YENİ KÜRT TOPLUMUNDA İNANÇLARIN ÖZGÜRLEŞMESİ VE GERÇEK KİMLİĞİNE KAVUŞMASI_3

03 Haziran 2019 Pazartesi

Yurtsever Müslüman çizginin sürekli baskı altında olması ve kendisini ifade edecek olanakların bırakılmaması bu çizgiyi süreçle sessizliğe gömdü. Taki PKK mücadelesine kadar.

Medreseler Kürt kültürünün dilinin ve tarihinin yaşatıldığı ve yeni kuşaklara aktarıldığı kurumlar olmuştur. Kürt medreseleri basit bir dini okul değildir. Mantık, felsefe, matematik, astronomi, fizik, dil edebiyat gibi bilimlerin öğretildiği okullardır. Yaygın eğitim kuruluşları olup halkın verdiği desteklerle hizmet eden parasız okullardır da. Dini hurafelerden uzak Kürt kültürüne göre yorumlamaya çalışan düşünüş tarzı esastır. Gerçekten de 1200-1920?lere kadar doğrudan Kürt medreselerinin Kürtlere hizmetleri sayılmayacak kadar çok olmuştur. Örneğin medreselerde dinin öğretildiği dönemde Kürtler de camilere hapsedilmiş din yoktur. Cami dinini Kemalist Türkiye kültürel soykırım politikalarını yürütmek için Kürdistan'da yaymıştır.

Medrese kültüründe Kürt toplumsallığını koruma ve yurtseverliğini geliştirme amaçlı çok güçlü bir siyasi damar da hep olmuştur. Osmanlıların ve sonrasında Kemalist Cumhuriyet Türkiye?sinin Kürtlere saldırılarına karşı direnişte medrese geleneğinden gelmiş âlimler ve bu çizginin beslediği yurtseverlik hep yer almıştır. Bunun için Cumhuriyet Türkiye?sinin Kürt medreselerine dönük çok şiddetli saldırısı oldu. Tekke ve zaviyelerin kapatılması kanunu esasta Kürt medreselerini kapatıp Kürtleri devletin camilerine çekmek için çıkarılmış gibidir. Alevilerin de Ocexlerini kapatan bu kanun sadece Kürtler için çıkarılmamışsa da en şiddetli biçimiyle Kürdistan'da uygulanmıştır. Medreselerin kapatılması Kürtlerde çok ciddi bir boşluğa yol açmıştır. Yurtsever Müslüman kimlikli Kürtlere karşı ikinci bir saldırı biçimiyse devletin kendisine bağladığı Nakşi tarikatındaki kimi aileler yoluyla olanıdır. İşbirlikçiliği toplumda geliştiren bu saldırı Cumhuriyetle birlikte özellikle Bakurda iki çeşit İslam'ın Kürtler içinde oluşmasına yol açmıştır. Birincisi şair yazar, felsefeci melelerle başlayan ve Ahmedê Xanê ile zirveleşen Ş. Said ve mele Abdullah Tîmoqî?ye kadar gelen yurtsever çizgi diğeri ise Bitlisli Kamuran İnan?la devletleşen ve en son hizbi kontra olup Kürtleri katleden çizgidir. Nakşi Barzanileri de bu çizgide ele almak gerekir.

Yurtsever Müslüman çizginin sürekli baskı altında olması ve kendisini ifade edecek olanakların bırakılmaması bu çizgiyi süreçle sessizliğe gömdü. Taki PKK mücadelesine kadar. Kürdistan özgürlük mücadelesi başladığında ilk harekete geçen kesimlerden biri de yurtsever çizgideki dindar insanlarımız olmuştur. Birçok yerde yurtsever mele ve seydaların özel fetvalar vererek halkı direnişe çağırdığı bilinmektedir. Düşman bu kesimleri sindirmek için faili meçhul cinayetlerle yurtsever din âlimlerine de yöneldi. Özgürlük Mücadelesinden önce devletin camiler, kuran kursları ve vakıflar adı altında Kürt kültürüyle harmanlanmış Müslümanlığın sesini kesmek için çok çaba harcadığına temel noktalarda vurgu yaptık. Kemalizm?in Kürt düşmanlığından ötürü laiklik adı altında Kürtlerin ekseriyetinin mezhebi olan Şafiiliği tecrit ve teşhir etmeye ağırlık verdiğini de bu saldırılara eklemek gerekir. Örneğin Kemalistlerin Alevilere dönük her katliamdan sonra özellikle Kürt Aleviler içinde bir anti Şafiilik propagandası dönemi hep olmuştur.

Türkiye cephesinden hiçbir zaman dini cemaat ve tarikatlar ortadan kalkmadı. Çalışmalarına göz yumuldu. Fethullah Gülen cemaati örneğinde de gördüğümüz üzere, Nurculuğun Türk devletine ve Türk milliyetçiliğine hizmet eden kolu devletleşecek kadar imkân bulurken, Kürtlerden bahseden kolu hizbi-kontralara katlettirilmiştir. Dolayısıyla laik Kemalist devletin din karşıtlığı politikasının mağdur ettiği kesimlerin başında İslami referanslarla yaşamaya çalışan Kürtler gelir. Kürtçe yasağıyla birlikte Kürtler ile dini inanışları arasına adeta demir bir perde çekilmiş oldu. Devletin din hizmetleri adı altında gönderdiği ve çoğu ajan memurları eliyle Kürtlere dini kültür yerine masal, mitoloji ve Türklük anlatılmıştır. Kürdistan'da hain ve işbirlikçi kesimlere her türlü destek sunulup devlet desteğiyle halka zorla kabullendirildiler. Bu durum PKK mücadelesine kadar böyle sürdü. Bunun için PKK mücadelesiyle en çok cesaret alan, kaybettikleri kültürleriyle yeniden buluşma olanağı bulanlar, İslami değerleri ulusal kimlikleriyle yaşayan yurtseverler olmuştur. Bu kesimden çok sayıda aile ve kişinin ölümüne mücadeleye sahip çıkması ve mücadeleye katılmakta tereddüt yaşamaması Kürt toplumsal yapısında demokratik gelişmeyi hızlandırmıştır.

Bilimsel sosyalist bir hareket olan PKK?nin, Ortadoğu gibi dinin sadece iktidar ideolojisi olanına izin veren, demokrasi ve özgürlükleri din karşıtlığıyla damgalayıp bunu da halklara dayatan bir alanda İslami hassasiyetleri önde kesimlerin özgürlük mücadelesine katılması basite alınamaz. Bu hem PKK?yi, hem de Kürt halkı içindeki bu kesimlerin özelliklerini anlamak açısından ayrıca düşünülmesi ve üzerinde söz söylenmesi gereken bir gelişmedir. Kürdistan'da devletle çalışan kimi tarikatçı ailelerin ve ajan kişilerin PKK'yi karalamasına rağmen dünyaya ve gündelik yaşama İslami mantıkla bakmaya çalışan Kürtlerin PKK saflarına genç kızlarını göndermesi, yurtseverlikleriyle onur duyarak mücadeleye her türlü desteği vermesi küçümsenemez bir toplumsal değişim ve dönüşümdür. Bu Kürdistan toplumunda ama özellikle halkımızın bu kesiminde geçekleşmiş bir zihniyet devrimidir. Bu devrim PKK gerçeğinde ?iyi? kabul edilmiş erdemlerin ne kadar tarihsel ve evrensel olduğunu ispatlamaktadır. Dolayısıyla yaşamlarını İslami kültürle düzenlemeye çalışan Kürdistan?lıların PKK aklı ve ideolojisiyle kendilerine yaklaşmaya başlaması, yurtsever kültürü temel alıp ulusal ve dini yaşamlarını buna göre yeniden düzenlemeleri sadece Kürdistan boyutunda değil tüm İslam âlemi çapında bir devrimdir. Bu devrim 21.yy?da İslam'da demokratik çerçevede içtihadın nasıl olması gerektiğinin somut örneğidir. Bu, PKK'nin Ortadoğu?lu kimliğinin daha da güçlenmesine yol açmaktadır. Kürtler ile Ortadoğu?lu Müslüman halklar arasında da demokratik ilişkilerin derinlik kazanmasına hizmet etmektedir.

PKK ile birlikte Kürtler içinde dini ahlaksızlığın ve işbirlikçiliğin zemini yapan hain ve işbirlikçilerin alanı daraldı. Halk nazarında da önemli oranda teşhir olan bu kesimler artık eksisi gibi çalışamaz duruma getirilmiş durumdadır. Son yıllarda AKP yeniden para ve silah zoruyla bunları güçlendirmeye çalışmaktadır. Kürt halkındaki demokratik gelişmeler, dinin ahlak ve adalet ilkesi ile yaşanmasına da hizmet etmiştir. İslam'daki iman ve amel ilişkisinin bir birbirinden kopmaz diyalektiği mevcut durumda en etkili Kürdistan'da yaşanmaktadır. PKK'nin yaratığı kültür sayesinde Kürt halkı pratiği bozuk olanların sözlerine iman etmemektedir. Bu bilinç uzun bir aradan sonra Kürtlerde kendi tarihsel toplum gerçeğine göre dinlerini yaşama ve bu koldan da toplumun moral ve motivasyonunu yükseltme çabalarının gelişmesine imkân açmıştır. En son olarak da Önderlik, Kürt yurtseverlerinin dini anlayışını Demokratik İslam, Kültürel İslam olarak tanımladı. Bu anlayıştaki İslam sadece Kürtler için değil tüm Müslüman âleminin ihtiyaçlarını karşılayacak İslam?dır. Bu alanda da dini anlayışlarında devletçilik, milliyetçilik, din istismarcılığı anlamında dincilik ve mezhepçilik olmayan Kürt âlimleri tıpkı geçmişte olduğu gibi tüm Müslümanların toplumsal sorunlarına çareler bulacak olanağa kavuşmuştur. Çok basit nedenlerle bir birini öldürmekten çekinmeyen buna din kılıfı da icat eden, din adamı kimliği altında Türk Özel Harp elemanlarının sözlerini Kur'an ayeti gibi kabul eden bir noktadan, demokratik İslam'ı tartışma düzeyine gelmek de kendi başına zihniyet devrimidir.

PKK mücadelesiyle birlikte Kürt halkının elde ettiği bir kazanımda din gibi ahlaki bir alanın dincilik ve mezhepçilik ile kirletilmesinin önüne geçmiş olmasıdır. PKK yurtseverliği Kürt halkı içinde ahlak yüklü bir dini yaşam için ortam yaratmıştır. Uzun vade de hem Kürtler için, hem de diğer etnik kimlikteki Müslüman halklar için çok değerli olan bu hizmet Kürdistan özgürlük mücadelesinin insanlığa hizmeti olarak tarihe geçmiştir.

İslam ve kadın konusu da sürekli tartışılan bir mevzudur. Müslüman Kürtler içinde kadın, aile, evlilik, eşler arası ilişki ve anne-baba çocuk kültürü görünüşte İslam fıkhına göre olsa da geçmiş Kürt kültürüne göre yaşanan boyutları daha öndedir. Örneğin devletle işbirliği içindeki kimi cemaat ve tarikatların dar bir kesimi dışında Kürtlerde çok eşlilik geçerli bir şey değildir. Ve kabul edilmemiştir. İyice incelendiğinde de görüleceği gibi Kürt aile kültürünün en az yarısı Zerdüşti kültüre göre yaşanmaktadır. Tüm toplumlarda Kapitalist modernitenin toplumsal ahlakı dağıtmasına bir tepki olarak yaşanan içe kapanma ve bunun kadın yaşamını ve toplum içindeki aktivelerini daraltması Kürtler içinde de kısmen görülmektedir. Kapitalist yozlaşmanın en temel nedenleri arasında olduğu kadın cinayetleri, özü itibarıyla toplumun intiharı anlamına gelmektedir. Yaygın olmasa da bu musibet de Kürtlere bulaşmıştır. Tüm bu olumsuzluklar yanında muhafazakârlık ve kendini tecrit etme Kürtlerde daha çok dini gerekçelere dayandırılarak yapılmaktadır. Bunlar en çok kadına dayatılmaktadır. Kapitalist yozlaşmaya karşı da olsa toplumda yaşanan ancak ağır bedelini kadınların çektiği tutucu baskıcı tutumlar PKK mücadelesiyle artık eskisi kadar yaşanmamaktadır. PKK'nin kadın devrimi ile Kürt ailesinde gerçekleştirdiği demokratik değişim toplumsal ahlakı geliştirmiş bu da halk içinde kadına güven, bilinç ve irade kazandırmış, erkeği de kadına saygı duyacak noktaya getirmiştir. Artık toplumda binlerce yıllık bir gelenek olan ve iktidar İslam'ının da ?Müslüman olmayan ahlaksızdır? klişesi yıkılmıştır. PKK ahlaki olarak İbrahim?i geleneğin halkçı kolunun günümüzdeki temsilcisi olduğunu kanıtlamıştır. PKK yaşamıyla, asıl ahlaksız olanların dini devlet ideolojisi haline getirip bugün de bu ideolojiyle milliyetçilik yapanlar olduğunu yeterince göstermiştir. PKK'nin topluma verdiği bu bilinç ve ahlak en fazla İslami referansları kullanan Kürtler?de iradeleşme sağlamıştır. Bu Kürt kesimler dindar olduğunu söyleyen ama amelde zalim olanların neden bu çelişkiyi yaşadıklarını PKK ile çözmüştür. PKK ile aralarında kopması çok zor inanç ve iman bağı kurulmuştur. Tüm değişimden ötürü çok rahatlıkla belirtebiliriz ki, Kürdistan'da yaşanan kadın devriminin en çok rahatlattığı kesim de dindar Kürtler olmuştur. Ortadoğu geleneksel toplum gerçeği göz önünde bulundurulduğunda ve buna PKK'ye karşı yürütülen amansız saldırılar da eklediğimiz de hem dindar olmak hem de genç kadınlarının saflara katılmasını istemek ve desteklemek mucize değerinde bir gelişmedir. Bu anlayıştaki Kürtlerin de yaşadığı İbrahim?in put kırmasına ilk inananların yaşadığına benzemektedir. Bu değişim tüm Ortadoğu'yu değiştirecek özellikler barındırmaktadır.

Sonuç olarak; PKK mücadelesinin Kürdistan'da yarattığı aydınlanma ve toplumsal değişimin dini kültür üzerinde de etkileri köklü olmuştur. Kürtlerden inançlarını kadim Kürt inanç kültürüne göre yaşamaya çalışan, Rêya Heq-Aleviler, Ehli Heq-Yaresanlar ve Êzdîler varlıklarını güvenceye almıştır. Sahip oldukları değerlerle Kürt halkının en az asimile olmuş kesimini temsil ettikleri bilincine kavuşmuşlar. Bu kendilerinde demokratik toplum bilincinin hızla gelişmesine yol açmıştır.

İslam'ı Kürt halk kültürünün dinamiklerine göre yaşayan Kürtler, Osmanlı ve Safevi baskılarını katbekat aşan Kemalist devletin baskıları altında adeta nefesleri kesilmiş hem inançları hem de halk kimlikleri büyük tahribata uğramıştır. Özellikle Osmanlının son iki yüz yılında başlayan ve Kemalist cumhuriyetin devraldığı dini Kürtlere karşı bir silah olarak kullanma politikası, Kürdistan demokratik devrimi ile birlikte hemen hemen tümüyle boşa çıkarılmıştır. Bu başarı yaşamlarında İslam'ı referans alan Kürtleri, tekrar din ahlak ilişkisini güçlü kurmaya götürmüş ve toplum karşısında sorumluluklarını büyütmüştür. Politik bilinçlerinin artmasıyla Zerdüşti bir ilke olan ?dindar hikmet sahibi iyi insandır? kültürünün sadece kedilerinde olduğunu kavramaları önemli bir zihni gelişmeye yol açmıştır. Bu bilinçlenmeyle başta Türk egemenleri olmak üzere Kürdistan sömürgecilerinin kendilerini din adı altında aldattıklarını görerek, düşmanın Kürtler üzerindeki sömürgeci politikalarının dini ayağını boşa çıkarmada görevlerini daha iyi yapar duruma gelmişlerdir.

Kürdistan demokratik ulusal birliği, Kürdistan'daki tüm inançların bir araya gelmesiyle daha da güçlenmiştir. Bu halkların demokratik devriminin yenilmeyecek noktaya gelmesi demektir. Kürdistan toplumundaki inançların demokratik doğrultudaki değişimi halklar ve inançlar arasındaki demokratik birliğin kurulmasına büyük kolaylıklar getirmiştir. Önemli gün ve toplantılarda Kürdistan'daki inanç ve dinlerin yan yana olması ve ortak kararlar alması, eylem birliği içinde mücadele etmesi hep arzulanan bir resimdi. PKK mücadelesiyle bu gerçekleşmiştir. Ve bu resimle sadece Kürdistan'ın değil tüm Ortadoğu'nun güzelleştiği günler yaşanmaktadır, yaşanacaktır...

 

 

 

 

 

 

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.