KÜRDİSTAN DEVRİMİ ORTADOĞU VE İNSANLIK DEVRİMİDİR_3

03 Haziran 2019 Pazartesi

Özellikle kapitalizmin geldiği aşama maddiyatçılığı kutsayan, maddiyatçılığı her şeyin üstüne koyan bir dünya yaratmaya yöneliktir.


 

Ortadoğu'nun en temel eleştirilen yanları nedir? Şematizmdir, dogmatizmdir, kalıpçılıktır. Ortadoğu o ilk devlet, beş bin yıllık devletçi geleneğin en köklü biçimde yerleştiği yerdir. Devletçilik, iktidarcılık burada çok güçlüdür. Öyle ki, her aile reisi bile kendisini bir devlet gibi kurumsallaştırmıştır. Aile reisi devletin izdüşümü olmuştur ya da devlet buna dayanarak kendisini kökleştirmiş ve bütün toplum içine yaymıştır. İşte Ortadoğu böyle bir toplumsal ve siyasal gerçekliğe sahiptir. Önder Apo Ortadoğu?nun bu gerici kalelerini bir bir devirmektedir. Devletçiliği devirmiştir, iktidarcılığı devirmiştir, dogmatizme darbe vurmuştur, kalıpçılığa darbe vurmuştur. En katı erkeksi zihniyet Ortadoğu'da şekillenmiştir. Önder Apo kadın özgürlük çizgisiyle buna karşı da büyük mücadele vermiştir. Ortadoğu'da ne kadar gericilik varsa bu Önder Apo'nun ve PKK'nin mücadelesinin hedefi olmuştur. Bunlar sadece söylemde mücadele edilen konular değildir; iktidara karşı ideolojik, teorik, zihniyet olarak büyük bir mücadele başlatılmıştır. Devlete karşı zihniyet olarak, ideolojik, teorik, paradigmasal olarak büyük bir mücadele başlatılmıştır. Dogmatizme karşı teorik olarak büyük bir mücadele başlatılmıştır. Dinciliğe, milliyetçiliğe, mezhepçiliğe ideolojik ve teorik olarak büyük bir mücadele verilmektedir. Tarihte insanlık için büyük değerler yaratan dinlerin saptırılmasına karşı da dini en doğru biçimde değerlendirerek, çözümleyerek Ortadoğu'daki büyük değişimin önünü açmıştır. Önder Apo'nun Ortadoğu'da etkili olmasını sağlayan en temel etkenlerden biri de din çözümlemesidir. Hiçbir İslam teoloğu Önder Apo kadar İslam?ı derinliğine çözmemiştir. İslam?ı derinliğine anlamamıştır. İslam?ın toplumsal karakterini derinliğine kavramamıştır. Önder Apo aynı zamanda bir teologdur. Bütün dinleri çözümlemeye tabii tutmuştur. Yahudiliği, Hıristiyanlığı, İslamiyeti, Êzidîliği, Aleviliği, bütün dinleri ve mezhepleri de anlamaya çalışmıştır. Onların tarih içinde oynadığı olumlu rolleri kapsamlıca değerlendirmiştir. Neden dogmatikleşti, neden kalıplaştı, neden daha sonra iktidara ve devlete bulaştı, giderek toplumsal gelişmelerin önünde engel hale getirildi, bunlar bir bütün olarak, Önder Apo tarafından değerlendirilmiş ve çözümlenmiştir. Bu yönüyle de, Ortadoğu'nun en temel kalıplarını, iktidarın, despotizmin, sömürünün, zulmün, erkek egemenlikli zihniyet ve yapılanmanın dayandığı temelleri sarsmıştır.

Böylelikle Ortadoğu egemenlerinin ve despotizminin dayandığı bütün temel direkler hem ideolojik, teorik ve paradigmatik olarak, hem de siyasal mücadeleyle zayıflatılmıştır. Bu açıdan artık Ortadoğu'da egemenlerin dayandığı temeller zayıftır. Artık Ortadoğu'da egemenler eskisi gibi güçlü değildir. Kuşkusuz sadece Kürtler değil, bütün halklar despotizme karşı Ortadoğu'daki zalimlere, iktidarlara karşı, sömürücü baskıcı düzenlere karşı mücadele vermişlerdir, bedeller ödemişlerdir. Önder Apo ideolojik, teorik, paradigmatik yaklaşımlarıyla bütün bunlara doğrultu kazandıran, bütün bunları anlamlandıran bir çizgi ve yapılanma gerçeğini ortaya koymuştur. O mücadeleleri daha bütünlüklü hale getirmiştir, onları doğru hedeflere yöneltmiştir. Artık Ortadoğu'da mücadele eden halkların elinde güçlü ideolojik, teorik, paradigmatik değerler vardır; güçlü bir zihniyet vardır. Sadece tepkisel değil, sadece zulme başkaldırma değil, bu zulme neden karşı olduğunu bildiği kadar, bu zulüm karşısında neyi alternatif hale getireceğini de bilecek durumdadır. Halkların mücadelesinin önü aydınlatılmıştır. Halkların nasıl özgür ve demokratik yaşama kavuşacağı çok kapsamlı teorik olarak ortaya konulmuştur. Ortadoğu'nun ihtiyacı olan en temel değerler Ortadoğu halklarının eline verilmiştir. Ortadoğu nasıl ki tarihte dinleri, mezhepleri, düşünce akımlarını ortaya çıkararak toplumsal sorunlarına çözüm aradıysa, bugün de Önder Apo çizgisinde ağırlaşan sorunlarına çözüm aramıştır, çözüm bulmuştur. Hem Ortadoğu'nun tarihinde ortaya çıkan gericiliğe, zulme, baskıya karşı çözüm bulmuştur, hem de Avrupa merkezli kapitalist modernitenin, Ortadoğu'ya getirdiği ağır sorunların nasıl aşılacağına dair çözüm yollarını ortaya koymuştur.

Bu bakımdan Önder Apo, bir Ortadoğu Önderliği olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Ortadoğu devrimci liderliği olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Önder Apo sadece Kürtlerin Önderi değildir, ancak Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini verirken böyle bir zihniyet ve Önderlik gücüne kavuşmuştur. Kürt halkı üzerinde uygulanan soykırımcı sömürgecilik ve böyle bir soykırımcı sömürgeciliğe karşı verdiği mücadele Kürt Halk Önderini böyle bir bölgesel ve evrensel ideolojik, teorik, paradigmatik düzeye ulaştırmıştır. Kürt sorununu çözme arayışı içinde bu yola girmiştir;  girmek zorunda kalmıştır. Şu görülmüştür ki; Ortadoğu çözümlenmeden, dünya çözümlenmeden, anlaşılmadan Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini vermek, Kürt halkını özgürlüğe ulaştırmak mümkün değildir. Bu bakımdan Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesinin nasıl verileceğinin şifrelerini çözerken, bütün Ortadoğu gericiliğinin, dünya gericiliğinin şifrelerini çözmek, bunlar üzerinde durmak zorunda kalmıştır. Bu da Önder Apo'yu ve yoğunlaşmalarını derinleştirmesini, Ortadoğu Halkları Önderliği ve Dünya Halkları Önderliği haline gelmesini sağlamıştır.

Ortadoğu'da özgür toplum ve özgür birey çok bastırılmıştı. Kuşkusuz toplumsallık Ortadoğu'da çok güçlüdür, Ortadoğu toplumsallığın yaratıldığı yerdir. Ama zaman içinde bu toplumsallık saptırılmıştır. Bu toplumsal değerler saptırılarak zulmün, baskının hizmetine bile sokulmuştur. Dinin iktidarın hizmetine sokulması, saptırılmış toplumsallıkla ilgilidir. Dinin devletin hizmetine sokulması, sömürüye alet edilmesi de bununla ilgilidir.  Din toplumsallıktır, toplumsal değerler temelinde ortaya çıkmıştır. Ama daha sonra devlet, iktidar ve sömürücüler bu toplumsallığı, toplumsal değerleri, dolayısıyla dini saptırarak kendi hizmetlerine koymuşlardır. Bu temelde, toplumu da, bireyi de baskı altına almışlardır. Bu açıdan Önder Apo'nun özgürlükçü demokratik, toplumcu, sosyalist çizgisi bu saptırılmış toplumsallığa karşı doğru toplumsallık, bireyler üzerinde yaratılan kulluk, tebaa olma, kul köle olma, boyun eğme kişiliği karşısında da özgür birey değerlerini ortaya çıkarmıştır. Binlerce yıllık devletçi zihniyet, devlete bağlı, boyun eğmiş birey, kul, tebaa, reya, köle, serf ne denirse densin, tamamen iktidara, devlete, egemenlere, sömürücülere bağlı bir birey gerçeği ortaya çıkarmıştır. Önder Apo kulluğa, tebaaya, köle olmaya karşı büyük bir mücadele vererek bu tür zihniyetleri de yerle bir etmiştir. Kürt toplumunda doğru toplumsallığı geliştirmenin yanı sıra, toplumsallıkla diyalektik içinde özgür, demokratik, iradeli bireyi açığa çıkarma mücadelesi vermiştir. Bu açıdan hem gerçek toplumsallığı açığa çıkarmış, hem de gerçek, özgür bireyi var etme mücadelesiyle Ortadoğu'da bireyler üzerindeki bu despotizmi de kırmıştır. Kürdistan devriminin, Ortadoğu açısından bir de böyle anlamı vardır. Doğru toplumsallık ve doğru birey anlayışı geliştirilmiştir. Ortadoğu'da toplumsallığın saptırılması gibi, Avrupa'da ve kapitalizm koşullarında da bireysellik, birey olma, kişilik saptırılmıştır. Bu bakımdan hem Ortadoğu'da saptırılan toplumsallığa, hem de Avrupa?da saptırılan bireye karşı doğru toplumsallık ve doğru bireysellikle cevap veren bir Önderlik ve Kürdistan devrim gerçekliği vardır.

Böyle bir devrimci çıkışın Ortadoğu'da gerçekleşmesi çok anlamlıdır. Kuşkusuz kapitalizmin ortaya çıkmasından sonra Marks, Engels ve Lenin?de, yine birçok devrimci, bilim insanı ve felsefesinde somutlaşan özgürlük arayışları olmuştur. Kapitalist modernitenin toplumsallığı dağıtmasına, sömürüsüne karşı insanlık toplumculuğu, özgürlük ve demokrasiyi arama mücadelesi içine girmiştir. Ama batının manevi değerlerinin zayıflığı, toplumsal değerlerinin zayıflığı bu çabaların istenilen sonuçlara ulaşmasını engellemiştir. Bu çabalar toplumsallığın tarihsel değerlerine yeterince dayanmadığı için daha sonra kapitalizm tarafından etkisizleştirilmesi durumu ortaya çıkmıştır. Ortadoğu ise baskı ve zulmün ağır olduğu bir coğrafya olma yanında, manevi uygarlığın, manevi değerlerin coğrafyasıdır. Manevi değerlerin coğrafyası olmak çok çok önemlidir. Toplumsal değerlerin coğrafyası olmak çok önemlidir. Batıda Rönesans, Reform ve demokratik halk devrimleriyle birlikte düşünce ve felsefe gücü ortaya çıkmıştır. Ama Ortadoğu'nun bilgelerini, âlimlerini, peygamberlerini, dervişlerini, ermişlerini, evliyalarını, maddiyattan uzak, sadece insanlık ve toplum değerleri üzerinde yoğunlaşan insanlarını unutmak mümkün müdür? Ortadoğu böyle çok köklü düşünce ve zihniyet dünyasına dayanmaktadır. Manevi uygarlık coğrafyasıdır, yani toplumsal değerler coğrafyasıdır, insanlığı insan yapan düşünceler coğrafyasıdır. Bu açıdan gerçek özgürlük çizgisinin, demokrasi çizgisinin Ortadoğu'da çıkması da anlaşılır bir durumdur. Ortadoğu'da sorunlar ağırlaşmıştır, kapitalist moderniteyle daha ağır hale gelmiştir; buna karşı da sorunların en fazla ağırlaştığı Kürt toplumu, Kürt halkının özgürlük mücadelesi içinde Ortadoğu ve dünya sorunlarına devrimci çözüm ortaya koyan Önderlik gerçeği ortaya çıkmıştır.

Önderlik gerçeğinin bu kadar güçlü olmasının nedeni, onun manevi uygarlık coğrafyasında ortaya çıkmasıyla ilgilidir. Avrupa maddi uygarlığı temsil etmektedir, Ortadoğu manevi uygarlığı temsil etmektedir. Manevi uygarlık her zaman maddi uygarlıktan güçlü olur. Ne kadar maddi uygarlık, para, silah, şu güce, bu güce dayansa da hiçbir güç manevi uygarlığın gücünü, manevi uygarlığın yarattığı manayı, anlamı aşamaz. Ortadoğu'nun her taşı, her coğrafyası, her yeri anlam doludur, mana doludur. Bu yönüyle Kürdistan devriminin içinden çıkan bu Önderlik gerçeği, bu devrim Ortadoğu?nun manevi dünyasının yarattığı bütün değerleri anlamlaştıracak, anlamlı kılacak; onları kökleriyle buluşturacak, Ortadoğu'yu yeniden manevi uygarlığın yüceldiği bir coğrafya haline getirecek, bu temelde de insanlığa ışık tutacaktır. Eğer insan isek, toplum isek, insan ve toplum da bir anlamdır, bir manadır. Ancak bu olursa maddiyat ve maddi değerler anlam kazanır. Maneviyattan kopuk bir maddiyatçılık insan olmaktan çıkmaktır, insan olmamaktır. Bu düzeyde maddiyatçı olan bir varlık zaten olamaz. Kapitalizmin yarattığı maddiyatçılık, batının yarattığı maddiyatçılık bazılarının belirttiği gibi hayvanlaşmak da değildir. Kapitalizmin yarattığı maddiyatçılığı ve değersizliği hayvanlaşmayla özdeşleştirmek bile doğru değildir. Çünkü insanıyla, hayvanıyla, doğasıyla evren bir bütündür. Maddi dünya ise bu bütünlüğü görmeyen sığ, yüzeysel bir uygarlık haline gelmiştir.

Özellikle kapitalizmin geldiği aşama maddiyatçılığı kutsayan, maddiyatçılığı her şeyin üstüne koyan bir dünya yaratmaya yöneliktir. Günümüzün kapitalizmi batının yarattığı değerleri de yerle bir eden bir gerçekliği ifade etmektedir. Kapitalizmin şu anda ulaştığı maddiyatçılık düzeyi, Rönesans?ı, Reformu, bütün filozofları, felsefeyi, bütün düşünce akımlarını yerle bir eden, anlamsızlaştıran bir noktaya gelmiştir. Tek değer kalmıştır, tüketim değerlerine erişmek! Batının ütopyası tüketim maddelerine dayanan bir konformizmdir. Bu konformizmin insanlıkla, değerlerle, hiçbir şeyle alakası yoktur. Sadece sömürücü sınıfların daha fazla zenginleştirilmesine, onların zenginliğine zenginlik katmasına yol açan bir yaşam biçimidir. Bu yaşam biçiminin insanlıkla, toplumsallıkla alakası yoktur. Sadece kapitalizme, kapitalizmin sömürüsüne endekslenmiş bir yaşam biçimidir. Bu açıdan bütün bunlara karşı ayağa kalkan Kürdistan devrimi Ortadoğu'da, Avrupa?da da insanlık değerlerini tarih sahnesine çıkaracaktır. Bu yönüyle Kürdistan devrimi sadece Ortadoğu'nun tarihsel toplumsal değerlerini savunan bir devrim değil, batının da yarattığı toplumsal, insani değerleri savunan bir devrim karakterindedir.

Yeni Kürt toplumu Ortadoğu'nun mayası olacaktır. Kürt toplumunun kazandığı değerleri hiç kimse küçümseyemez. Kürt toplumu şu anda Türkiye'deki toplumdan da, İran'daki, Arap dünyasındaki toplumdan da farklıdır. Kuşkusuz onları küçümsemek doğru değildir. Bütün halkların toplumsal değerleri, mücadeleyle yarattıkları değerler vardır; tarihten gelen değerleri vardır. Ancak Ortadoğu'daki despotizm, egemenler, sömürücüler, iktidarda olanlar ve bu sömürücü ve baskıcı zihniyete dayanan devletler Ortadoğu halklarını nefes alamaz hale getirmişlerdir. Ortadoğu halkları bu zulümden, baskıdan kurtulmak istiyorlar. Arap Baharı bunun ifadesiydi. Son zamanlarda İran'da ortaya çıkan halk hareketi bunun ifadesidir. Başurê Kurdîstan'daki halk hareketi bunun ifadesidir. Artık Ortadoğu'daki halklar, iktidarcı devletçi zihniyetten kurtulmak istiyorlar; Arap Baharıyla bunu ortaya koydular. Ama bu halk hareketleri, ayağa kalkış, bu zulüm dünyasına karşı alternatif ortaya koyan öncülükten yoksundu. Bu açıdan emperyalist ve çeşitli güçler tarafından yönlendirilmeye ve kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışmışlardır. Bir taraftan emperyalizm, bir taraftan dinlerdeki toplumsallığı saptıran,  sapkın hareketler Arap Baharını çığırından çıkardılar. Yine bölgenin statükocu devletleri olan Türkiye, İran gibi ülkeler de bu halk hareketlerini çığırından çıkardılar. Bu açıdan Önder Apo çizgisinde Kürt Özgürlük Hareketi'nin yürüttüğü mücadele ve bunun ortaya çıkardığı Kürt toplumsal gerçeği, Kürt devrimi Ortadoğu'da halkların zihniyetini de değiştirmektedir,  mücadelelerine de yön vermektedir.

Ortadoğu halklarını değiştiren ve mücadelelerine yön veren bu gerçeklik sadece bir örgüte değil, birçok devrim yapan Kürt toplumuna dayanıyor. Bakurê Kurdîstan?daki toplumun onlarca yıla dayalı mücadelesi ve devrimi, bütün Ortadoğu'yu değiştiren bir halk gerçekliği ortaya çıkardı. Rojava Devrimi yeni duyguları, yeni zihniyeti ortaya çıkardı. Her ne kadar bu devrimci çıkışlar emperyalist güçler tarafından kendilerine göre yönlendirilmek istense de Önder Apo'nun çizgisi o kadar güçlü ve etkilidir ki, diğer halkların mücadelesinin yönlendirilmesi ve saptırılması gibi Kürt halkının özgürlük mücadelesini ve bunun etkilediği Özgürlük Hareketini saptırmak kolay olmayacaktır.

Kürdistan'da kadın özgürlük çizgisinde toplumsal, demokratik, siyasal, kültür, zihniyet ve vicdan devrimi gerçekleşmiştir. Empati devrimi gerçekleşmiştir. Devrim içinde devrimler gerçekleşmiştir. Bu yönüyle de yeni Kürt toplumu Ortadoğu devriminin mayası olmuştur. Artık birçok devrim yapmış böyle bir halk gerçekliği vardır. Bu gerçekliği kimse Ortadoğu'dan silemez. Önder Apo, ?40 yıllık verilen mücadele hazırlıktı, asıl bundan sonra özgürlük ve demokrasi devrimi Ortadoğu halklarını etkileyecektir?, değerlendirmesinde bulunmuştur. Bu yönüyle Önder Apo'nun zihniyeti ve bu zihniyetle yürütülen Kürt halkının özgürlük mücadelesi ve bu mücadele içinde yaratılan Kürt toplum gerçeği devrimci demokratik toplum gerçeğidir. Kürt kadınının, gençliğinin, bireyi, anaları, yaşlısı, çocuğu gerçeği, bütün bunlar yeni bir durumu ifade etmektedir. Ortadoğu değişiyor, değişmektedir. Hiç kimse Ortadoğu'yu artık eski kalıbına sokamaz. Amiyane deyimle ?cin şişeden çıkmıştır?. Artık Ortadoğu'da özgürlük ve demokrasi rüzgârı esecektir. Hem de kadın özgürlük çizgisinde özgürlük ve demokrasi rüzgârı esecektir. Bu ne kadar bastırılmak ve ezilmek istense de başarılı olunamayacaktır. Ortadoğu halklarının zamanı gelmiştir. Ortadoğu'nun tarihi, kültürü ayağa kalkacaktır. Önder Apo'nun büyük devrimciliği, Ortadoğu'nun tarihini ve kültürünü ayağa kaldıracaktır. Ortadoğu'nun en eski halkı olan, toplumsallık değerlerini yaratan, insanlığın mirasçıları olan Kürtler bu karakterleriyle Ortadoğu devriminin halk olarak öncüsü olacaklardır. Kadın özgürlük çizgisi en özlü, derin ve kapsamlı karakterini Kürt gerçeğinde bulmuştur. Demokratik devrim en derin gerçekleşmesini Kürt gerçeğinde bulmuştur. Özgürlük tutkusunun derinliği kendisini Kürt gerçeğinde bulmuştur. Bu yönüyle Kürt devriminde gerçekleşen özgürlük ve demokrasi tutkusu; hak, adalet, eşitlik tutkusu ve bunların derinliği Ortadoğu'yu çok güçlü biçimde etkileyecektir.

Kürt devriminin rüzgârını hiç kimse durduramaz. Kürt?ün tarih boyu çektiği acılar ve ödediği bedeller artık meyvelerini vermiştir. Acılar özgürlük tutkusuna çevrilmiştir. Zulüm demokratik devrim rüzgârına çevrilmiştir. Çekilen acılar özgür, demokratik, yaşam, hak, adalet, eşitlik, vicdan devrimlerine çevrilmiştir. Zulmün derinliği, özgürlük tutkusunun derinliğini, kapsamını ve yüksekliğini ortaya çıkarmıştır; demokratik zihniyetin derinliğini, kapsamını, yüksekliğini ortaya çıkarmıştır. Bu açıdan onlarca yıla dayanan Kürt devrimi tarihin en büyük devrimi haline gelmiştir. Tarihin en büyük devrimci rolünü oynayacak halk devrimi olarak gelişmektedir. Bunun sadece Kürtlükle alakası yoktur. Bu, Kürt?ün yaşadığı sorunlarla, Ortadoğu'da yaşanan sorunların derinliğiyle ilgili bir durumdur. Bu yönüyle Kürt Halk Önderi, Kürt Özgürlük Hareketi, Kadın Özgürlük Çizgisi, Kürt devrimi şahsında, bütün sorunları çözmüş, bütün engelleri nasıl aşacağını Önder Apo'nun çizgisinde açıkça ortaya koymuştur. Bu, Ortadoğu?da demokratik devrim olarak, toplum devrimi olarak, özgürlük, vicdan, hak adalet, eşitlik devrimi olarak gelişecektir. İnsanlık da bundan etkilenecektir. Dünyadaki sorunların çözümünün anahtarı da, Ortadoğu?da kördüğüm olmuş sorunların çözümüyle ortaya konulacaktır. Çünkü kapitalist modernite Ortadoğu'da da sorunları ağırlaştırmıştır. Kapitalist modernite Ortadoğu'ya yüklenerek burada sömürüsünü, baskısını derinleştirdiği gibi sorunlarını da ağırlaştırmıştır.

Bu açıdan Önder Apo'nun kapitalizm çözümlemeleri de çok derin olmuştur. Önder Apo kapitalizmi sadece bir ekonomik sömürü olarak görmemiştir. Kapitalizmi toplum düşmanı sistem olarak görmüştür. Bu toplum düşmanı karakterini de derinliğine incelemiştir. Kuşkusuz Marks ve Engels de kapitalizmin bu toplum düşmanlığını görerek ona karşı toplumculuğu, sosyalizmi geliştirmiştir. Ama toplumu tüm tarihselliği içinde yeterince çözümleyemedikleri için, iktidarı ve devleti yeterince çözümleyemedikleri, değerlendirmeleri daha çok Avrupa?yla sınırlı kaldığı ya da toplum çözümlemeleri istenilen düzeye çıkmadığı için kapitalizme karşı mücadele zayıf kalmıştır. Ekim Devrimi gerçekleşmiş, ama iktidara, devlete, kapitalizme karşı mücadelede yeterli sonuçlar alınamamıştır. Önder Apo'nun iktidarı, devleti, kapitalizmi bütünlüklü olarak çözen, kapitalizme karşı örgütlü demokratik topluma dayalı demokratik modernite alternatifini ortaya koyan, sosyalizmi de güçlü demokrasiye dayandıran demokratik sosyalizm çizgisi Ortadoğu'dan başlayarak dünyayı da etkileyecektir. Dünyada aslında güçlü bir özgürlük, demokrasi ve sosyalizm arayışı vardır. Bu konuda sosyalizmin karakterine denk düşen ideolojik teorik çözümlemeler şimdiye kadar yeterince ortaya konulamadığı için istenilen sonuç alınamamaktadır.

Kuşkusuz Marks, Engels ve Lenin önemli değerlendirmeler yapmışlardır, ama bütün bunlar kapitalist emperyalizmi güçlü biçimde çözecek, halkları gerçek anlamda özgürlük ve demokrasi, sosyalizme götürecek düzeyde olmamıştır. Ya da önemli eksiklikler taşımıştır. Önder Apo kadın özgürlük çizgisine dayanan, iktidar ve devletten uzak, demokratik ve ekolojik toplum paradigmasıyla hem Ortadoğu'nun sorunlarını, hem de dünyanın sorunlarını çözüme kavuşturacak ideolojik, teorik, paradigmatik çerçeveyi, tezleri, zihniyeti ortaya koymuştur. Sadece zihniyetle kalmamış, bunu onlarca yıllık yürütülen mücadeleyle Kürt kadını ve Kürt gençliğinin gerçeğinde bir bütün olarak Kürt toplum gerçeğinde ortaya çıkararak Kürt toplumunu Ortadoğu'da da özgürlüğün ve demokrasinin mayası haline getirmiştir. Tüm dünyada özgürlüğün ve demokrasinin mayası haline getirmiştir. Bu devrim, bu maya onlarca milyonluk Kürt toplumuna dayanarak hem Ortadoğu'da devrimci mücadeleyi geliştirecek, hem de dünya halklarının devrimci mücadelesine güçlü bir zemin sağlayacak, özgürlük ve demokrasi mücadelesine ivme kazandıracaktır.

 

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.