Zagros?un Soylu Bir Oluşumu Yarsaniler

27 Haziran 2019 Perşembe

Yarsan kelimesi, yari-san yani San?ın yoldaşı, arkadaşı anlamına gelmektedir. Bundan dolayı Yarsaniler çoğu zaman dinlerine, yari (din kardeşliği) dini diyorlar. Şimdiye kadar da Kürdistan?ın birçok yerinde ve Kuzey Kürdistan?da ve Alevilerde yar kelimesi, dost, yakınlık anlamında kullanılmaktadır.



Yarsani dini, Kürdistan?ın eski bir inancıdır. Kökeni eski Mitraizm ve Zerdüşt dinine kadar uzanmaktadır. Yarsaniler?in kutsal kitabı Serencam?a göre, Yarsaniler?in çıkışı ikinci hicri yılına denk gelmektedir. Yarsanilik inancının temelini Baluli Mayyi atmış ve birkaç aşamadan geçmiştir ve her aşaması bir devre olarak kabul edilmektedir. Birinci devreye Baluli Mayyi önderlik etmiştir. İkinci devre San Sehak, üçüncü devreye Seyit Bırake önderlik etmekte ve günümüzde Seyit Bırake dönemi yaşanmaktadır. Yarsanilik?in ilkeleri San Sehak döneminde düzenlenmiştir ve şimdiki halini almıştır. Onun için Yarsaniler San Sehak?ı önder ve peygamber olarak görmektedirler. Serencam kitabında bu dinin kural ve ilkeleri yazılmaktadır ve Yarsanilik?in önder ve peygamberlerin yaşam hikayelerine de yer vermektedir. Aynı zamanda Serencam?da Yarsanilik?in önderlerinin kavle ve şiirleri de bulunmaktadır. Yarsanilikte tanrı inancı vardır, tanrıya Xewangar ya da Mihr Eli diye seslenmektedirler. İmam Ali Yarsanilerde kutsal bir kişiliktir. Yarsaniler de birçok din gibi farklı siyasi-toplumsal koşullardan kaynaklı kendi içerisinde farklı isim, yorum ve tarzları barındırmıştır. Doğu Kürdistan?da Yarsanilik Ehli-hak ve Eliyullah olarak tanınır. Fakat iktidarlar ve düşmanları tarafından domuz yiyenler olarak adlandırılırlar. Güney Kürdistan?da kendilerini Kakeyi olarak adlandırırlar. Kuzey Kürdistan?da Alevi olarak tanınırlar. Bazı okuyuculara bunlar çelişkili görünebililir ya da bu kategorileştirme doğru bulunmayabilinir, fakat bu Yarsanilik?in bir gerçekliğidir. Eğer biz Yarsanilik?in kollarının içeriğine detaylı bakarsak, hem kültürel açıdan hem de İmam Ali?nin etkisi açısından bu gerçeklik daha net ortaya çıkmaktadır. Mamoste Mıhemmed Resul Hawar ve Minorski Alevilik ve Yarsanilik?in bir olduğu konusunun altını çizmektedirler. Yarsanilerin bir araya gelip dini ilahilerini toplu halde okudukları mekanlara cem ya da cemhane denilmektedir. Cem, toplanma yeri anlamına gelmektedir.

Yarsan kelimesi, yari-san yani San?ın yoldaşı, arkadaşı anlamına gelmektedir. Bundan dolayı Yarsaniler çoğu zaman dinlerine, yari (din kardeşliği) dini diyorlar. Şimdiye kadar da Kürdistan?ın birçok yerinde ve Kuzey Kürdistan?da ve Alevilerde yar kelimesi, dost, yakınlık anlamında kullanılmaktadır. San kelimesi Yarsaniler?de Önder ve Aksakallılar için kullanılmaktadır. Mamoste Mıhemmed Emin Hewrami?ye göre, San kelimesi eski Perslerin Satrap kelimesinden gelmektedir ve ilçelerin hakimi ya da ilçelerin büyüğü, ileri geleni anlamında kullanılmıştır. Şimdiye kadar da Hewraman bölgesinin ileri gelenlerinin ya da ruspilerin ön ismi ya da sıfatı gibi kullanılmaktadır. Merdoxi, Edmunis ve Hadi Behmani?ye göre ?san? kelimesi Arap sultanlarından gelmektedir. Bazı yazar ve araştırmacılara göreyse ?san? Farsçanın şah kelimesinden ya da Arapça?nın şeyh kelimesinden gelmektedir. Fakat, san kelimesinin kökünün Zagros kökenli olması ve çok eskiden beri toplumun ileri gelenleri ve ruspileri için kullanılması görüşü gerçeğe daha yakındır. Zagros kökenli Sasaniler de ?san? kelimesini esas alarak, Şahên Şah kelimesini Sasani kelimesine dönüştürmüşlerdir.  ?Sasani? de Sanların Sanı, Mirlerin Miri veya Şahların Şahı anlamında kullanılmıştır. Buna dayalı olarak san kelimesinin Zagros ve Aryen kökenli olduğunu belirtebiliriz.

Yarsan dini çıkışında geniş bir şekilde Zagros halkları içerisinde yayılmıştır. Kürtlerin, Azerilerin ve Türkmenlerin büyük bir bölümü bu dini benimseyerek takipçileri olmuştur. Günümüzde ise bu dinin takipçileri ağırlıkta Kürtlerdir. Yarsani inancının dili, Kürtçe?nin Gorani lehçesidir. Bu dini benimsemiş olanlar, dini ibadetlerini Gorani lehçesiyle yerine getirmişlerdir. Şimdiye kadar da Ehli Hak, Eliyullahi ve Kakeyiler bu lehçe ile dini görevlerini yerine getirmektedirler. Kuzey Kürdistan ve Anadolu Alevilerinin büyük bölümü ise şimdiye kadar ibadetlerini Türkçe ile yerine getirmektedirler.

Demografik açıdan, Yarsan dinin takipçileri 16.yy?a kadar ağırlıklı bölümünü Kürdistan, Azerbaycan ve Anadolu toplumları oluşturmuştur. Kürdistan?ın Osmanlı ve Safeviler arasında parçalanmasının ardından, bu iki devletin Yarsan dinine karşı yürüttükleri siyasetlerinin bir sonucu olarak da bu dinin sınırlanmasına yol açmıştır. Ehli Hak ve Eliyullah olarak tanınan Yarsaniler?in büyük bir bölümü günümüzde Kasr-ı Şirin, Serpılızahav, Sehne, Mahideşt, Helilan, Pıştko, Kerend, Kırmanşah, Hemadan, Loristan, Demawend, Qezwin ve Azerbaycan bölgelerinde yaşamaktadır. Nüfusları bir milyon civarıdır ve Seyit Nesreddin önderlik yapmaktadır. Günümüzde Yarsanilerın kutsal yeri, Hewraman bölgesinin Perdiwer köyüdür ve San Sehak?ın mezarı da bu köyde bulunmaktadır. 

Kakeyiler de Güney Kürdistan sınırında yaşamaktadırlar ve kutsal yerleri Hewraman ve Halepçe arasında bulunan Hawar köyüdür. Hawar köyünün kutsal olarak kabul edilmesinin nedeni, San Sehak Baweyadgar?ı güvende olması için bu köye göndermiş olmasıdır. Kakeyiler; Halepçe, Süleymaniye, Germiyan, Mendeli, Bedre, Zılbatiye, Dakok, Kerkük ve Musul ile Hewlêr arasındaki birkaç köyde yaşamaktadırlar. Kakeyiler?in sayıları 200 bin civarındadır.  Aleviler de Kuzey Kürdistan ve Anadolu?da yaşamaktadırlar. İran?ın Batı Azerbaycan eyaletinde de az sayıda bir Azeri nüfus da Yarsanilik inancını yaşamaktadır.

Serencam kitabını ve yapılan bazı araştırmaları esas alarak Yarsanilik?in kökeni ve ilkelerine ilişkin bazı önemli hususlar:

a- Yarsanilik?in Kökeni

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, bu dinin kökeni Mitra ve Zedüştlük inancına dayanmaktadır.  Eğer biz Yarsanilik?in temellerini, Mitraizm ve Zerdüştlük inançları ile karşılaştırırsak, büyük bir benzerliğin olduğunu görürüz. Yaşam ve kültürlerine baktığımızda bu sonuca kolaylıkla varabiliriz. Bununla birlikte eğer tarihsel açıdan İran ve Kürdistan toplumlarına bakarsak yine de Yarsanilik?in Mitraizm ve Zerdüştlüğün bir devamı olduğu sonucuna varırız. Bu gerçekliği daha iyi görebilmemiz için, Yarsanilik?in prensip ve ilkeleri ile Zerdüştlük ve Mitraizmi karşılaştırmalıyız.

1- Mitraizmde Mihr ya da Mitra tanrının bütünlüğünden doğmuştur ve tanrının bütün sıfatlarını taşır. Yarsanilikte de İmam Ali tanrının bütünlüğünden tecelli etmiştir ve Mihr Ali olarak adlandırılır. 

2- Mitra, Mitrayilere göre yiğit ve kahraman bir kişiliktir. Özel bir silahı vardır ve izzet mihr adındaki gürzünü elinde tutmaktadır. Yarsanilikte İmam Ali yiğitliğin, kahramanlığın timsalidir ve Zülfikar adında özel silahı ile Dıldıl isimli özel atı bulunmaktadır.

3- Mitraizmde yedi rakamı kutsal sayılır, örneğin; göğün yedi katı, yerin yedi katı, yedi yıldız,  ibadethaneler için kullanılan yedi kapı, yedi direk ve yine dindeki yedi mertebe (qelereşke, hevser, serbaz, şêr, ayindar, pêkê xwur, pir) olarak belirtebiliriz. Zerdüştlük inancında da Emışasbend?ler de (kutsal ölümsüzler) yedi olarak belirtilmektedir. Bu yedilerden ilki Ahuramazda?dır ve diğer altı tanesi de Ahuramazda?nın emri altında bulunan meleklerdir. Yarsaniklikte yedi sayısı özel bir anlam taşımaktadır. Çünkü Yarsanilikte her bir oluşum ya da halka-grup yedi kişiden oluşmaktadır; yedilik, yediler, yedi halife vb.

4- Mitrayi inancında, güneş kutsal sayılmaktadır. Onun için ibadet ederken dizlerinin üstüne çöküp yüzlerini güneşe dönmektedirler. Mihrabe denilen ibadet yerleri ile ateş ve su kutsal sayılmaktadır. Zerdüştlerde ise Ateşgahlar kutsaldır ve ibadet ettiklerinde diz üstü çökerek yüzlerini güneş, ay ve çıra aydınlığına çevirirler. Yarsanilikte de Mihrabeya Dukkana Davud, Cemxane, güneş ve ateş kutsaldır. Yarsanilik inancına göre, İmam Ali öldüğünde ruhu göğe yükselerek güneşe girmiştir ve güneş İmam Ali?nin emir ve talimatları olmaksızın hareket etmez.

5-Mitraizm, çok evliliğe karşıdır ve Mitrayiler çok evlilikten uzak dururlar. Zerdüşlükte de iki evlilik yasaktır. Yarsanilikte ise, iki evlilik iyi görülmemektedir.

6-Mitraizmin amentüsü; iyi bir yaklaşım ve iyi bir ahlaktır. Zerdüştlükte ise iyi düşün, doğru konuş, güzel yap yaklaşımı esastır. İyi, güzel yapılmayan her iş, suç olarak görülmektedir. Yarsanilikte ise, yalan söylemek, yalan yere yemin etmek, hırsızlık ve ihanet en büyük suç olarak kabul edilmektedir.

7-Mitraizm inancının bazı ayrıntıları sırdır ve bu sırları sadece bu dinin rehber ve önderleri bilmektedir. Yarsanilik?in de sırları vardır ve bu sırları açıklamak büyük suç sayılmaktadır.

8-Mitraizmde Pir mertebesi, dinin en yüksek mertebesi olarak kabul edilmektedir. Zerdüştlüğün din adamlarına, Moğ (mag) denilmektedir ve Zerdüştlerin en büyük din adamına ise, Pirê Moğan denilir. Yarsanilikte de Pir din görevlilerin bir mertebesidir ve Yarsaniliğe göre, her insanın bir Pir?i olmalıdır.

9-Mitraizmde, güneş doğumu ve batımı esnasında oluşan kızıl renk görünümünü İzzet Mir?in işi olarak görme ve ona bağlama durumu söz konusudur. Yarsaniler ise gece gündüz döngüsünü İmam Ali?ye bağlamaktadırlar ve onun emriyle bu döngünün gerçekleştiğine inanmaktadırlar. Her iki dinde de gün doğumu ve batımı esnasında yapılan dua ve kutsal kitaplarındaki metinleri okumanın hayır ve sevabı büyük görülmektedir.

10-Zerdüştlükte, Zerdüşt peygamber ve dini önder olarak görülürken, Yarsanilerde ise Zerdüşt tanrının ruhunu taşıyan kutsal bir kişiliktir.

11-Zerdeştiler üç gün oruç tutarlar, Zerdüşt çocukken kaçırılarak ateşe atılır ve üç gün sonra küllerin içinden sağ çıkarak kurtulmuştur. Yarsaniler de üç gün oruç tutarlar.  San Sehak, üç gün Çiçek?in askerleri tarafından kuşatılarak aç bırakılmıştır. Üç gün oruç tutma nedeni budur.

Bu karşılaştırmalar ile Mitraizm ve Zerdüştlük ile Yarsanilik dini arasında birçok benzerliğin olduğunu görmekteyiz.

 Konuya tarihi açıdan yaklaştığımız da, bu   gerçeği daha iyi görmekteyiz. Birçok İslami ve İslami olmayan kaynaklar Kürdistan, İran ve Azerbaycan? da yaşayan toplumların büyük çoğunluğunun 11.yy?a kadar Müslüman olmadıklarını Zerdeşti, Mitrayi ve Êzidi olduklarını doğrulamaktadır. Bu konuda tarihçi ve arkeolog Abdulreqip Yusuf ?Orta Kürdistan?da Dostki Devleti ve Uygarlığı? adlı kitabında belgelerle ispatladığı gibi, 11. yüzyıla kadar Kürdistan?da Zerdüştlüğün hala büyük bir kesim içerisinde hakimiyetini sürdürdüğünü görebilmekteyiz. Birçok tarihçi bu dönemde Zerdüştlüğün Müslüman dini üzerinde ciddi etkide bulunduğunu belirtmektedir. Hatta bu dönemde birçok Müslüman din adamının ve bilginin Zerdüştlüğün etkisine girdiğinden bahsedilmektedir. Hallacı Mansur(855-923), Şahabettin Sühreverdi(1191-1253), Nur Bahşi( Mıhemmed Abdullah Musevi Horasani- 1393-1465), Nesimi (1417?de idam edilmiştir) gibi pek çok tasavvufçu, dinden çıkma ve ateşe tapanların etkisine girme ile suçlanarak öldürülmüşlerdir. Siyasal islam iktidarı, bu dinin devamı ve etkisini engellemek için İmam Gazali döneminde yasaklamaya başvurmuştur. Herkesin bildiği ve tarihin da doğruladığı gibi, Kürt coğrafyasına yerleşen siyasal İslam iktidarı 11. yüzyıla kadar Zerdüşt dinini yasaklamamıştır, bu inanca diğer semavi dinler gibi yaklaşmıştır. Avf?ın oğlu Abdurrahman, İslam Peygamberi?nin; ?Zerdüştiler kitap sahibidir, diğer kutsal kitap sahibi olan dinler gibi yaklaşılması gerekir? dediğini Halife Ömer?e aktarmıştır. İmam Şafii de Hz. Ali?nin; ?Zerdüşt Mecusilere gönderilen bir peygamberdir? dediğini belirtmektedir. Bu da gösteriyor ki İslam iktidarı 11. yüzyıla kadar Zerdüştiler?e bu şekilde yaklaşmıştır.

Birçok tarihi belgenin de doğruladığı gibi Kürdistan?ın Safevi ile Osmanlılar arasında parçalanmasına kadar Kürt?lerin çoğunluğu Êzidi ve Yarsani?ydi. Bu da 11. yüzyıla kadar Kürdistan, İran ve Anadolu?nun büyük bir bölümü İslamı kabul etmeyip, Zerdüşt olarak kaldıklarını gösterir. Bu anlamda 12. ile 16. yüzyılları arasında Kürdistan?da Zerdüştiler kalmamış ve Êzidilik ile Yarsaniilik Kürdistan?da ve bölgede büyük gelişim göstermiştir. Şüphesiz insanın aklına şu sorular gelmektedir: Zerdüştlere ne oldu, hepsi Müslüman mı oldu, yoksa hepsi ortadan kaldırıldı mı, Êzidilik ile Yarsanilik nasıl ortaya çıktı?  Bütün bu konular bir araya getirilip, Zerdüştlük ve Mitraizm ile karşılaştırıldığında, Yarsanilik?in Mitraizm ve Zerdüştlüğün bir devamı olduğu sonucuna varıyoruz. Zerdüştlüğün yasaklanmasından sonra Kürdistan, İran ve Anadolu halklarının değişik yol ve yöntemlerle Yarsanilik dini, inancıyla kültürlerinin sürdürmelerinin ve korumalarının bir aracı olmuştur. Baba Serheng Dewdan(935-1007) Yarsanilik?in ilk dönemine önderlik edenlerden biridir. 

Diğer dikkat çekici bir konu ise, her ne kadar Yarsanilik Mitraizm ve Zerdüştlüğün bir devamıysa da, İslami etkileri de taşımaktadır. Özellikle de İmam Ali?nin etkisini. Çünkü İmam Ali Yarsanilik?in bütün kolları içerisinde kutsal ve sembol kabul edilmektedir. Bu da birçok zaman Yarsaniliğin bütün kollarıyla birlikte kendi başına bir din ve inanç gibi görünmesi yerine, İslam?ın bir bölümü gibi görünmesine yol açmıştır. Şüphesiz, hem İslam iktidarı, hem de Müslüman toplumunda, İslam dininden sonra başka bir peygamberin geleceği anlayışı kabul edilmemektedir. Çünkü İslam dinine göre Hz. Muhammed, Allah tarafından insanlara gönderilmiş son peygamberdir. Bundan dolayı İslam?dan sonra ortaya çıkan dinleri kabul etmemektedirler ve en iyi durumda bunları İslam?ın bir mezhebi ya da tarikatı gibi görmektedirler. Yarsanilik?in takipçileri (bu Êzidilik için de geçerli) bazı zamanlarda kendi dinlerini bağımsız bir din olarak gösterirken, bazı zamanlarda da İslam?ın bir koluymuş gibi göstermişlerdir. Bu da bize; Yarsanilik?in önderlerinin pek çoğunun bu konu üzerinde dikkatli ve titizlikle çalıştıklarını, hem kendi toplumlarını hem de inançlarını, kültürlerini koruyabilmek için bu yola başvurduklarını göstermektedir. Bunun için Hz Ali?nin karakterinden yararlanarak, İmam Ali ile kendi aralarında bir sentez oluşturarak, kendilerini Hz Ali?nin taraftarları gibi göstermişlerdir. Bu da, amaçlarına ulaşmalarını ve İslam?ın onlara izin vermesini sağlamıştır. Bu konuda Rêber APO şunu söylemektedir: ?Kürtlerin İslam?ı karşılayışları bütünlük içinde olmamıştır. Dağ Kürtleriyle ova Kürtlerinin yaklaşımları farklı olduğu gibi, alt ve üst tabakanın yaklaşımları da farklı gelişmiştir. İslam?ın ilk fetih darbeleri karşısında teslim olmayan kabilelerle Zerdüştî din adamları, tarihte hep olduğu gibi dağların yükseklikleri ve derinliklerine çekilip direnişlerini uzun süre sürdürmüşlerdir. Direnişleri radikal ve sürekli olan başlıca kesimler, Aleviler ve Zerdeştiler olarak, ya Sünni İslam?la zıt olan bir İslam?ı ya da hiç İslamlaşmamayı tercih etmişlerdir. Dağlarındaki mekânlarından da anlaşılmaktadır ki, Alevilik geleneksel direnişçi, kültürel varlığını koruyan, asimilasyonu küfür sayan ve kendi kültürel varlıklarıyla uyuştuğu ölçüde İslam?ı kabul eden radikal kesimin inanç kültürüdür. Aleviliğe tam anlamıyla İslam kültürü denilemez. Kendi kabile ve aşiret kültürlerine en çok bağlı kalan, kendi kültürleriyle uyuştuğu ölçüde bazı İslami değerleri başkaları için değil kendileri için asimile edip içselleştiren bir kültürdür. Bu özellikleri nedeniyle beş bin yıl öncesindeki Hurri kültürleri ve dilsel varlıklarıyla benzerlik göstermeleri anlaşılır bir husustur.?

b- Yarsanilik?in Çıkışı ve Gelişimi

Daha önceden de bahsettiğimiz gibi, Serencam kitabına ve yapılan araştırmalara göre, Yarsanilik?in ilkelerinin ilk defa yazıya geçirilerek duyurulması Baluli Mayyi zamanında olmuştur. Baluli Mayyi?in asıl ismi Ömer-i Lehep?tir ve Loristanlı?dır. Hicri takvimine göre 2.yy da yaşamıştır. Baluli Mayyi Kürtler arasında Balili Dana olarak tanınır ve onun bilgeliği hakkında birkaç tane yaşam öyküsü anlatılmaktadır. Gençliğinde ilim-irfan peşine düşmüştür. Din, ilim, irfan üzerine yoğunlaşmalarından sonra bölgenin eski inanç özelliklerinin de içinde olduğu yeni bir din geliştirmenin arayışına girer. Birkaç arkadaşı ile birlikte Hewraman bölgesinin birçok yerini gezerek görüşlerini olgunlaştırmaya çalışmıştır. Bir dönem Bağdat?a gidip, İmam Cafer?ül Sadık?ın yanında eğitim görerek, onun tecrübelerinden faydalanmıştır. Bir dönemde Abbasi Halifesi Harun Reşit?in yanında bulunmuş ve Halifenin sohbet arkadaşı ve dostu olmuştur. Bu da öyle ki, bazı insanların onun Harun-i Reşit?in kardeşi olduğunu zannetmelerine yol açmıştır. Derwêşê Newroz-i Soran, kelamlarında, olumlu biri olarak Baluli Dana?yı ve onun yaşadıklarını anlatmaktadır. Söylendiğine göre Baluli Mayyi Bağdat?a gittiğinde düşüncelerini açıkça dile getirmiştir. Bu da, bazı insanların Harun Reşit?in yanına giderek; onu dinsizlik ve yoldan çıkma ile şikayet edip hakkında hüküm verilmesini istemelerine yol açmıştır. Bunun üzerine Baluli Mayyi, İmam Cafer-ül Sadık?ın daha önce kendisine ettiği nasihata uyarak, kendini deliliğe vurmuştur. Bu şekilde de, öldürülme kararının uygulanmasını engellemiştir. Muhtemelen bundan dolayı Kürtler arasında bazılarının onu Balili din (Deli Balil) olarak nitelendirilmesine yol açmıştır. Daha sonra kendisini Hewraman?a atmış, oradan da Kirmaşan(Kirmanşah)?a gitmiştir. Burada görüş-düşüncelerini yaymıştır. Bawa Nıcumê Loristani, Bawa Loreyi Loristani, Bawa Recebê Loristani ve Bawa Hatem Balil?in bilinen yar?larındandır. 

Baluli Mayyi bir şiirinde ?Balu başlı başına bir şahsiyettir/ insanlar beni cahil ve aptal görürler/ kim görmüş ki deli divanelerin evren hakkında bilgili olduklarını/ bazı arkadaşlarım ya da düşmanlarım beni deli divane görürler/ oysa ben eski İran dininin canlandırılması için diyar diyar dolaşıyorum.? demiştir.

Baluli Dana?dan sonra Bawa Serhengê Dewdan(935-1007) ikinci dönemin önderidir ve Yarsani inancını yaymak istemiştir. Bawa Serheng, İbrahim Dedwan?ın oğludur. Dedwan, Şaho dağının yakınlarında doğmuştur. Bawa Serheng, Yarsani dininin taraftarlarını arttırmıştır. Yarsani dininin pozisiyonunu Hewraman bölgesinde güçlendirmiştir. Onun döneminde kadınlar, önemli roller üstlenerek öne çıkmışlardır ve onun ?halkalar?ında yer almışlardır. Dayê Tewrizê Hewrami de Bawa Serheng?in yar?ıdır. Bawa Qeyseri Hewrami, Bawa Serênci Kelani ve Bawa Gerçıki Hewrami onun diğer bilinen etkili yarlarındandır. Bawa Serheng, Hewraman?ın Tewêla köyünde yaşamını yitirir ve orada gömülür.

...

(Bu yazının devamını sitemizde pdf dosyası olarak ?Kürdistan?da Yaşayan Halklar ve İnançlar? konulu Komünar dergisinden okuyabilirsiniz.)

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.