KÜRDİSTAN?DA SABİEY MENDAYİ VE ŞEBEKLER

27 Haziran 2019 Perşembe

Kuşkusuz Kürdistan?ın ülke zenginliğinden bir rengin daha kararmaması, dini-milliyetçi şovenizmin yemi olmaması ve iktidarcıların onların sırtından geçinmelerine izin verilmemelidir. Çünkü bu renkler toplumu canlı kılar.



1-Sabiey Mendayi:

Kürdistan?da yüzyıllarca yıl varolan bu etnik gruplar ve inançlar bütün baskı ve zulümlerden uzak Kürt halkıyla beraber yaşıyorlar. Özellikle çok renkli, çok inançlı ve çok uluslu olduğundan dolayı  küçük Ortadoğu gibi resmedilen Kerkük gibi bir şehirde yaşarlar. Kürdistan?da çok az bir kesimin Sabiyi Mendailer etnik grubunun özellikle din- gelenek ve ibadet biçimleri hakkında bilgisi vardır. Aynı zamanda kendilerini Arap şovenizmine karşı, yıkılmış BAAS rejimine ve DAİŞ çetelerine  karşı nasıl korudukları ve süreklileştirdikleri üzerinde durulması gereken bir gerçekliktir. Bundan dolayı unutmayalım ki, Sabiey?ler de DAİŞ çeteleri tarafından defalarca intihar bombaları saldırılarına uğramış ve katledilmişlerdir. 

Sabiey Mendayi tek tanrılı İbrahimi dinlerden sayılırlar. Hz. Adem ve Havva?dan Nuh, Nuh?un oğlu Sami, Sam?ın oğlu Şit Hz. İbrahim?e kadar gelen peygamberlere inanır. Kendi dinlerinin peygamberi olarak da Zekeriya oğlu Yahya?ya  bağlılar. Dini törenlerinden biri suyla kendilerini sıvalamaktır. Yani akarsuyla temizlenirler. Ellerinde asa olan iki din adamı tarafından biri kadınları diğeri erkekleri temizler. Bu törene tümü beyaz elbiseleriyle katılırlar. Dini sembolleri bulunan bayraklarını kaldırırlar. Bayrakları beyaz zemin üzerinde haç işaretine benzer bir şekil ve yanında 7 dal zeytin bulunur. Kutsal kitapları Kenza Rebba?dır. İki bölümden oluşur. Kendileri bu iki bölümü sağ ve sol bölüm olarak adlandırır. İlk bölümü yaradılış ve ibadet; ikinci bölümü haram, helal ve dini görevlerden oluşur. 

Sabiey olarak adlandırılmalarının sebebi, inançlarında inisiyatif veya erken iş yapmaları olduğundandır. Diğer yandan kendilerini suyla temizledikleri ve suyla bütünleştikleri için Ahwaz ve Irak?ta onlara ?saba? denilir. Bağdat, Kerkük ve Filistin?e yayılmışlardır, ancak esas yerleşim yerleri İran?ın güneyi ve Irak sınırları arasında yer alan bir yerleşim şehri olan Ahwaz?dır. Burası Hallac-ı Mansur?un çıkış yeridir. Sabiey?ler İran rejiminin soykırım ve saldırılarından dolayı Avustralya, ABD ve Avrupa?ya göç etmişlerdir. Dünya?da tahminen nüfusları 230 bindir.

Sabiey?lerin inanç ve ibadetleri tek, yalnız ve mutlak tanrı inanışıdır. Aynı zamanda 360 kişinin Allah?ın emir ve işlerini yürütmek için yaratıldığına inanırlar. ?Bismillah? kavramı Sabieyler?de yüce tanrı anlamında olan ?Bisminisarui?dir. Beş temel dini görevleri vardır. Birincisi, Tanrı?nın tek, yalnız ve mutlak olduğuna ibadet etmek: İkincisi, namaz kılmaktır (Sabieyler?de namaza apraxa denilir), güneş doğduğunda yapılan namaza da ?reşâme? denilir. Üçüncüsü, sadakadır. Sadaka bütün Sabieyler için geçerlidir, Müslümanlıktaki zekat gibi sayılır. Dördüncüsü, oruç tutmaktır. Beşincisi, ?sabağa?dır. anlamı kendini sıvalamak ve boyamaktır; ama bu ibadet kendini suya daldırarak gerçekleşir, yani akarsuyla temizlenmek, onunla bir olmak, bütünleşmektir. 

?Mendayi? kavramının veya kendi deyişleriyle ?Menda?nın kavramsal kökeni nedir? Sabiey?lerin ibadet yerlerinin ismi Menda?dır. Bu da en yakın nehrin sağ tarafının kıyıları anlamındadır. İnançlarına göre güneş kuzey tarafındaki yüce ve yükseklikte doğduğuna ve tanrı ve meleklerin evi burada bulunduğuna inanıldığı için kıbleleri kuzey tarafındadır. Sabah, öğle, ikindi ve geceleyin de iki kez olmak üzere günde beş kez namaz kılarlar. İnançlarına göre; faiz, alkol, hırsızlık, yalan, büyü, leş ve domuz eti haramdır. Sünnet olmak da tanrının yaradılışına ve onun doğal işlerine müdahale olarak anlaşıldığı için o da haramdır. 

Sabieyler?in Sami halkından ve dillerinin de Arami olduğu söylenir. İslamiyet onları kutsal kitabı, Tanrı inancı olan bir kavim olarak sayar. Kur?an?da üç yerde onların inancından bahsedilir. Tarihte Sabieyler edebiyat, şiir, tıp, mühendislik ve aynı zamanda atalarından kalan bir zanaat olarak altın ve gümüş işlemeciliğiyle tanınırlar. Sabieylerin en büyük bayramları ?pennca?dır. Yılbaşında kutlanır, üç gün sürer. Bu üç günün 1 buçuk günü inzivaya çekilmekle geçer. Bunu inzivaya toprağın kutsallığı için çekilirler. Aynı zamanda bayramlarından biri de ?şuşiyan?dır. Bunların dışında ?kutsal inanç bayramı? dedikleri bir başka bayramları da vardır. Sabieyler?de bilinen ve âlim olarak saydıkları kimi şahsiyetlerden biri de, Ebu-İshaq Sabii?dir; Ebu- İsha Abbasi döneminde ibadet ve ibadetgah veziridir. Diğer bilinen şahsiyetlerden bazıları da  Sabıt-i bin Qurre ve iki oğlu Sinan ve İbrahim?dir. Matematik, tıp, sanat ve tercümanlıkta uzmandırlar. Aynı zamanda İbrahim Bin Hilal meşhur bir edebiyatçıdır.  

Sabieyler?in elbiseleri barış, temizlik ve aydınlık inancını sembolize ettiği için beyazdır. Sakal, bıyık ve saçlarını hiç kesmezler. Erkekler ve kadınlar beyaz bir kefiye başlarına örterler. Elbiseleri doğal kumaştır ve dikilmez. Siyah rengi sevmezler ve haram olarak görürler, taziye ve hastalıkta da kara giymezler.  Taziyeleri, tören olarak 45 gün sürer. Bugünlerde ?lovan? dedikleri hayır yemeğini dağıtırlar. Bu yemek ölen ve ölenin annesi adına/sevabına dağıtılır. Lovan yemeği; balık veya kızrmızı et, ekmek, tuz, su, ayva, nar ve hurma ile yapılır; üzerine dua okunur ve dağıtılır. Yemeği taziye evinin yapması şart değildir, eğer yoksulsa dindar biri de bu görevi üstlenir ve yerine getirebilir. Oruçlarından birinde et ve hayvan ürünleri yemezler; yalnızca (ot ve baklagil vb.) yerler. 

Arami dillerden biri olan Mendayi dili 24 harften oluşur. Alfabeleri, ?elif? ile başlar ve bu harf halka şeklindedir. Aynı harf ve şekil aynı zamanda alfabelerinin son harfidir. Bu da her şeyin olduğu gibi başlangıca döndüğünü ifade eder. Yani her sonun aslında başlangıcına döndüğüne inanırlar. 

Sabiey inancından olanların  başkanları ve sorumluları dünyada ve Irak?ta şimdi Şeyh Star Cebar?dır. Şeyh Star?ın basına yaptığı bir konuşmasına göre, Sebaieyler için; ?Kutsal Kitap olan Kenza Rebba büyük bir hacme sahiptir. Kabı beyazdır. Ön yüzünde Sabiey sembolü vardır, bu sembol haç üzerinde 7 zeytin dalı şeklindedir. Tanrı?nın 7 günde dünyayı yaratmasını ifade eder. Haca benzeyen artı şekli de dünyanın kuzey, güney, doğu, batı yönlerini ifade eder. Sabieyler buna ?defreş? derler. Bayrak anlamına gelen Farsça bir kelimedir. Bu bayrak ipekten yapılan bir bezle örtülür. İpek, temizliği ifade eder. Cebrail meleği tarafından gönderilen ?defreş? Fırat nehrinde dikilir ve bu da Adem ile Havva?nın temizlenmesi içindir.? der. Şeyh Star devamında; ?Kutsal kitabımız Adem hikayeleri ile başlar. Bunun için de Kutsal Kitabımıza Adem?in kitabı da denilebilir. Bu kitap Adem çağında başlar. Adem?in oğlu Şit?e kadar sürüyor, aynı zamanda Hz. Dananuxt diğer ismiyle Şit?in oğlu İdris?, Nuh?un oğlu Sam ve Zekeriya oğlu Yahya?ya kadar da sürer. Yani bu kitap yalnızca bir peygambere inmemiştir, çünkü bütün bu peygamberlerin döneminde vardır. Zekeriya oğlu Yahya, Mamedanlı Yahya olarak da tanınır.  Hz. İsa dönemlerine yakın yıllarda yaşamıştır. Yahya?nın Mesih?in dayısının oğlu olduğu söylenir ve Mesih?e de inanır. Yer, gök, insan, evren yaradılışında İslamiyet?le hemfikirler. Yalnızca gaipler dünyası(cin, ruh vb.) inanışı İslamiyet?ten farklıdır. Onlara göre gaipler; aydınlık dünyası, yani nurlar âlemidir.? diye belirtir. Şeyh Star kadın, evlilik ve ortak yaşam için; ?Özel bir kitap yalnızca kadın, evlilik ve ortak yaşam üzerinedir. Bu da kutsal kitap Kenza Rebba?nın çerçevesindedir. Kitapta, evlilik için gönüllü birbirini seçme, yürekten sevme ve karşılıklı saygı ömür boyu esas alınması yazılır. Kadın ve erkek eşitlik düzeyinde ana ve kadın eşit görülür. Çünkü biz ?ana? ismiyle çağrılır ve tanınırız.? der. 

Sabieyler?in hiçbir zaman hiç kimseyle sorunları olmamıştır. İnanç ve ibadetlerini o kadar saklı yaşarlar ki, onların Sabiey olduğu zor anlaşılır. Baskıcı Sünni-İslamcılar ve şovenist Arap BAAS?çılar ile DAİŞ tarafından kimlikleri kabul edilmezdi. Bundan dolayı BAAS döneminde Arap olarak adlandırılırlar. Güney Kürdistan?ın Kerkük şehrinde Sabieyler vardır. Uzun bir süredir Kerkük toplumuyla birlikte barışçıl yaşarlar. Fakat yaşamları, inanç ve davranışları hakkında çok az bilgi elde edilir. Kuşkusuz sayıları az olduğu için dilleri asimile olmuştur ve çoğunlukla Arapça konuşurlar. Kerkük?te onların bir arada olduğu bir köy veya mahalle yoktur. Öte yandan 2003 yılında BAAS rejiminin yıkımının ardından Sabieyler?in yaşam ve yönetimlerinde hiçbir değişiklik olmamıştır. Onlar için ne vali meclisi, ne de Irak parlamentosu içinde hiçbir kota tanınmamıştır. Bu sebeple yok olma, bitme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ayrıca DAİŞ çetelerinin Kerkük çevresine girmesi, ardından KDP-YNK yönetiminin kaçıp, şehri 16 Ekim 2017?de Haşd-i Şabi?ye teslim etmesi etnik gruplar üzerindeki tehlikeyi daha da arttırdı.  Ötekileştirilmiş etnik gruplar, ancak Demokratik Ulus projesinde kendilerini ifade edebilir, kimliklerini-varlıklarını koruyabilir ve geliştirebilirler. Farklı ulus ve inançlar içindeki etnik grupların farklılığı, renkliliği demokrasi zenginliğidir. Bütün bu farklı renklerin bir aradılığı demokratik bir yaşamı ifade eder, bu sistem Kerkük?ü bir arada ve demokratik olarak yaşanan bir şehir olarak tanımlar.


2-Şebekler :

Kürt topluluğundan olan Şebekler, Kürdistan?da yaşayan oluşumlardan birisidir. Musul valilik sınırları ile Musul?un bereketli ovaları arasında yaşarlar. Bir kısmı Hewlêr ile Musul arasında, bir kısmı da Musul-Kerkük arasındaki Hamdaniye kasabasında yaşarlar. Musul içinde olanlar da, şehrin ötekileştirilen ve yoksullaştırılan kenar mahallelerinde yaşarlar. Nüfusları ancak yarım milyon kadar olduğu tahmin ediliyor. Dini yönden Müslümandırlar; %70 Caferi-Şii, %30 da Şafi-Sünni?dir. Şebekler?in inançlarının Alevi, Bektaşi, Kızılbaş ve Yarsanlar?a yakın olduğu söylenir. Çünkü dini törenleri kendilerine hastır. Kürtçe?de konuştukları lehçe kendilerine ait ve farklıdır. Bu lehçeye Meçoyi Goran denilir. Kakayiler?in konuşma tarzına ve Hewrami lehçesine yakındır. Aynı zamanda giyim-kuşamları kendilerine özgüdür, Kurdi-Arabi iç içe geçmiş giyim tarzıdır. Kuşkusuz köyde yaşayanlar ve özellikle kadınları kendi kültürlerine daha bağlıdırlar. Şebekler, barışçıldırlar; kargaşa, kriz ve savaş çıkartmaktan uzak dururlar. Bundan dolayı farklı din ve halklarla ilişkileri kardeşlik esasları üzerinden normal ve iyi olsun isterler. Yani sorun ve kargaşadan uzak durmayı esas alırlar, bundan dolayı çevrelerinde dürüst, temiz, hoşgörülü ve saygılı olarak tanınırlar. 

Bulundukları bölgelerden biri Zap, Xazır, Dicle nehir kıyılarıdır. Bu bölgeler iki baharın anası diye tanınır. Bundan dolayı da hayvancılık ve tarım yönünden en bereketli yerlerden biri sayılır. Aynı zamanda Musul yakınlarında oturdukları ve Musul da önemli bir ticaret merkez olduğundan, orada yaşayan Şebekler için ticaret önemli bir geçim kaynağıdır. Şebekler kültürlerini, geleneklerini ve dillerini korumuşlardır. Dini ibadetleri kendi lehçeleriyle yaşarlar. Kendi lehçelerinde şarkı söylerler. Kendi lehçesinde şarkı söyleyen Salım Şebek buna örnektir. Ayrıca semaları ve halayları kendilerine özgüdür. Bundan dolayı orijinalliklerini yitirmemişler ve genel kabul edilen mezheplere benzemeleri onları Araplaştırmamıştır. Şebekler, Sasaniler döneminde Doğu Kürdistan?dan Güney Kürdistan?a gelmişlerdir, aşiretleri Bacelan?dır. Ancak Musul ovalarına gelme ve yerleşme sebeplerine dair bir bilgiye ulaşılmamıştır. Önemli olan Şebekler kendilerini ulus olarak Kürt sayarlar ve Kürtçelerini iyi korumuşlardır. Okuma-yazma yönünden ilerletilmedikleri için bütün dini ve toplumsal belgeleri sözlüdür ve bu sözlü belgelerini çoğunlukla gizleyip, sakınmışlardır. Esasen örf ve adetlerine bağlıdırlar. Uzun zamandır bu önemli oluşum ötekileştirilmiş ve göç ettirilmiştir. Yıkılmış BAAS rejimi, 1975-1989 yıllarında Şebekler?i su ve topraklarından atmış; mal ve mülklerini gasp etmişlerdir. Rejim, onların Kürt kimliklerinden vazgeçmelerini istedikleri için 1977 nüfus sayımından onları Arap olarak kayda geçirmiştir. Araplaşmayı kabul etmeyenleri yerlerinden etmiş ve Güney Kürdistan şehirlerine göçertmişleridir. 

2003 yılında BAAS rejiminin yıkılmasından sonra Şebek halkı sularına ve topraklarına geri dönmüşlerdir. Aynı zamanda Musul valiliği meclisinde ve Bağdat parlamentosunda onlara bir kürsülük kota verilmiştir. Ancak 2003?ün ardından etnik ve mezhebi Arap milliyetçiliği şovenizminin baskı ve zulüm dalgası El- Kaide, Nusra, BAAS ve DAİŞ tarafından gelişti. Şebek Kürt topluluğu bu örgütlerin intihar bombası ve patlamalarıyla yaptıkları vahşi saldırılarının hedefi oldular. Yüzlerce masum insanı katlettip, kutsal dini-ibadet yerlerini yıktılar. Bu da Şebeklerin Musul?un pek çok şehrinden çıkıp köylerine geri dönmelerine sebep oldu. 10 Ağustos 2009?un Şebekler için en kanlı yıl olduğu söylenebilir. Vahşette sınır tanımayan El-Kaide örgütü, sabah ezanı okunurken bomba yüklü iki arabayla Şebekler?in yaşadığı köy olan Xezne?ye saldırmışlar. Halk iki büyük patlama sesiyle uyanır ve onlarcası yaralanmış ve şehit olmuşlardır. El-Kaide bununla da yetinmeyip Şebekler?in ibadetlerini yerine getirdikleri yerde bir kez daha namertçe saldırmış ve bir kez daha onlarca yaralı ve şehidin olmasına sebebiyet vermiştir. 2003?ten bugüne kadar Şebekler?in şehit sayıları İslami çete grupları ve baskıcı örgütlerin eliyle 2 binden fazla olmuştur. İnsan Hakları Örgütlerinin terör örgütlerinin eliyle zarar gören Irak halkları raporunda en fazla kıyıma uğrayan halklardan birisi Şebekler olarak geçer. 

Irak anayasasında Şebekler ötekileştirilmişlerdir ve aynı zamanda Kürdistan bölgesel parlamentosunda onları hesaba katmamışlardır; bu anlamda Irak yönetimi ve Kürdistan bölgesinde hiçbir yetki ve yönetim erkleri yoktur. Musul ve Bağdat meclislerinde tarafından onlara tanınan kürsü kotası da onların yaşamında hiçbir şeyi değiştirmemiştir. Daha çok parçalanmalarına ve yalnız kalmalarına yol açmıştır. Hatta yönetimde küçük bir iktidar hakkını almaları onların kendilerine karşı gelecek tehlikeyi görmemelerine sebep olmuştur. Öte yandan kendi kendilerini yönetme ve toplumsal-siyasi örgütlenmede zayıf kalmıştır. Bu nedenle ulusal ve bölgesel ortamlarda siyasi bir Kürt oluşumu olarak görülmezler. Bu da pasif kalmalarına ve iktidarın onları kendi keyfi ve siyasi hizmetleri için kullanmalarına yol açmıştır. 

Az bir sayıda olsa da Şebekler Güney Kürdistan silahlı ve siyasi hareketlerine katılmış ve bedel vermişlerdir. Zayıf kaldıkları yön; Şebek oluşumu olarak toplumunu savunmaktır, silahlı olarak kendilerini savunmayı düşünmemişlerdir. Bundan dolayı terör örgütleri ve baskıcı gruplar için kolay lokma olmuşlardır. Aynı zamanda Irak merkezi devleti çıkarına göre onlar üzerinden tasarruf sağlamışlardır. İşine geldiği gibi Şebekleri bazen Arap, bazen bağımsız etnik grup, bazen de Kürt olarak var saymıştır. Bu da 7 Haziran 2014 yılından sonra DAİŞ?in Musul?u işgal etmesi sebebiyle Şebeklerin yaşadığı bölgeleri kontrol altına almasına yol açmıştır. Bu nedenle Şebekler bir kez daha suları ve toprakları üzerinde katliam ve göçertilmeye uğramıştır. 2017 yazında, Musul?un DAİŞ?in elinden alınmasıyla Şebekler de kendi yerlerine dönmeyi istiyorlar, ancak köylerinin yıkılması, viran edilmesi ve tüm üretim araçlarının talan edilmesiyle yaşam yerleri enkaza dönüşmüştür. Bu nedenle bir çoğu, hala mülteci kamplarında zor ve zahmetli koşullarda yaşamaktadırlar. Irak hükümetinin ve Musul yönetiminin, onların yerleşim yerlerini yeniden inşa etmelerinin umuduyla su ve topraklarına dönmeyi ve mültecilikten kurtulmayı beklemektirler. 

Kuşkusuz Kürdistan?ın ülke zenginliğinden bir rengin daha kararmaması, dini-milliyetçi şovenizmin yemi olmaması ve iktidarcıların onların sırtından geçinmelerine izin verilmemelidir. Çünkü bu renkler toplumu canlı kılar. Bunun için Demokratik Ulus Projesi Kürdistan Şebeki oluşumlarını sahiplenmeden gerçekleştirilemez. Hatta kendi rengiyle var olmaları ve katılmaları Demokratik Ulus Projesini ve Ulusal Birliği daha da renklendirir. Hatta bir düzeyde Êzidiler?in siyasi ve örgütsel irade kazanmalarının önü nasıl açılmışsa, Şebekler için de aynı çaba ve sahiplenme göstermek önemlidir. Çünkü Musul ve çevrelerine olabilecek her bir saldırı, Şebekler?in yeniden bu saldırıların kurbanlarından biri olması demektir. 


Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.