmıştır, bunun üzerinden de şekillenen bir demokratik yaşam gerçeği oluşmuştur. Kürt devrimi, kadın özgürlük devrimiyle hem tarihsel köklerine dayanarak Ortadoğu'nun o toplumsallığını, özgürlük ruhunu ayağa kaldırmış, harekete geçirmiş, hem de kadın özgürlük çizgisiyle bütün dünyadaki demokrasi güçlerini, özgürlük güçlerini, devrimci hareketleri etkileyen bir düzey kazanmıştır.

Kürt halkının özgürlük mücadelesinin Ortadoğu'daki diğer halkların özgürlük mücadelesinden farklı geliştiği açıktır. Bunun en temel özelliklerinden biri de Kürtlerin hiçbir zaman devlet kurmamış bir toplum olmasıdır. Devletler içinde bazı beylikler olmuş, önemli otonom yönetimleri olmuş, bu yönüyle iktidar eğilimi ya da iktidarcı yaklaşım aşiret ileri gelenleri ve Kürt egemen sınıflarında belli düzeyde oluşmuştur. Hem Osmanlı İmparatorluğuna bağlı beyliklerde, hem de İran, Arap Emevi, Abbasî imparatorluklarına bağlı beyliklerde bu tür eğilimler ortaya çıkmıştır. Ama genel olarak bir devlet düzeyine ulaşmadığı için devletçi zihniyetin Kürt toplumunda çok köklü olduğu söylenemez. Kürtler 20. yüzyılda ulus devletçi iktidarlar tarafından yok olmayla karşı karşıya gelen bir toplum olmuşlardır. Bu açıdan iktidarcı, devletçi, otoriter, baskıcı kültür Kürt toplumu içinde çok fazla gelişmediği gibi, baskılar karşısında hep tepki duyan, özgürlük arayan, demokrasi arayan bir özlem var olagelmiştir. Bu yönüyle Kürtlerin Ortadoğu'daki diğer halklardan daha fazla özgürlük ve demokrasi isteyen, zulme ve baskıya karşı tepki duyan bir karakterleri vardır. Kuşkusuz Arap, Fars, Türk devletleri ve imparatorlukları altında Arap, Fars, Türk, Azeri ve diğer halklar da devlete tepki duymuşlardır. Bu devletlerin bu halkların devleti olmadığı açıktır. Ancak Kürtlerin durumu ve ruhsal şekillenmeleri daha farklıdır. Kürtler tamamen bu devletler altında daha fazla baskı gördükleri gibi, özellikle son yüzyılda yok olmayla, imha edilmeyle karşı karşıya gelmişlerdir. Bu da Kürtlerin mevcut devletlere karşı tepkilerini arttırdığı gibi, özgürlük ve demokrasi arayışlarını da hızlandırmıştır. Öte yandan Kürtler tarih boyu devlet dışı toplum olarak kaldıklarından, hatta devlete uzak durduklarından hak, adalet, eşitlik, vicdan, demokrasi ve özgürlük gibi toplumsallığın yarattığı değerleri taşıyan bir halk olmuşlardır. Devlete ve iktidara bulaşmayan, bundan dolayı da fazla kirlenmeyen bir halk gerçekliği oluşmuştur.

Kuşkusuz Kürtler soykırımcı sömürgeci devletlerin ve iktidarların ağır baskısı altında iradeleri ezilmiş, kırılmış, inançsızlaşmış, umutsuzluğa düşerek son yüzyılda ölüm döşeğine düşmüş bir halk gerçekliği haline gelmiş olsa da yine de devletle bütünleşmeyen, devlete tepkisi olan, zihniyetinde, yüreğinde, beyninin derinliklerinde devlete tepki, devlet karşıtlığı olan bir halk durumundadır. PKK'nin bu halkı özgürlük ve demokrasi mücadelesi içine sokması, bu halkın tarihsel toplumsal değerlerine dayanarak, kültürüne dayanarak bu mücadeleyi geliştirmek istemesi Kürt halkının özgürlük ve demokraside çarpıcı karakterde bir bilince sahip olmasını beraberinde getirmiştir. Kürt halkında var olan olumsuzlukları, iradesizliği, kendi gerçeğinden kopuşunu gören, değerlendiren bir Önderlik gerçeği, Özgürlük Hareketi mücadele içerisinde bunu Kürt halkına aştırmaya çalışmıştır. Zihniyetiyle aştırmaya çalışmıştır, eğitimiyle, örgütlenmesiyle, eylemiyle aştırmaya çalışmıştır. Bu çabalarıyla Kürt?ü o ezik durumundan çıkarıp toplumsal değerleriyle buluşturarak,  zihninde, beyninde, yüreğinin derinliklerindeki devlete tepkiyi açığa çıkararak Özgürlük Hareketini geliştirmiştir. Önder Apo Kürt Özgürlük Hareketi'nin mücadelesini, fedakârlığını değerlendirirken, ?ben bile bu kadar yiğitlik ve fedakârlık ortaya çıkacağını beklemiyordum?, tespitinde bulunmuştur. Bir taraftan iradesi kırılmış, ezilmiş bir topluluk, ama diğer taraftan da Önder Apo ve PKK gerçeği tarafından açığa çıkarılan bir yiğitlik var, bir fedailik var. Bunlar diyalektik bütünlük olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Zulme ve baskıya karşı toplumun derinliklerinde var olan öfke açığa çıkarılınca yiğitlik ve fedakârlık da en çarpıcı biçimde kendini ortaya koymuştur.

Kürt Özgürlük Hareketi'nin özgürlük ve demokrasi zihniyeti, düşüncesiyle Kürt toplumundaki bu devlet dışı toplumsal değerlerin bütünleşmesi, Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesinin farklı karakterde ortaya çıkmasını sağlamıştır. Devlete, iktidara ve çıkara bulaşmayan, daha özgürlükçü, daha demokratik bir hareket tarih sahnesine çıkmıştır. Öte yandan baskılar çok ağır olduğundan bu özgürlük ve demokrasi mücadelesi çok zor gelişmiştir. Türk devleti soykırımcı ve zalimdir. İran, Suriye ve Irak?ta Kürtler üzerinde çok zalim ve baskıcı politikalar izlemiştir. Soykırımcı sömürgecilerin bu zalimliği Kürt halkının Özgürlük Hareketi'ni de, özgürlük mücadelesini de daha direngen kılmıştır. ?Öldürmeyen darbe güçlendirir? deyimi en somut ifadesiyle Kürt Özgürlük Hareketi gerçeğinde ortaya çıkmıştır.  Kürt halkının özgürlük mücadelesi hem halk düzeyinde, hem kadro düzeyinde, hem savaşçı düzeyinde her türlü baskıya ve zulme karşı direnerek çelikleşe çelikleşe bugünlere gelmiştir. Kürt halkının özgürlük mücadelesinin zorluğu aynı zamanda dayanıklı ve iradesi güçlü olan bir Özgürlük Hareketi'nin, bir halk gerçeğinin tarih sahnesine çıkmasını beraberinde getirmiştir.

Tarih boyu Kürtlerin ezilmiş olması, baskı altına alınmış olması belki geçmiş yüzyıllarda Kürt halkına acı çektirmiştir, Kürt halkının çok zulüm görmesini beraberinde getirmiştir. Geçmiş yüzyıllarda dezavantaj olan, acı çektiren bu özellikler ve devlet dışı toplum olarak kalma özelliği, ezilen topluluk olma özelliği bugün özgürlük ve demokrasi çağında Kürtler için güçlü bir avantaja dönüşmüştür. Önder Apo'nun ideolojik çalışması, zihniyet çalışması, ortaya koyduğu teori ve paradigmayla bu özellikler bugün sadece Kürt halkı açısından değil, tüm Ortadoğu halkları ve insanlık açısından çok değerli hale gelmiştir. Kürt Özgürlük Hareketi'nin, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin gerçekleştirdiği devrimlerin bugün Ortadoğu ve insanlık açısından büyük değer taşımasında bu tarihsel gerçeklikler ve mücadele sürecinin kazandırdıkları çok önemlidir.

Kürt halkı onlarca yıldır ayaktadır. Kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla ayakta olan bir toplumdur. Rüzgâr gibi gelip geçen bir mücadele dönemi olmamıştır; kısa süreli bir halk ayaklanması olmamıştır. Ya da kısa süreli bir mücadeleyle sadece iktidarı deviren bir halk hareketi olmamıştır. On yıllara dayalı bir mücadeleyle devrimci karakteri, özgürlükçü karakteri derinleşmiştir. İnsanlığın gerçek anlamda özgürlük ve demokrasiye kavuşmasını sağlayacak bilinç, adalet, özgürlük, eşitlik düzeyi ortaya çıkarılmıştır. Şu anda Kürt halkının özgürlük, demokrasi, hak, adalet ve eşitlik anlayışı çok güçlüdür. Hiçbir halkta olmadığı kadar özgürlükçü, demokratik ve eşitlikçi karaktere sahiptir; vicdanı ve ahlakı güçlüdür. Bunlar çok büyük değerlerdir. Yine kendi yaşadıklarından dolayı empati gücü çok güçlenmiştir. Kürtler her türlü zulmü ve baskıyı gördüğü için başka halkların gördüğü zulmü, baskıyı iyi anlayan, derinden hisseden bir halk gerçekliğine sahiptirler. Bu özellik Ortadoğu açısından da tüm dünya açısından da değerlidir. Herhalde dünyada Kürtler kadar empati kuracak, diğer halkları anlayacak başka bir toplum yoktur. Bunun yaratacağı sonuçlar da çok farklıdır.

Önder Apo'nun ortaya koyduğu Demokratik Ulus anlayışı, tüm farklı kimliklerin, etnik ve dinsel kimliklerin bir arada yaşama anlayışı sadece teorik olarak ortaya konulmamıştır; Kürtler mücadele ederek bunu duyguda, düşüncede yaratmışlardır. Hak, adalet, vicdan duyguları çok çok gelişmiştir. Demokratik Ulus anlayışıyla da mücadele içinde ortaya çıkan bu özellikleri teorik düzeye kavuşturulmuştur. Zaten Önder Apo'nun bu kadar ideolojik, teorik derinliğe ulaşması da Kürt sorununun zorluğuyla bağlantılıdır. Kürtler üzerinde soykırımcı sömürgeciliğin çok zalim, çok derin olmasıyla ilgilidir. Mücadelenin çok zorlu olmasıyla ilgilidir. Önder Apo'nun ideolojik ve teorik olarak yoğunlaşması, demokratik ve özgürlükçü karakterinin derinleşmesiyle yürüttüğü mücadele arasında doğrudan bir bağ vardır. Önder Apo'nun felsefik, ideolojik, teorik, paradigmatik düşüncesi kadar özgürlükçü, demokratik bir paradigma yoktur. Bütün tespitleri, bütün değerlendirmeleri, teorisinin ve paradigmasının bütünlüğü tamamen özgür ve demokratik yaşamı derinleştiren, hak, adalet arayışını derinleştiren, insanlığın toplum olarak yarattığı bütün değerleri en rafine biçimde ortaya koyan bir özelliğe sahiptir. Bunun kesinlikle yürütülen mücadeleyle bağı vardır. Önder Apo kendisinin bu kadar derinlikli bir düşünceye, paradigmaya varmasını tarihsel toplumu çözmesine, yürüttüğü mücadelenin karakterine ve bu konuda duyduğu sorumluluk düzeyine bağlamaktadır. Bunu Bir Halkı Savunmak eserinde şöyle ifade etmektedir.

 ?Demokratik ve ekolojik toplum olarak kavramsallaştırmaya çalıştığım sistem anlayışımı temel olarak devlet iktidarı dışında oluşturmayı teorik yaklaşımımın özü olarak ortaya koyuyorum. Sadece kapitalist sistemin iktidar anlayışı dışında değil, tüm devletli toplumlardaki klasik hiyerarşik ve devletçi iktidarlar dışında çözüm aramak teorik perspektifimin özüdür. Bu yaklaşımın ütopik değil toplumsal gerçekliğe son derece bağlı bir teorik yaklaşım olmasını mücadelemin en önemli kazanımı olarak görüyorum. Kişisel ve toplumsal temelimin teorik güce ulaşmamda rolü olmakla birlikte, esas etken tarihsel toplumu tüm sistematik yapısı içinde anlayabilmemdir. Anlayabilmenin altında ise yaşadığım mücadelenin özellikleri ve sorumluluk sahibi olmayı başarabilmem yatmaktadır??

Önder Apo'nun teorisinin derinliği kadın özgürlük çizgisinde somutlaşmıştır. Kadın özgürlük çizgisi aslında hak, adalet, eşitlik, özgürlük, empati, hakkaniyet, vicdan, bütün bunların en derin biçimde yaşanmasının sonucudur. Hem bunlar Önder Apo'nun mücadelesinde derinlikli yaşandığı için bugünkü kadın özgürlük çizgisine varılmıştır, hem de kadın özgürlük çizgisine varıldığı için hak, adalet, özgürlük, eşitlik, vicdan, hakkaniyet kapsamlı ve derin hale gelmiştir. Bunlar çok anlamlıdır. Bunları sadece Kürt?e ait, Kürt?ü etkileyen değerler olarak görmemek gerekiyor. Bu değerler tüm Ortadoğu halklarının ve insanlığın değerleri haline gelmiştir. Ortadoğu'da milyonlara varan halk gerçeğinde Önder Apo'nun paradigması, zihniyeti kabul görmüştür. Kürtlerden başlamak üzere bu zihniyet dalga dalga yayılmaktadır, yayılacaktır. Dünyada hiçbir düşüncenin önüne engel çıkarılamamıştır. Eğer düşünceler halkların özgür ve demokratik yaşamıyla ilgiliyse, hak, adalet, eşitlik, vicdanla ilgiliyse, hakkaniyetle ilgiliyse bunların önünde hiçbir güç duramaz. Nitekim bugün Önder Apo'nun ideolojik, teorik, paradigmatik gücü önünde bu zihniyet önünde hiçbir güç duramamaktadır. Bu zihniyet devrimi dalga dalga bütün Ortadoğu'ya ve dünyaya yayılmaktadır. Bu konuda kadın özgürlük çizgisinin çok önemli rolü olmaktadır. Kadın özgürlük çizgisi sadece kadınla ilgili, kadının özgürleştirilmesiyle ilgili bir durum değildir. Tüm tarihi ilgilendiren, tüm toplumu ilgilendiren, tüm toplumsal sorunları ve toplumun yaşamını ilgilendiren bir teorik ve ideolojik yaklaşımdır. Kadın özgürlük çizgisi şahsında bütün insanlığın sorunlarına çare bulunacaktır. Çünkü kadın özgürlük çizgisi, kadın sorunu, kadın olgusu insanlığın ilk toplumsallaşmasıyla ilgili bir konudur. İnsanlık ancak köklerine dayanarak bütün hastalıklarına çare bulabilir. Bütün hastalıkların kaynağı tarihsel toplumsal olduğu gibi, çözümü de tarihsel toplumsaldır. Bu yönüyle kadın özgürlük çizgisiyle yaklaşıldığında, kadının tarihsel toplumsal olarak yarattığı değerlerle bugün kü yeni yaşam arayışı gerçekleştirilmek istendiğinde kesinlikle insanlığın tüm sorunlarına da çözüm bulunacaktır. İnsanlık sorunlarına toplumsallıkla, yani sosyalizmle çözüm bulunabilir. İlk toplumsal değerlerin kadın eliyle yaratıldığı, bütün olumlu değerlerin yaratılmasında kadın zihniyetinin, kadın elinin, kadın yüreğinin var olduğu düşünüldüğünde kadın özgürlük çizgisiyle yürütülecek bir mücadelenin bütün toplumsal sorunlara da çözüm gücü olacağı açıktır.

Toplumsal sorunların kaynağı en temelde kadının egemenlik altına alınmasıyla başlar. Bütün egemenlikler, bütün sorunlar buradan kaynağını alır. Toplumsal sorunlar ağırlıklı olarak sınıflaşmayla başlamıştır. Toplumsal sorunlar iktidar anlayışıyla, sömürüyle başlamıştır. Ama bunlar da erkeğin kadın üzerinde egemenlik kurmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu açıdan kadın özgürlük çizgisiyle sorunlara yaklaşıldığında bütün sorunları kaynağından çözme gerçekliği ortaya çıkacaktır. Kadın üzerinde ilk egemenliğin, ilk iktidarın, ilk devletin, ilk sömürünün ve bütün kötülüklerin ortaya çıktığı bu coğrafyada sorunlara ilk yaratılan toplumsal değerlerin güncelleşmesiyle çözüm aranacaktır, çözüm bulunacaktır. Sorunlar, sorunları çıkaran kaynağa inilecek, nasıl ortaya çıktıysa öyle kurtulacaktır. Sorunlar eğer kadın üzerindeki egemenlik, sınıflaşma, iktidar anlayışı ve sömürü temelinde ortaya çıktıysa; toplumsal değerlerin zayıflaması, toplumun gerçek anlamda birbirini tamamlayan, birbirini bütünleyen toplum olma gerçeğinden uzaklaşmasıyla ortaya çıktıysa, o zaman bütün sorunlar da bu toplumsal sorunları yaratan nedenler ortadan kaldırılarak çözülecektir.

Şu anda Önder Apo çizgisinde Kürdistan'da yaşanan devrim sadece Kürtlerle sınırlı bir devrim olarak görülemez. Bu devrimin çapı ve derinliği bölgeseldir, evrenseldir. Önder Apo ?Kürdistani olan her şey evrenseldir? derken bunu da anlamak gerekiyor. Bu bakımdan Kürdistan devrimini sadece bir Kürt devrimi, Kürtlerle ilgili devrim olarak görmemek gerekiyor. Kürtlerin yaşadığı ağır sorunlar nedeniyle bu devrimin karakteri bölgesel hale gelmiştir, evrensel hale gelmiştir. Çünkü Kürt devrimi kendisiyle sınırlı kalarak Kürt?ü özgürleştiremez. Kürt?ü özgürleştirmek için bu sorunları yaratan Ortadoğu gerçekliğini, bu sorunları yaratan dünya gerçekliğini çözmesi gerekiyor. Çünkü Kürt?ün sorunlarını bu kadar ağırlaştıran gerçekten de beş bin yıllık devletçi sistemdir, yine son iki yüzyıllık kapitalist modernitedir. Bu bakımdan Önder Apo beş bin yıllık devletçi sistemi çözmüştür, iki yüzyıldır Ortadoğu'ya giren kapitalist sistemi çözmüştür. Bunun Ortadoğu ve Kürt toplumu üzerinde yarattığı etkileri değerlendirmiştir. Teorisini de beş bin yıllık devletçi sistemi ve kapitalist moderniteyi çözerek, bunun karşısına tarihsel topluma dayalı toplumsal çözüm alternatifini ortaya koyarak sadece Kürt sorununu değil, Ortadoğu'nun tüm sorunlarını çözen bir zihniyet devrimini gerçekleştirmiştir. Bu zihniyet devrimini sadece Kürtlerin özgürlüğü için, kurtuluşu için gerçekleştirmemiştir. Bütün Ortadoğu'nun özgürlüğü, bütün insanlığın özgürlüğü ve demokratik yaşamı için gerçekleştirmiştir. Bu yönüyle de Önder Apo'nun çizgisi temelinde yürütülen Kürdistan devrimi, Kürdistan özgürlük mücadelesi bir Ortadoğu devrimi olarak gelişmektedir. Bir dünya devrimi olarak gelişmektedir.

Kuşkusuz Ortadoğu devrimini sadece Kürtler yapmayacaktır, ya da dünya devrimini Kürtler yapmayacaktır. Ama Kürdistan'dan başlayarak bütün Ortadoğu'ya yayılan bu zihniyet, dünyaya yayılan bu zihniyet Ortadoğu ve dünya devrimi haline gelecektir. Ortadoğu'da halkların zulme, baskıya, sömürüye karşı mücadelesi haline gelecektir. Dünyada halkların zulme, baskıya, sömürüye karşı mücadelesi haline gelecektir. Önder Apo'nun çizgisinde PKK'nin öncülük ettiği mücadele böyle bir halk yarattığı gibi, bu devrimin bu çizgide bütün Ortadoğu'ya yayılmasını da sağlamıştır.

Ortadoğu demokratik devrimine öncülük eden Kürt toplumunun nereden nereye geldiğinin iyi görülmesi gerekiyor. Yeni bir Kürt toplumu yaratılmıştır. Kürt halkının toplumsal değerleri, tarihteki kazandığı bütün özellikleri yeni değerlerle bezenerek güçlü biçimde tarih sahnesine çıkarılmıştır. Soykırımcı sömürgecilik tarafından bastırılan, yok edilmek istenen Kürtlük değerleri, Ortadoğu değerleri, insanlık değerleri, bütün toplumsallık değerleri güçlü biçimde açığa çıkarılmıştır. Yeni Kürt özgürlükçüdür, demokratiktir, adildir, vicdanlıdır, ahlaklıdır, hakkaniyetlidir. Kadın özgürlük çizgisinde şekillenmektedir. Böyle bir Kürt toplumu yaratılmıştır. Bu da bir günlük mücadeleyle değil, onlarca yıllık mücadeleyle pişe pişe, çelikleşe çelikleşe yaratılmıştır. Ne Özgürlük Hareketi ne de Kürt halkı amiyane deyimle saksıda yetişmemiştir. Ya da anlık parlamayla ortaya çıkmamıştır. Önder Apo'nun dediği gibi iğneyle kuyu kazılarak bu değerler yaratılmıştır. Büyük emeklerle, büyük bedellerle bu mücadele yaratılmıştır. Bu nedenle bu devrim ve devrimci halk gerçekliği köklüdür. Bu köklü karakterine dayanarak da bu devrim kendisini Ortadoğu'ya, dünyaya yaymaktadır.

 

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.