TASFİYECİLİĞE VE KOMPLOCUĞA KARŞI MÜCADELE DOĞRUDAN SOYKIRIMCI SÖMÜRGECİLİĞE KARŞI MÜCADELEDİR

15 Ağustos 2019 Perşembe

Eleştiri-özeleştiri PKK içinde yanlışlıklara ve her türlü ideolojik örgütsel saldırıya karşı örgütü savunma silahı olmuştur.

 

PKK ilk çıkışından itibaren komplocu, tasfiyeci pratikler ve saldırılarla karşı karşıya geldiği gibi 15 Ağustos?ta gerilla hamlesini başlatmasından sonra da komplocu ve tasfiyeci saldırılarla karşı karşıya gelmiştir. Özellikle Türk devleti Kürt halkının özgürlük mücadelesine karşı komplo geliştirme, tasifiyeciliği dayatma konusunda önemli bir tecrübeye sahiptir. Komplocu ve tasfiyeci pratikler konusunda derinleşen bir devlet gerçeği vardır. Aslında Türk devletinin 20. yüzyıldaki karakterinde komploculuk ve tasfiyecilik genleri vardır. Özellikle İttihat Terakki?den bu yana 19. yüzyılın sonundan itibaren hem Osmanlı İmparatorluğu içinde hem de Osmanlının devamı olan Türkiye Cumhuriyeti içinde komploculuk bir siyasi tarz haline gelmiştir. Hem muhalif siyasi güçlere karşı komplocu ve tasfiyeci bir gelenek oluşmuştur hem de kendi içindeki iktidar mücadelesinde komplocu ve tasfiyeci bir geleneğe sahiptir. Bizans?ın komploculuğundan, tasfiyeciliğinden, entrikasından söz edilir, yine Ortadoğu?nun Şark Kurnazlığından söz edilir. Aslında Osmanlı İmparatorluğu bu iki geleneği birleştirmiştir. Bu iki geleneği birleştirerek siyasette tasfiyeciliği ve komploculuğu bir tarz ve çizgi haline getirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti özellikle de Kürt halkının direnişlerine karşı, Kürt halkının özgürlük ve demokrasi taleplerine karşı hep komplocu ve tasfiyeci yöntemlerle yaklaşmıştır. Bu karakterini 15 Ağustos gerilla hamlesinden sonra da gündeme koymuştur. Nitekim 1987 yılıyla birlikte çok boyutlu bir özel savaş devreye konulmuştur. Koruculuk geliştirilmiştir, Olağan Üstü Hal valiliği örgütlendirilmiştir, bu yönüyle Kürdistan?da bir özel ve psikolojik savaş örgütlenmeye çalışılmıştır. Bunun bir boyutu da Kürt toplumundaki çeşitli sınıf ve tabakaları ajanlaştırma, Özgürlük Hareketine karşı kullanma olduğu gibi bir boyutu da örgüt içini etkilemek, örgüt içine seslenmek, örgüt içindeki zayıf unsurları Özgürlük Hareketinin mücadelesine karşı çıkarmak olmuştur. Ya doğrudan ya da yönlendirerek örgüt içinde tasfiyeci eğilimleri teşvik etmiştir, kışkırtmıştır. Tasfiyeci eğilimlere zemin sunan çalışmalar yürütmüştür.  Gerilla mücadelesi sonrası ortaya çıkan provakatif olaylarda Türk devletinin doğrudan ya da dolaylı yönlendirmesini, teşvikini ve zemin sunmasını görüyoruz. Dörtlü çete denen gerilla içinde çıkan tasfiyeci provakatif kişilikler bir yönüyle toplumsal zeminden kaynaklanırken diğer yandan da Türk devletinin tahriki, teşviki, ön açması sonucu tasfiyeci pratiklere yönelmişlerdir. Bu konuda özel savaş merkezleri kurulmuştur. Her şehirde özel savaş birimleri kurulmuştur. Kürt halkı içinde nasıl kafa karışıklığı yaratılacak; gerillada nasıl yanlış eğilimler geliştirilecek; bunlar tamamen özel savaş merkezleri tarafından yoğunlaşılan konulardır. Zaten Şırnak bir özel savaş merkezi olarak kurulmuştur. Şırnak?ın il yapılmasının nedeni askeri olduğu kadar Kürt toplumuna yönelik özel savaşın, kirli savaşın, psikolojik savaşın yürütülen bir merkez haline getirilmesidir. Gerilla içinde kontravari taktiklerle Özgürlük Hareketi zayıflatılıp, toplumdan ve demokrasi güçlerinden koparılmaya çalışılırken, diğer taraftan Şemdin Sakık gibi bir kontra kişiliğin tahrik ve teşvik edilmesi, önünün açılması gerçeği vardır. Şemdin Sakık sadece toplumsal zeminden kaynaklanan bir tasfiyeci kişilik değildir. Kuşkusuz Kürt egemen geleneğinden gelen, Kürt işbirlikçiliğinden gelen damarı vardır. Böyle bir zeminden beslenmiştir. Ama bunun yanında gerilla komutanlığı yaptığı yerlerde özel savaş merkezinin bu kişiyi her bakımdan örgüt içinde provokasyona,

tasfiyeciliğe teşvik ettiği, bizzat öne çıkararak örgüt içinde bu kişilikle Özgürlük Hareketini etkisizleştirmek istediğini görüyoruz. Amed pratiğinde de aslında Türk devletinin yönlendirmesi vardır. Dersim pratiğinde de Türk devletinin yönlendirmesi vardır. Öte yandan özel savaş merkezi, psikolojik savaş organlarıyla bu kişiyi PKK içinde önemli ve büyük bir komutan olarak göstererek örgüt içinde hakim olmasını sağlamaya, mücadeleyi sağa çekecek, tasfiye edecek eğilimlerini örgüt içinde hakim kıldırmaya çalışmışlardır. Bir taraftan Türk devleti, diğer taraftan da Kürt işbirlikçilerin etkileri, öte yandan bölgede hegemonya peşinde koşan uluslararası güçlerin üzerinde hesap yaptığı ve oynadığı bir kişilik haline gelmiştir. Bu kişiliğin örgüt içinde bu kadar öne çıkması ve giderek pervasızca neredeyse örgütü ele geçirir pratik içine girmesi kesinlikle sadece kendisinin gücüyle ortaya çıkan bir durum değildir. Toplumsal zeminin, soykırımcı sömürgeciliğin, Kürt işbirlikçiliğinin, uluslararası güçlerin buna sunduğu zemin ve teşvik bu tasfiyeci provakatif çizgisinin örgüt içinde örgütlenmesine ve örgütü ele geçirme doğrultusunda çalışmalar yapmasına yöneltmiştir. Bu tasfiyeci kişilik bilinçli olarak Önder Apo?nun özgürlük mücadelesini geliştirmedeki en temel güç kaynaklarını ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Parti gerçeğini sabote etmek ve parti yerine kendisini ortaya koymak, parti bilinci, parti örgütlülüğü yerine kendisinin egemen ağalık kültürünü örgüt içinde hakim kılmak isteyen bir tasfiyeci ve provakatif kişiliktir. Hareketin en temel gücü olan partileşmeyi, parti çizgisini örgüt içinde sabote etmiştir. Karakteri ve tutumuyla kadroların, savaşçıların partileşmesi önünde en temel engel olmuştur. Sadece kendisine itaat eden kadrolar, savaşçılar yetiştirmek istemiştir. Bu zaten başlı başına Önderlik, Özgülük Hareketi karşıtlığıdır.

PKK çizgisini gerilla içinde tasfiye etme girişimidir. Öte yandan Önder Apo?nun destansı çalışmam dediği PKK?nin, Kürt Özgürlük Hareketinin ideolojik olarak derinleşmesinin, genişlemesinin ve yeni kimliğinin ifadesi olan kadın özgürlük çizgisini de bilinçli sabote etmiştir. Kadınları örgüt içinde etkisizleştirmek, kadının örgüt içinde etkili olmasının önüne geçmek için yoğun çaba sarf etmiştir. Bir taraftan kadını gerilladan uzak tutarak, gerilla dışına atarak bunu yaparken diğer taraftan kadını düşürerek, kadının iradesini kırarak, kadını sadece geleneksel rol içinde tutarak Önder Apo?nun bu büyük destansı çalışmasını sabote etmek istemiştir. Önder Apo?nun kadın özgürlüğü çizgisinde örgütü, Özgürlük Hareketini, halkı güç yapmasının önüne geçip kendi otoritesinin etkisini örgüt içinde hakim kılmak istemiştir. Çünkü kadın özgürlük çizgisinin geliştiği yerde toplum da güçlü olacaktır, örgüt de güçlü olacaktır, militanın özgürlük çizgisi de gelişecektir. Bu da tabi ki Şemdin Sakık?ın düşündüğü toplum gerçeğini, yönetim gerçeğini, zihniyetini reddeden, yıkan, onun anlayışlarının örgüt içinde yaşanmasına fırsat vermeyecek bir örgüt, özgürlük anlayışının, yoldaşlık anlayışının, örgüt gerçeğinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Kadına bu kadar düşmanlık yapması bu nedenledir. İdeolojiktir, örgütseldir, teoriktir, politiktir. Sadece Zeki?nin düşkünlüğüyle izah edilemez, hatta kadını düşürmesinin ve düşkünlüğünün de bir ideolojik temeli ve ideolojik yaklaşımı vardır.  Böyle bir ideolojik yaklaşımla bu tasfiyeci provakatif çizgisini örgüte dayatmıştır. Önder Apo zaten örgüt yaklaşımına bakarak bunun parti karşıtı, Önderlik çizgisi karşıtı Kürt egemen sınıfların, sömürgeci güçlerin, işbirlikçiliğin ve uluslararası güçlerin hizmetinde olan, onlar tarafından hem teşvik edilen hem zemin sunulan hem de onların hizmetine giren, onlar adına örgüt içinde tasfiyeci provakatif çalışma yürüten bir kişilik olduğunu anlamıştır.

Önder Apo onu sadece Zap?taki pratiğinden değil, 1994 yılında önderlik sahasından İran üzeri Dersim?e giderken yolda tasfiyeci karakterini görmüştür. Hatta daha o zaman 2003 tasfiyeciliğinin öncülerinden olan Ferhat?la buluşmak istemiştir. Urmiye?den Zelê?ye giderek Ferhat?la görüşmek istemiştir.

Önder APO bu görüşmeyi engellemiştir. Ferhat?la görüşmek istemesi iki aynı zihniyetin birleşerek örgüt içinde Önder Apo?nun çizgisini tasfiye etme, işbirlikçi, milliyetçi çizgiyi egemen kılma yaklaşımıdır. Ferhat?ın kadın yaklaşımı da, örgüt yaklaşımı da, gerillaya yaklaşımı da Zeki?yle aynıdır. Her ikisi de gerillaya inançsızdır. Gerilla mücadelesini sadece bazı eylemler yaparak kendileri için siyasi araç olarak kullanmak istemişlerdir. Gerillayı Kürt halkının özgürlük mücadelesini zafere, başarıya götürmede, Kürt halkının ayağa kalkışında, özgürleşmesinde önemli bir mücadele aracı olarak görme yerine, sadece kendilerinin güç olmasını sağlayacak, siyasi bir araç olarak ele almışlardır. Zaten Zeki esas olarak gerillayı tasfiye etmeyi amaçlayan bir yaklaşım içindeydi. Öyle gerillayı güçlendiren bir yaklaşım içinde değildir. Artık gerillayla sonuç alamayacağını, işbirlikçilik yapılması ve teslim olunmasını dayatan bir çizgidedir. Ferhat?ın çizgisi de böyleydi. Bu bakımdan gerillaya teslimiyeti dayatırken tabi ki örgüt tasfiyeciliğini de geliştirmişlerdir. İdeolojik ve siyasi anlayışları aynıdır. İdeolojik olarak burjuva, milliyetçidirler. Siyasi olarak da çeşitli güçlere, işbirlikçiliğe dayanan bir anlayışları vardır. Bu nedenle Önder Apo?nun özgürlükçü, bağımsızlıkçı çizgisine karşıdırlar. Tamamen işbirlikçiliğe ve uluslararası güçlere bağlı bir politik çizgiye sahiptirler. KDP çizgisinin farklı bir versiyonunu PKK içinde ve Bakurê Kürdistan?da uygulamak isteyen kişiliklerdir. Zeki güçlendiğini düşündükçe bunu daha fazla ortaya koymuştur.

Öte yandan bizzat kendisini örgütlemeye çalışmıştır. Partiyi değil, kendisini örgütleyen yaklaşım içine girmiştir. Bütün bunlar tabi ki gerillanın Türk devletini zorlaması, uluslararası güçleri zorlamasıyla bağlantılıdır. PKK?nin öncülük ettiği mücadele Türk devletini çıkmaza soktuğu gibi, uluslararası güçlerin bölgedeki işbirlikçi politikalarını da zayıflatmaktadır. Bu nedenle bu güçler örgüt içinde bu tür tasfiyeciliği teşvik ve tahrik ederek PKK?yi kendileri önünde engel olmayacak bir çizgiye çekmeye çalışmışlardır. Yıllar boyu Apo?ya hayır PKK?ye evet, derlerken aslında Önderlik çizgisini reddedecek bir PKK?yi kabul edecekleri, onunla çalışabileceklerinin mesajını vermişlerdir. Zaten Apo?ya hayır PKK?ye evet, denilmesi bu tür tasfiyeci kişilikleri teşvik ve tahrik etmek ve onlara zemin sunmak amaçlıdır. Apo karşıtı olursanız, çizgisine karşı çıkarsanız sizinle ilişki kurarız, yaşam hakkı tanırız, size yer veririz, rol veririz, mesajı vererek bunların örgüt içindeki tasfiyeciliklerini cesaretlendirmişlerdir. Şemdin esas olarak PKK içine dayatılan tasfiyeciliğin yeni bir boyut kazanmasını ifade etmektedir. Önceleri Semir, Şener, Kör Cemal, Hogır, Şahin Baliç gibilerin tasfiyecilikleri vardı. Zeki tasfiyeciliği bunların tümünün kendisinde somutlaşmasını ifade etmektedir. Zeki örgüt içindeki bütün zayıflıklara, bütün tasfiyeci eğilimlere seslenmiştir. Önder Apo bu tür tasfiyeciliğe karşı her zaman tedbir geliştirmiştir. Tedbirlerin başında parti çizgisini, anlayışını ve örgütlülüğünü geliştirmek olmuştur. Parti bilincini geliştirmek, parti ruhunu geliştirmek Önder Apo?nun en temel çalışması olmuştur. Bu nedenle benim partiden başka bir şeyim yoktur, temel gücüm partidir, demiştir.  Partiyi temel güç kaynağı gördüğünden her türlü tasfiyeciliğe ve saldırıya karşı savunma olarak da partileşmeyi esas almıştır. Kadroları, militanları partileşme çizgisinde eğitmeyi esas almıştır. Yine kadın özgürlükçü çizgisini de her türlü tasfiyeciliğe karşı bir kalkan olarak görmüştür. Kadın hareketine, kadın özgürlük çizgisine her zaman ideolojik mücadelede öncü olacaksınız, örgüt mücadelesinde öncü olacaksınız, demiştir. Kadını örgüt içinde bir eleştiri gücü olarak ele almıştır. Kadının eleştiri gücünü görerek örgüt içindeki her türlü tasfiyeciliğe karşı örgütü koruyan bir zihniyet, bir kurumlaşma yaratmak istemiştir. Her ne kadar sömürgeciler, işbirlikçiler ve tasfiyeciler ilk önce kadını vurun, yaklaşımıyla hareket etmiş olsalar da Önder Apo da buna karşı onların ilk kadını vurun, kadın üzerinden toplumu teslim alın, kadın üzerinden örgütü teslim alın politikalarına karşı kadını güçlendirerek cevap vermiştir. Kadını güçlendirerek örgütü korumayı, sağlamlaştırmayı ve savunmayı esas almıştır. Kadının özgürlük mücadelemizdeki önemli bir yeri de bu karakteridir. Öte yandan tabi sürekli kadro eğiterek, eğitim çalışması yaparak da bu tür tasfiyeciliğin önünü almaya çalışmıştır. Kadro çalışmasının bir yönü de tasfiyecilere karşı örgütü güçlendirme çalışmasıdır. Kuşkusuz her türlü parti dışılığa, örgüt karşıtlığına karşı mücadele açısından da eleştiri-özeleştiriyi örgütün temel güç kaynağı haline getirmiştir. Eleştiri ve özeleştiriyi PKK içinde etkin işleterek tasfiyecilerin erkenden açığa çıkmasını, eleştiri-özeleştiriyle etkisiz hale getirilmesini sağlamıştır. Bu yönüyle tasfiyeciliğin tasfiyesini hedefleyen bir eleştiri-özeleştiri düzeyini örgüt içinde sürekli geliştirmiştir. Her ay, her yıl Önder Apo açısından eleştiri-özeleştiri düzeyini geliştiği aylardır, yıllardır. Eleştiri-özeleştiriyi de her tür tasfiyeciliğe, gericiliğe, her türlü yanlışa, örgüt içi geriliklere karşı mücadelenin en temel silahı olarak ele almıştır.

Düşmanın, işbirlikçiliğin, uluslararası güçlerin örgüte el atarak, örgüt içinde yanlış eğilimleri geliştirerek hareketi teslim alma, tasfiye etme politikalarına karşı bir sürekli mücadele çizgisi haline getirmiştir. Eleştiri-özeleştiri PKK içinde yanlışlıklara ve her türlü ideolojik örgütsel saldırıya karşı örgütü savunma silahı olmuştur. Örgütü savunma çizgisi olmuştur. Zaten tasfiyecilerin en fazla karşı olduklarından biri de eleştiri-özeleştiridir. Eleştiri ve özeleştiri silahını ortadan kaldırmak istemişlerdir. Zeki bulunduğu alanlarda eleştiri ve özeleştiriyi etkisiz hale getirmiştir. Kendisinin emirleri vardır, herkes uyacaktır. Bunun dışında düşünülmesi, tartışılması, Zeki?nin politikalarının eleştirilmesi ve bu temelde kadronun, militanın güç olması söz konusu değildir, kadının güç olması söz konusu değildir. Önder Apo?nun geliştirmek istediği eleştiri-özeleştiri silahını da kırıp militanı iradesiz kılarak kendisini örgüte hakim kılmak istemiştir. PKK?nin en önemli silahı, örgüt anlayışı, örgütü düzeltme aracı özeleştiri ve eleştiri silahı olurken, Zeki bunu öldürmüştür. Bunun en somut örneği, eleştiri ve özeleştiriyi kendisinde öldürmesidir. Kendisi eleştirilecek ve özeleştiri verecek kişi değildir. Kendisini böyle konumlandırmıştır. Sadece ben eleştiririmx sadece ben suçlarım, anlayışındadır. Böyle bir örgüt ve komutan anlayışını hakim kılmak istemiştir. Nitekim 1995?in Aralık ayında ilk defa katıldığı geniş bir merkez komite toplantısında herkes özeleştiri verirken Zeki özeleştiri vermemiştir. Eleştirileri kabul etmemiştir, ben böyle değilim, demiştir. Benim pratiğim bu değildir, demiştir. Ve böyle diyerek ve bu düşüncede ısrar ederek özeleştiri vermekten kaçınmıştır. Ancak bütün merkez yapısı bu tutumunu kabul etmeyip özeleştiri isteyince özeleştiri vermeye mecbur kalmıştır. Özeleştiri vermemesinin, eleştirileri kabul etmemesinin, sindirememesinin nedenini ilk defa böyle bir toplantıya katıldığını, bu düzeyde eleştirilerle karşılaşması olduğunu söyleyerek kendi gerçeğini ortaya koymuştur. Tümüyle de eleştiri özeleştiri veren bir tutum ortaya koymamıştır. Ama sınırlı da olsa bir özeleştiri verme durumunda kalmıştır. Gerçekten de o güne kadar özeleştiri vermemiştir. Kendisinin yaptığı her şeyi doğru görmektedir. Ve bu anlayışla da örgüt içinde eleştiri ve özeleştiriyi bir tarafa atmıştır. Aslında merkez komitesine de eleştiri özeleştiri anlayışını tasfiye edip kendi anlayışını dayatmak istemiştir. Eleştirileri boşa çıkararak eleştiri diye bir şey yoktur, benim doğrularım vardır, dayatması içinde bulunmuştur. Tabi ki partinin bir gücü, bir kültürü, bir tarihi, bir geçmişi vardır. Zeki?nin bu dayatmalarını kabul etmemiş, istenen düzeyde olmasa da Zeki?ye geri adım attırılmış ve örgüt çizgisine gireceksin, denilmiştir. Bu örgüt çizgisine girmeden, eleştiriler karşısında özeleştiri vermeden bu örgütün içinde kalınamayacağını, bu örgütün yöneticisi ve militanı olmanın en temel koşullarından biri eleştiri ve özeleştiriye açık olmak gerektiğini kabul ettirmiştir. Kuşkusuz Zeki geri adım atarken örgütün anlayışını ve zihniyetini samimi ve inanarak kabul etmemiştir. Ama bu merkez toplantısında Zeki?nin örgütten ayrı bir kişi olduğunu, örgütün ruhuyla, karakteriyle Zeki?nin karakteri ve ruhunun ayrı olduğu çok açık bir biçimde ortaya çıkmıştır. Zaten bu merkez toplantısında böyle bir geri adım atmış olsa da sonrasında da tutumunda ısrar ederek örgüt çizgisi karşısında kendi çizgisini dayatma tutumunu sürdürmüştür. Önder Apo bu tür tasfiyeciliklerin bir yönüyle de örgüt içinde yaşanan, gerillada yaşanan sorunların çözülememesi, bu sorunların varlığından güç aldığını görmüştür. Özellikle de reel sosyalizmin dağılması sonrası dünyada gelişen sosyalizme, yani toplumculuğa inancın zayıflamasından da güç alarak sosyalizm karşıtı düşüncelerini dayatmak istemişlerdir. Reel sosyalizmin yıkılmasından sonra kapitalist, işbirlikçi güçlerin sosyalizmin iflas ettiğini, böyle bir ideolojinin, düşüncenin geleceği olmadığına yönelik propagandasının bu kişiliklerde sonuç vermesinin ifadesidir. Reel sosyalizmin, Sovyetlerin dağılmasından sonra örgüt içinde bir kısım kişiler kapitalist emperyalist güçlerin propagandasından etkilenerek Önder Apo?nun çizgisine, PKK?nin bu temelde yürüttüğü mücadeleye inançsızlık beslemeye, bu temelde de işbirlikçi, milliyetçi bir çizgiye yönelme yaklaşımı içinde olmuşlardır. Zeki ve benzer tasfiyeciliğinin özellikle 1990?lı yıllardan sonra ortaya çıkmalarında bu tür gelişmelerin de etkisi bulunmaktadır. Zaten Zeki açıkça sosyalizm karşıtlığı yaptığı gibi artık dünyada tarihin sonunun geldiğini, artık dünyada tek ideoloji vardır biçimindeki neoliberal anlayış Zeki?de yankısını bulmuştur. Bir taraftan sosyalizme inançsızlık yaşanırken, bunun türevi olarak da milliyetçi çizgiye yönelmişlerdir. Bir taraftan uluslararası emperyalist güçlere, diğer taraftan da işbirlikçi milliyetçiliğe yakın olan bir ideolojik politik çizgi savunuculuğuna girmiştir.

Bunun diğer ayağı da soykırımcı sömürgecilikle işbirlikçiliktir. Çünkü bu güçlerin soykırımcı sömürgecilerle doğrudan ilişkileri vardır. Soykırımcı sömürgecilik, işbirlikçi Kürt milliyetçiliği ve uluslararası güçler bir bütünün parçasıdırlar. Komploda nasıl bütünleştikleri görülmüştür. Aslında komploda bütünleşip komployu gerçekleştiren güçler öncesinde örgüt içinde tasfiyeciliği geliştirerek amaçlarına ulaşmak istemişlerdir. Zaten komplocular bu tasfiyeci girişimlerinden sonuç alamayınca o zaman uluslararası komploya yönelmişlerdir. Zeki tasfiyeciliği Önder Apo ve örgüt karşıtlığını birçok boyutuyla sürdürmüştür. Bir boyutu da kendisinin daha çok Kürdistan?ın Kuzey eyaletlerinde kalmasıyla ilgili yaptığı değerlendirmeler ve bu yönlü savaşçı yapısını şekillendirmesidir. Zeki bir dönem Amed eyaletinde kalmıştır; 1994?te önderlik sahasında gördüğü eğitimden sonra da Serhat üzeri Dersim eyaletine gönderilmiştir. Zeki sanki mücadelenin sadece buralarda olduğunu,  Medya Savunma Alanlarında olan yönetimin savaş içinde olmadıklarını, savaşı esas olarak kendilerinin geliştirdiklerini, zorlukları kendilerinin çektiğini ama Bakur eyaletlerine yeterince imkan verilmediğini, kadro aktarılmadığın vb. bir çok yönde çeşitli değerlendirmeler yaparak kadro, örgüt yapısını örgüt yönetimine karşı kışkırtmak istemiştir. Tabi doğrudan Önder Apo?yu hedef alamadığından Medya Savunma Alanlarındaki örgüt yönetimini hedef almıştır.  Önder Apo hem pratiğini, kadın yaklaşımını, kendisini örgütleme gerçeğini ve örgüt yönetimine olan bakışını görerek Zeki?yi Medya Savunma Alanlarına çağırmıştır. Burada Zeki?yi netleştirmek istemiştir. Ama o sanki bir muzaffer komutan edasıyla Başurê Kürdistan?a gelmiş, yönetim aleyhinde çalışmaya başlamıştır. Yönetim aleyhinde değerlendirmelerle, propagandalarla yönetimi etkisizleştirip kendisini hakim kılmaya çalışmıştır. Aslında yönetim alanına gelmesi Zeki tasfiyeciliğinin teşhir olmasında, deşifre olmasında önemli rol oynamıştır. Çünkü Medya Savunma Alanları aynı zamanda yönetim gücünün güçlü olduğu, örgüt ölçülerinin belli düzeyde hakim olduğu, eleştiri özeleştirinin var olduğu, parti dışı yanlışlıkların açıktan yapılamayacağı, bu yönüyle parti dışılıkların kendisini daha çabuk açığa vereceği bir zemin olmaktadır. Nitekim Zeki Medya Savunma Alanına, yönetimin bulunduğu alanlara gelince, bu alanlara yakın olunca parti dışı, örgüt dışı karakteri, ideolojik olarak parti dışı zihniyeti her gün kendisini daha fazla açığa vurmuştur.

Yazının devamı KOMÜNAR 74/PKK PDF?tedir?

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.